25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü

  • 24.11.2021

   Kadının kurtuluşunun özgürlük adalet ve eşitlik ilkelerinde olduğunu biliyoruz ve de mücadeleye devam ediyoruz.

   25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Gününde 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo diktatörlüğüne karşı verdikleri mücadelede katledilen Mirabel kardeşler Maria Patria Teresayı anmak gerekir.

   Birleşmiş Milletler, 1999 yılında insan hakları ve özgürlük mücadelesiyle diktatörlüğün devrilmesini sağlayan Mirabel kardeşlerin anısına 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kabul etmiş o günden beri de dünyanın her yanında kadına yönelik şiddet mücadelede önemli bir gün olmuş 25 Kasımlar.......  

   Bugün de biz kadınlara. LGBTİ bireylere, çocuklara yönelik şiddet, ekonomik, siyasal, ekolojik krizler, savaş politikaları, pandemi süreciyle daha çok gün yüzüne çıkıp derinleşerek sürüyor.

   Ülkede her gün en az 3 kadın en yakınındaki ya da hiç tanımadığı erkekler tarafından türlü bahanelerle hatta keyif için silahla, bıçakla, kılıçla katlediliyor. Başak Cengiz sokakta, Ceren Özdemir evinin önünde, Pınar Gültekin kırda vahşice yaşamdan koparıldı.

   Böyle binlerce kadını Özgecan’ı, Güldünya’yı yitirdik; yaşananları da unutmadık!

   Mutfaklardaki yoksulluğun da çok önemli bir şiddet olduğunu biliyoruz.

   Biz kadınlara yüklenen doğurmak görevi yoksulluktan eziyete dönüşmüş durumda.

   Anayasada yazmasına karşın eğitimde, sağlıkta, çalışma yaşamında, ücretlerde hep eşitsizliğin şiddetini yaşıyoruz.

   Üç çocuk doğurmamız istenirken evde sadece annelik ve eş görevini yapmamız ve toplumsal yaşamdan koparılmamız başka bir şiddet.

   Medyanın cinsiyetçi, ötekileştirici, teşhir edici hali günümüzde kadına yönelik şiddet ve kadının ikinci sınıf olmasını besliyor.

   Kadınları eğiten, güçlendiren kurumlar kapatılıyor, lider kadınlar hapsediliyor.

   İstanbul Sözleşmesi kadınların uluslararası mücadelesini tarihe yazan bir anlaşmaydı. Hem kadını hem de evdeki herkesi şiddetten korunması için devlete görev ve sorumluluk yükleyen sözleşmeden yakın zamanda çıkıldı. Kadınlar her türlü şiddete karşı korumasız kalırken şiddet ve bunları yapanlar çoğu kez cezasız bırakıldı

   Eril şiddet cesaretlendirirdi.  Bu durumda artık biz kadınlar şiddetsiz eşit özgür bir yaşam için mücadeleyi yükseltiyoruz.

   Kimseye muhtaç olmadan kendi gücümüzü fark ederek kızkardeşlik hukuku içinde dayanışarak bir  çok sorunu çözeceğimizi biliyoruz.

    Erkek egemen sistemin, tutucu anlayışların, kültürün, dayatmaların kölesi olmayacağız

    Biz kadınlar her insan gibi doğanın bir parçasıyız. Para ve çıkar uğruna yaşam alanlarımızın, derelerin, ormanların, yaylaların, dağların yok edilmesine karşı, Akbelen’de, ikizdere’de, Cerattepe’de en ön saflarda mücadele ediyoruz.

   Çünkü onlar bizim ve torunlarımızın...

   Şiddetsiz eşit ve özgür yaşayacağımız bir dünya istiyoruz .

   Biz Kadınlar olarak doğal kaynaklarımızın korunmasını da istiyoruz...

   Bu yüzden Yeşil Sol kadınlar olarak, Mirabel kardeşler ve özgürlük ışığını yakan tüm kadınları unutmayan, evde sokakta , işyerinde ,derelerde ,ormanlarda, dağlarda dayanışmaya ve mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz.....

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.