Prometheus’un kızları

  • 21.10.2022

   Bugün İran’da dayatılan rejimin nasıl bir acımasızlık olduğuna dair küçük bir yazı ..

   Kadınların mücadelesinin bir örneğini paylaşıyorum..

   Kadınlar özgür olduklarında dünyanın değişeceğinin mücadelesini veren  kadın hareketini selamlıyorum....

*

   Romina, on dört yaşında genç bir kız çocuğuydu. Bir erkeğe sevdalandı. Ona kaçtı. Bunu kendine yediremeyen babası, kızının yakalanması ve kendisine teslim edilmesi için polise başvurdu.

   Polis tarafından yakalanan Romina mahkemeye çıkarıldı. Romina, Allah'ın adaletini temsil eden şeriat mahkemesine: “Beni babama teslim etmeyin, babam beni öldürür” demesine karşın, mahkeme onu babasına teslim etti.

   Bir gece yarısı babası orakla kızının kafasını kesti. Romina hayallerini gerçekleştiremeden, vicdanını karartan dininin tutsağı olan öz babası tarafından zalimce öldürüldü.

   Molla rejimi, sınıflara ve sömürüye dayanan kapitalist toplumun en ilkel örneğini temsil ediyordu. "Kadınlar kendi iffetlerini korumak için başörtüsü takmalı" diyerek kadınların namusunu başörtüsüne bağlayan ve erkeğin namusunu ise sorgulamayan bir rejimdi.

   "Müzikle afyon arasında bir fark yoktur. Afyon hisleri köreltir, müzik de öyle" diyerek müzikle uyuşturucuyu eş gören ve insana ilişkin olan her şeye düşman olan bir rejimdi.

   Kisve, hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlüktür. Molla din kisvesi altında işçi ve emekçilere sömürünün en katmerlisini dayatıyordu.

   Örgütsüz kitleler açlık ve yoksullukla boğuşuyordu. Mesele yalnızca kadınların örtünmesinin zorunlu kılınması değildi! Mesele, diz boyu yoksulluğun egemen olduğu bir ortamda emekçi kadınların örtünmeyi reddederken kapitalist molla rejiminin meşruluğunu sorgulamalarıydı.

   Rejimin suç dosyası her geçen gün kabarıyor. Nika Shakarami protesto eylemlerine katıldığı için rejimin polisi tarafından gözaltına alındıktan sekiz gün sonra, işkence izlerini taşıyan cesedi ailesine gösteriliyordu. Shakarami daha on yedi yaşına gelmemişti. Hastane raporunda kafatasının kırıldığı yazıyordu.

   On altı yaşında olan genç bir kadın, kafatasının kırılarak öldürülmesini hak edecek nasıl bir suç işlemiş olabilir ki?

   Dağ tepelerinden oluşan kadın cesetleri rejimin kanlı yüzünü açığa çıkarıyordu. Mahsa Amini'nin tutuşturduğu kıvılcım ateşe dönüştü.

   Ateşin dumanı cahillikten ve hurafeden beslenen molla rejimini boğuyor. Cüppesinin içinde ecel terleri döken molla korku dolu gözlerle sakalını sıvazlarken, yaşamı susturmak için ölümü çağırıyordu.

   Molla ceset sayısı arttıkça gözleri kamaşan seri katile benziyordu. İran'da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! İran'ın erkeğinin teninin kokusunu duyumsamak ve onun elinden tutarak saçlarını rüzgârın esintisine bırakmak isteyen kadınları var çünkü.

   İran'ın özgür bir yaşamın filizlenmesi için dövüşen, yaşamak ve yaşatmak için ölümü göğüsleyen kadınları var çünkü.

   İran'ın sevmesini bildiği kadar ölmesini de bilen ve rejimin kurşunlarına karşı barikatlarda vücutlarını siper eden yiğit ve sevdalı kadınları var çünkü.

   Tahran'da güneşli bir Eylül sabahı. Azadi Meydanı'nın bir köşesinde iki genç kadın başörtülerini çıkarmış, çevreyi kaygıyla izlerken ama korkuya teslim olmadan birlikte şarkı söylüyorlardı.

   İnsanın yüreğini ısıtan bir müzik eşliğinde söyledikleri şarkı meydanda yankılanıyordu. İki genç kadın namusun örtünmeyle ve müziğin uyuşturucuyla eş görüldüğü bir ülkede ölümü göze alarak başörtülerini çıkarmış, gitar eşliğinde şarkı söylüyorlardı. Onlar ateşi tanrılardan çalarak insanlara ulaştıran Prometheus'un yolundan giden kızlarıydı çünkü.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar