8 Mart Emekçi Kadınlar Günü'dür

  • 16.02.2022

   Sevgili arkadaşlarım, can dostlarım,

   Kapitalizm pazarlama düzenidir. Anneler gününü pazarlar. Babalar gününü pazarlar. Yetmiyormuş gibi sevgililer gününü de pazarlar. Sevgimizi bir günle sınırlandırır. Bir de tarih koyar. Ben bunu reddediyorum. Sevginin sınırı olmaz, tarihi olmaz, pazarlaması hiç olmaz!

   8 Mart Emekçi Kadınlar Günü'dür. 8 Mart 1857,  Amerika Birleşik Devletleri'nde daha iyi çalışma koşulları için iş bırakan, işçi kadınların yakılarak öldürüldüğü tarihtir. Unutulmasınlar diye onları anıyoruz. Unutulmasınlar diye kalbimizde yaşatıyoruz. Unutmayacağız, yaşatacağız.

*

   Ülkemizde, 2019 yılında 474 kadın öldürüldü. 2020 yılında 300 kadın öldürüldü, 171 kadın kuşkulu şekilde ölü bulundu. 2021 yılında 280 kadın öldürüldü, 217 kadın kuşkulu şekilde ölü bulundu. Kadınlar öldürülüyorsa, kadınlar cinayete kurban gidiyorsa, kadınlar erkekler tarafından öldürülüyorsa, Clara Zetkin'in dediği gibi:

   "Erkekler öldürdüğünde, yaşamı korumak için savaşmak biz kadınlara düşer."

   Erkek egemen kapitalizme karşı kadınlar erkeklerle birlikte kadın cinayetlerini durduracaklardır. Ancak önce siyasi iktidar tarafından kaldırılan İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe konulmasını istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi, kadınlara yönelik ve aile içi şiddetin önlenmesi demektir. Bundan daha masum bir talep olur mu?

   İstanbul Sözleşmesi gözünü kan bürümüş katilleri durdurur! İstanbul Sözleşmesi kadın cinayetlerini engeller! İstanbul Sözleşmesi yaşatır!

*

   Özgürlüğün iktidar olduğu bir dünyanın özlemini duyuyoruz. Özgürlük dünyaya kadınlar eliyle gelecek. Ya da kadınların olmadığı bir dünyada, özgürlük olmayacak!

   Özgürlüğü, "Nerede bulutlar, kuşlar ve insan gözyaşları varsa orası benim yurdumdur" diye seslenen özgürlük savaşçısı Rosa Lüksemburg'un yolundan giden kadınlar getirecek.

   Özgürlüğü, "Bu işlere girerken, her şeyi düşünmüştüm. Hapis yatmayı, baskılar. Ama bu yaşta yabancı bir ülkede sürgün yaşamak hiç aklıma gelmemişti" diye açıklama yapan ve sürgünde ölen Behice Boran'ın mücadelesini örnek alan kadınlar getirecek.

*

   Özgürlük dünyasını iki yıl boyunca tecavüze uğrayan ve hunharca öldürülen Maria Suphi'nin yolundan giden kadınlar kuracak.

   Maria Suphi sevgili arkadaşlar, can dostlarım, Trabzon'da öldürülen Mustafa Suphi'nin karısı ve mücadele arkadaşıdır. Kocası öldürüldükten sonra, tam iki buçuk yıl boyunca,Trabzon'da tecavüze uğrayan bu kadın devrimcinin yaşamöyküsünü Kenan Karabağ'dan öğrendik. Kenan Karabağ,  Maria Suphi'nin çığlıklarını bugüne taşıdı duyulsun diye, unutulmasın diye, bir daha yaşanmasın diye.

   İnsanlık onuruna yaraşır bir yaşam için ayak bastığında Anadolu topraklarına Maria yoldaş, on dört devrimci erkeğin arasında tek devrimci kadın sendin. İnsanın insana kulluğunu yok etmek için gelmiştin yoldaşlarınla birlikte bizim topraklarımıza. Kahpece bir tuzağa düşürüldünüz Trabzon'da. Yoldaşın ve eşin Mustafa Suphi ile birlikte on dört devrimci yoldaşın öldürüldü Karadeniz'in hırçın sularında. Ayırdılar seni iğrenç emelleri için insanlıktan payını alamamış katil sürüsü.

 

Bizi seni tutsak eden insan kılıklı yaratıklar ile bir görme. Biz onlardan değiliz. Utanırız sana yapılanları anlatmaktan. Utanırız insanlığımızdan. Senin çığlıklarındır kulağımızı sağır eden.

   Biz de tanırız senin ülkenin devrimcilerini yakından Maria yoldaş. Biliriz ödedikleri bedeli. Bizim de kadınlarımız vardır senin gibi mücadele eden. Ve bu uğurda bedel ödeyen.

   Senin gibi biz de kuramadık yeni dünyayı. Bizden sonra kuracak olanların sözü olsun, senin anıtını bu topraklara dikmek. Ve yaşatmak seni sonsuza kadar Maria yoldaş.

   Sevgili arkadaşlar, can dostlarım, Nazım Hikmet'in dediği gibi:

   "Çocukların ama bütün çocukların kırmızı elmalar gibi” güldüğü günlerin özlemiyle sizleri selamlıyorum.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar