Kanser hastalarına çok görmeyin bu lüksü!

  • 18.10.2021
  • (1)

   Erken tanının kanserin önlenmesinde ve de yaşamın kurtarılmasında ne kadar önemli olduğunun anlatıldığı günlerden Ekim günleri...

   Güz yapraklarının dökülmeye başladığı günlerdir Ekim günleri...

   Güz yaprakları gibi dökülmesin bedenlerimiz dercesine, Ekim günleri kanserle mücadeleye davet eder bizleri...

   Belki biraz korkak, biraz ürkek, biraz buruk bir mücadelenin  yeneni olmak içindir tüm çabalar..

   Kolay değildir tüm insanların evlerden uzak deyip, tıklayarak kovaladıkları kanseri yenip, yaşamı döndürmenin çarkına sarılmak...

   Kocaman gülücükleri dudaklarınızdan dökerek, yaşasın hayat çığlıklarıyla, bedeninizi rehin almaya çalışan minik böcüklere karşı koymak, zannedilen kadar kolay olmasa da imkansız değildir...

   Yaşam mücadelesi çok çeşitlilik taşır bedenlerde...

   Ne zaman, neyle karşılaşırsınız da, mücadeleniz neyle sürüp gider bilemezsiniz...

   Yaşama olan bağınız ne kadar güçlüyse, mücadeleniz de o kadar güçlü olacaktır..

   Ne kendimize, ne de yanımızdakilere mutsuz ve umutsuz duygu yükleme lüksümüz yoktur.. Acı içe dönük, umut dışa vurumda olmalı..

   Ekimin güz yaprakları bu mücadelenin müjdesini verir, gelecek baharın yeşil yapraklarına ulaşmanın da umudunu...

   Pembe kurdela takarız yakamıza ,umudu hiç bırakmadan, peşini kovalamanın vazgeçilmezi için..

   Erken tanı hayat kurtarırı biliriz de neden hep geç kalırızı, içimizin korkusuna neden saklanırızı bir bilebilsek ,bir de kendimize anlatabilsek, kabullenebilsek deriz de bilebilmek de kabullenmek de çok zordur..

   Sorun da burada zaten.. Bilmekte, bilerek anlamakta ama anlamamakta, anlatamamakta direnmekte...

   Yaşamın sarmaşıklarında, yaşam sürdürmek çok da kolay olmuyor, ne derseniz deyin..

   Gülen dudaklara, gözyaşlarının eşlik etmesi işte bu bilinmeyen denklemin zor çözümünde...

   Sokaklarda gezinirken, bakışlarıyla size koşulların zorluğunu anlatmaya çalışan buğulu gözlerin sahipleri sokak hayvanlarımıza bir kez bakın..

   Mücadelenin ne kadar zor ama vazgeçilmez olduğunu anlarsınız... Onlar ki yapayalnız, kendi yaşamlarında, insan gücüne her koşulda direnirler...

   Yaşam tüm canlılar için aynı acı ve umut içerir ki, mücadeleyi tüm yaşayanlar için vermemiz gerek.

   4 Ekimlerin umut dolu günleri getirmesi dileğimle, mücadelemizin direncine tüm yaşayanlar adına çok inanıyorum, bu da mutluluğun resmi için yeterli...

    Kemoterapinin memleketimizde verilmesinin lüksünü yaşıyoruz, bu zorlu hastalığın pençesinden kurtulabilmek için...

    Bir de radyoterapi tedavi desteğini de memlekette alma lüksünü yaşayabilirsek, hastalığı yenmenin keyfini çıkarıyor olmak çok güzel olsa gerek...

    Hani derler ya; çok görmeyin bu lüksü sevgili yöneticiler, bu hastalığı yaşamak çok da kolay değil inanın...

   Sizi kemirirken neler neler götürür yaşamdan bilemezsiniz.... Bunu en iyi yaşayanlar bilir...Bu seslere açık olunuz lütfen!...       

   Umut ve sevgimle…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • F Sönmez
    F Sönmez
    18.10.2021 15:57

    Ateş düştüğü yeri yakar demişler. Ateşin ısısını yayarsak, yakmaz ısıtır. Radyoterapi merkezi de böyle birşey. Ateşi ısıya çevirmek. Biri yolda durdurdu.'Valilk binasına iki milyona giydirme yapılacakmış ne diyorsun?'' Sıra ona geldiyse iyi dedim. Sıralama ölçüsü nedir acaba. Kapitalist ve insana yabancı kültürde malesef ateş yakmaya devam ediyor