Her şey bir hayalle başlar

  • 4.12.2023

   Yeni bir yıla girmeden önce yaşamı sorguladığınız oldu mu? Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Evren Büyük Patlama ile doğdu. Ondan önce ne vardı? Bilmiyoruz. Güneş'imiz bir yerden sonra yakıtını tüketecek. Yeni bir gezegene taşınmak zorundayız. Evren de sürekli genişliyor. Bunun anlamı, evrenin de bir sonu olacağı. Bizi nasıl bir son bekliyor? Farklı senaryolar var. Çoklu evrenler kurtuluşumuz olabilir mi? Bu soruların yanıtlarını gelecek kuşaklar verecek. Biz şimdi hiçbir kaygıya kapılmadan yeni yılı karşılayabiliriz.

   Evren yıldızlarla kaynıyor. Yalnızca bizim gökadamızda en az iki yüz milyar yıldız olduğu düşünülüyor. Biliyor musunuz, hepimiz yıldızların çocuklarıyız. Yanlış okumadınız. Eğer yıldızlar olmasaydı, bizler de olmayacaktık. Çünkü vücudumuzun %40'ı yıldız tozlarından oluşuyor. Yıldızlar evrene yaşam saçıyor. Ne kadar ilginç değil mi?

   Her şey bundan yaklaşık 15 milyar yıl önce evrenimizin başlangıcını oluşturan Büyük Patlama ile başladı. Dünya ise 4,5 milyar yıl önce oluştu. Dünya'da yaşam gündüzleri kuru ve sıcak, geceleri nemli ve soğuk olan, bir kuruyup bir ıslanan bataklık gibi yerlerde ortaya çıktı. Daha sonra okyanuslara yayıldı. Bir balık türü besin bulmak için karaya çıktı. Ancak uzun süre karada kalabilmesi için gözlerini nemli tutması gerekiyordu. Bu balık türü gözyaşları sayesinde gözlerini nemli tutarak karada tutunmayı başardı. Gözyaşı deyip geçmeyin. Karada yaşamın temelini gözyaşları attı.

   70 milyon yıl önce bir göktaşının Dünya'ya çarpması sonucu, kuşların dışındaki dinozorlar yok oldu. Evrim en güçlülere değil, ortama en iyi uyum sağlayanlara yaşam olanağı tanıyordu. Ancak buna bir de şans faktörünü eklememiz gerekiyor. Çünkü o göktaşı Dünya'ya çarpmasaydı biz olmayacaktık. İnanılır gibi değil.

   İlk çiçekler 70 milyon yıl önce karaları kapladı. İlk çiçeklerle birlikte primatların ilk türleri ortaya çıktı. Yani çiçeklerle yaşıt olduğumuzu söyleyebiliriz. Ne kadar etkileyici değil mi? Çiçekler ve ortak atamız olan primatların tarihi özdeş.

   7 milyon yıl önce Doğu Afrika'da Rift Vadisi çöktü. Ormanlar yok oldu. Primatlardan insana doğru evrimi harekete geçiren neden, ormanların yok oluşu sonucu ortaya çıkan kuraklıktı. Batı Afrika'da kuraklık olmadığı için primatlar yollarını şempanze ile goril olarak sürdürdü. Ön-insansılar ise Doğu Afrika'da zorunluluk nedeniyle ortaya çıktı. Ön-insansılar vahşi hayvanlara av olmamak ve avlarını daha kolay avlayabilmek için iki ayak üstünde dikildi. Dik duruş, et başta olmak üzere her şeyi yiyebilen beslenme biçimi ve yiyecek bulmanın zorlukları karşısında plan yapmak beynin gelişmesini sağladı. Dahası kuraklık bireyleri birbirine yaklaştırdı ve kadınla erkek arasındaki karşılıklı duygular yani aşk da büyük bir olasılıkla bu dönemde ortaya çıktı. Şiir gibi değil mi?

   Yıldız tozları, bir balığın gözyaşları, ilk çiçeklerle birlikte primatların ortaya çıkışı, kuraklıkla birlikte aşkın doğuşu. Dikkatinizi çekti mi, ne kadar romantik bir yaşam çizgimiz var. Bundan yaklaşık 400 bin yıl önce ise, atalarımızın ateşi yoğun olarak kullanmalarıyla birlikte insanın dünya üzerinde egemenliği başlıyordu. Hiç düşündünüz mü? Atalarımız ateşin önünde ısınırken kim bilir ne hayaller kuruyorlardı.

   Her şey bir hayalle başlar. Bütün hayallerin sonu masallarda olduğu gibi mutlu biter. Hangi genç kız, altın ve gümüşten yapılmış giysisi ile ipek ve gümüş işlemeli bir çift pabuç giyerek gittiği düğünde prensi kendisine âşık eden güzeller güzeli Külkedisi'nin ya da hangi delikanlı Külkedisi'ne âşık olan yakışıklı prensin yerinde olmayı istemez ki? Bütün hayaller sınıflar ile sömürünün olmadığı ve doğanın insanın denetimi altına girdiği sosyalist bir dünyada gerçekleşir. Masal gibi değil mi? Bir masal ülkesinde yaşamak istemenin ne gibi bir sakıncası olabilir ki?

   Evren olmasaydı gökadaları, gökadaları olmasaydı yıldızlar, yıldızlar olmasaydı gezegenler, gezegenler olmasaydı Dünya'mız, Dünya'mız olmasaydı yaşam, yaşam olmasaydı bizler olmazdık. İyi ki evren varmış, iyi ki gökadaları, yıldızlar, gezegenler varmış. İyi ki bir yıldızımız, iyi ki bize ev sahipliği yapan bir gezegenimiz varmış. Varmış ki, seni tanımışım. Seni sevmişim.

   Yılbaşı'nda lâpa lâpa kar yağsa. Ağaçları, otları, solmuş çiçekleri, köy çeşmelerini kar bürüse. Tarlaların üstünü kar çarşaf gibi kaplasa. Mırıldanarak akan derenin üstünde kar taneleri erise. Yağan kar dizime kadar çıksa. Ben de karların üstünde yuvarlansam. Gözleri kömürden, burnu havuçtan kardan adam yapsam. Kardan adamın boynuna bir atkı dolasam. Başına bir şapka geçirsem. Bir de süpürgesi olsa. Gökyüzünden dans ede ede yağan kar taneleri saçlarıma düşse. Ben de yeryüzünü bombardımana tutan kar taneleriyle birlikte dansa eşlik etsem.

   Yeni yılda iyilik perisinin sihirli değneği bir dokunuşuyla yaşamınızı mutlu etsin.

   Umut ve sevgimle...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.