Aydın’da bir garip öykü ve Konuralp

  • 27.05.2022

   Hikâye 1958 yılında geçiyor.

   Ara Güler gazetecilik döneminde Adnan Menderes’in yapacağı bir baraj açılışı için Aydın’a gider. Fotoğrafı erkenden çekip göndermek için yolculuğu üç gün önceden yapar.

   Gittikleri gün doğru ışığı yakalayamadığı için fotoğraf işi olmaz. Güler şöyle anlatıyor: “Biz o arabayla Nazilli'ye Nazilli'den de Kemer Barajı'na gittik. Bir gittim, fotoğrafı çekmenin imkânı yok çünkü fotoğraf ters ışıkta kalıyor. Fotoğrafı çekemedik akşam da saat 5 oldu. Şoförün evine dönmesi lazım. Fotoğrafı da çekemedik. Dağa çıktım, belki güneş gelir de o yönden daha iyi fotoğraf çekilir diye. Birkaç fotoğraf çektim” (Bu kısımda "Çektim anlayacağın birkaç enayi resmini" diyor.)

*

   Akşam şoförle birlikte dönmeye çalışırlar. Ancak yollarda kaybolarak, bulundukları yere en yakın yerleşim yerine, yani Geyre’ye giderler.

   Ara Güler, burada gördükleri karşısında şaşkına döner. Henüz elektriğin bile gelmediği bu köhne köyde hiç aramadığı bir şey bulacaktır. Köy kahvesine bakar, bir grup köylü antik Roma taşlarını masa olarak kullanıyor. Bir şeyler içiyor, kâğıt oynuyorlar. Bazı yapıların dayanak noktalarında yine antik sütunların olduğunu görüyor. Köy, bu tür kalıntılar içinde kalmıştır. İnsanlar da bu tarihin içinde…

*

   Şunları söylüyor Güler:

   "Sabahın ilk ışıklarında çıktım. Fotoğraf makinemi aldım. Başladım buraları dolaşmaya. Bir baktım ki bir lahit. Lahitlerin üstüne üzümleri doldurmuş lahitin içinde üzümlerin üstüne çıkmış herifler şıra yapıyor. Lahitin altını delip, plastik kova koymuşlar şıra yapıyorlar.

   Lahitlerin üstünde çamaşır yıkıyorlar. Ters heykeller duruyor, taş diye kullanmışlar. Allah Allah ne garip yerdir. Ne buldumsa fotoğrafını çektim.

   Köylüler bir hipodrom olduğunu söyledi beni oraya da götürdüler. Bir baktım içinde adamlar ot biçiyor, orakla ot biçiyorlar."

   Ara Güler, bu ilginç köyü “Bu tarafa bakıyorum (Sola dönüyor) 20. asır, bu tarafa bakıyorum (sağa dönüyor) 15. asır. Bu tarafa bakıyorum (En sağına dönüyor) Roma Dönemi'ne bakıyorum. Bundan daha enteresan ne olabilir?” şeklinde tanımlar.

*

   Çektiği fotoğraflarla birlikte bir metin hazırlar.

   Bu metin İngilizceye çevrilir ve hikâyeyi ilgi çekici bulan Architectural Review ve Horizon dergisi röportajı yayınlar. Bu yolla dünya basınına dağıtılan fotoğraflar bir anda büyük yankı uyandırır.

   Amerika’dan gelen arkeologlar Geyre’de araştırma yapmaya başladıklarında burasının Roma İmparatorluğu’na ait, tarihi MÖ. 500’li yıllara dayanan ve ismini tanrıça Afrodit’ten alan Aphrodisias antik kenti olduğunu anlar.

   (Aşağıya hem Ara Güler’in fotoğraflarını hem de benim amatör Aphrodisias fotoğraflarımı bırakıyorum)

*****

   Şimdilerde bir yandan bu hikâyeyi, bir yandan da lise zamanlarımı hatırlıyorum. O zamanlar Konuralp’le ilgili Düzce’de fısıltı gazetesiyle dolaşan söylentiler vardı. O zamandan önce de bu hikayeler varmış.

   Taşını, toprağını sıksan antik çağa rastlanıyormuş. Zamanında tarihi eserleri iç eden etmiş. Konuralp, koca antik şehrin üstüne kurulmuş. Orayı dümdüz etmek gerekirmiş ki antik Prusias ad Hypium ortaya çıksın. Bugünlerde gelen giden herkes de bu bölgeyle ilgili buna benzer geçmiş anılarını anlatıyor.

   Gelgelelim son dönemde hızlanan kazı çalışmalarıyla, her geçen gün bu kentle ilgili bir başka keşif ortaya çıkıyor. Tıpkı yıllar önce Aphrodisias’ta olduğu gibi antik kentle iç içe geçmiş bir bölge. Kazdıkça daha fazlasını göreceğimiz açık.

   Bu nedenle küçümseyenlere anlam vermek zor.

   Küçümsemek şöyle kalsın, belediyenin, arkeologların bölgedeki çalışmalarına Düzce’deki her çevre destek vermeli. Göreceksiniz, ilerleyen yıllarda burası, Düzce’nin en önemli sembollerinden biri olacak. 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar