Deniz Salyası (Müsilaj) ve Kanal İstanbul

  • 14.06.2021

   Son günlerin aslında yılların sorunu DENİZ SALYASINA,  Naz arkadaştan gelen bilgiyi paylaşarak katkıda bulunmak istedim..

   Tüm sorunlarda olduğu gibi insanoğlu nasıl başarıyorsa doğayı yok etmeyi , çözümü de  o denli zor oluyor...

   Ama bu hatayı yapma alışkanlığımızdan olsa gerek açmaza düşmekten kurtulamıyoruz...Yanlış bizim işimiz...Aklı kullanmak çıkarın ardında kaldığından, bizler bu tabloları daha çok yaşayacağız...

   Umut ve sevgimle...

DENİZ SALYASI (MÜSİLAJ) VE KANAL İSTANBUL

    Dünyada ilk kez 1729 senesinde Adriyatik denizinde görünen müsilaj Türkiyede ilk kez 1992 ve 2008 yıllarında görülmüştür.

   Bilim insanlarının incelemelerine göre üç nedenin bir araya gelmesiyle görünür hale gelmektedir.

   1-Ortalama deniz sıcaklığının artması. Nedeni, küresel iklim değişikliği. Marmara denizi geçen seneye göre bu sene 2.5 derece daha sıcaktır.

   2-Deniz ortamının durağan olması. Bu özellikler genelde yatay ve düşey su  sirkülasyonun zayıf olduğu  Marmara denizi gibi iç denizlerde görünüyor.

   3-Deniz suyunda Azot ve Fosfor oranının yüksek olması. Endüstriyel ve evsel atıklar Azot ve Fosfor bakımından zengin atıklardır.

   Ergene ve Nilüfer çayları en önemli kirleticilerdir. Müsilaj bu üç ortam oluşunca denizdeki organizma ve mikro organizmaların besin kaynağı azot ve fosforla beslenip üremektedir.

   Şu ana kadar görünür olanı 30 mt derinliğe kadar üreyebilmektedir. Yüzeyde görünen kısmı ölmüş ve parçalanmış olanlarıdır. Yüzey temizliği psikolojiktir, geçici çözümlerdir.

   Müsilajla mücadele bilimsel raporlara göre hazırlanan  eylem programlarıyla mümkündür.

   Müsilajın üremesinin nedenlerine baktığımızda ilk iki neden her ne kadar insanın küresel ısınmada payı büyük olsa da doğa olaylarıdır. Küresel çözüm gerektirmektedir.

   Üçüncü neden evsel ve endüstriyel atıklar olduğu için bu alandaki kusurlarımızı acil eylem planlarıyla minimize etme şansımız vardır.

   Ülkemizde, Marmara denizinden başlayarak kirletilen dere ve nehirleri arıtarak, denize derin deşarj arıtma tesislerinden zamanla vazgeçerek,  biyolojik arıtma tesisleri ile işe başlanabilir.

   Biyolojik arıtma teknolojisi entegre tesislerdir. Atıkları gübre haline getirilebildiği gibi dünyanın su krizi yaşadığı günümüzde arıtılan suyu da zirai sulamada kullanmak mümkündür. Yeter ki batının terk ettiği kirletici teknolojiden vazgeçelim.

   Ayrıca iktidarın inatla vazgeçmediği Kanal İSTANBUL projesinden derhal vazgeçilmelidir. Çünkü, bilim insanlarının da  ısrarla üzerinde durduğu Avrupa ve Rusya’nın kirli sularının aktığı  Karadeniz’in kirliliği kanal açılırsa  Marmara denizinin daha çok kirlenmesine neden olacaktır. Karadeniz, kirlilikten dolayı 200 mt derinlikten sonra canlı hayatın olmadığı kirlenmeye doymuş bir denizdir.

   Marmara denizinin ölü deniz olmasını istemiyorsak kanalın açılmasına sesiz kalmamalıyız.

   Yurtseverlik pişman olup diz dövmekle olmuyor. Zamanında sorumluluk almakla mümkündür.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.