Türkiye'de, vaka sayıları çığ gibi artıyor!

Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Doç. Dr. Sinan Özçelik, son 5-6 yıldır Türkiye’deki uyuz vakalarında artış yaşandığını ve aile tedavisinin önemli olduğunu kaydederek, “Ailede tedaviyi uygulamayan kişiler olduğu için aylardır hatta 2 yıldır kaşınan uyuz vakaları geliyor” dedi.

Türkiye'de, vaka sayıları çığ gibi artıyor!
23.01.2023 - 15:50
Haber3

   Son zamanlara uyuz vakasıyla polikliniklere başvuruda bir artış yaşandığını belirten Başkent Üniversitesi Adana Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Özçelik, “Ülkemizin tüm bölgelerindeki çalışan hekim arkadaşlarla yaptığımız toplantılarda ve kongrelerde yine benzer şekilde paylaşımlar yapılıyor. Bilimsel çalışmalarda da 2017-2018 yılından bu yana ülkemizde uyuz vakalarında artış olduğu söyleniyor. Bebeklik döneminden tutun da erişkin yaş dönemine ve yaşlılara kadar tüm yaş grubundan kadın erkek farketmeksizin hastalar geliyor” ifadelerini kullandı.

   Uyuz hastalığına sarcoptes scabiei von hominis adlı akarın yol açtığını ve tüm dünyada görülen bulaşıcı bir deri hastalığı olduğunu kaydeden Özçelik, “Çıplak gözle görülmeyen ama mikroskopla seçilebilen bu akar, deriyi istila ederek bir hastalığa yol açıyor. Derinin üst tabakalarında tünel dediğimiz lezyonlara yol açıyor ve bu tünel içerisinde yaşam döngüsünü sağlıyor. Bu durum alerjik reaksiyona yol açarak şiddetli kaşıntı oluşturuyor. İlk defa uyuzla karşılaşan kişilerde belirtilerin ortaya çıkması ortalama 2 ila 6 haftayı bulabiliyor. Daha önce uyuz geçirmiş kişilerde ise bu süre daha kısa 1 ila 4 günde hemen kendini gösterebiliyor. Bu belirtilerin görünmediği dönemlerde de bulaşıcılık riski olabiliyor” diye konuştu.

   Uyuzu başarılı tedavi edebilmek için bilgiler veren Doç. Dr. Sinan Özçelik, “Temelde iki şeye odaklanmak gerekiyor. Birincisi bu bir parazit ve bu paraziti, akar sayısını ortadan kaldırmak, sıfıra indirmek gerekiyor. İkincisi de bulaşıcı bir hastalık olduğundan korunmak için önlem almamız gerekiyor. Tedavide çoğunlukla sürme ilaçlar kullanıyoruz. Bu ilaçların hazırları da var. Eczanelerin veya bizim belli maddeleri karıştırarak hazırladığımız, yapma ilaç diye tabir ettiğimiz ilaçla da tedavi edebiliyoruz. Korunma için sadece uyuz olan kişi değil aynı ortamı paylaşan kişilerin hastalık belirtisi olsun olmasın mutlaka tedavi olması gerekiyor. Bizim polikliniklerimizde özellikle aile tedavisi eksik olduğu için ya da ailede tedaviyi uygulamayan kişiler olduğu için aylardır hatta 2 yıldır kaşınan uyuz vakaları geliyor” diyerek uyarıda bulundu.

   Öte yandan konuyla ilgili bir açıklama yapan ve son yıllarda uyuz vakalarında ciddi bir artış olduğunu kaydeden Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesinde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Cemile Karabaş, "Erken teşhis bulaşmanın önüne geçer" dedi.

Özellikle son dönemde acil servisler ve poliklinikler uyuz vakalarında artış yaşandığını vurgulayan Dermatoloji Uzmanı Dr. Cemile Karabaş, bu rahatsızlığın yaşam kalitesinde ciddi bir kayıp yaşanmasına sebep olduğunu ve uyuz hastalığının bilhassa toplu yaşanılan alanlar ve kapalı ortamlarda karşılaşıldığını belirtti. 

   Uyuz hastalığının kaşıntı, döküntü ile başlayarak insandan insana bulaştığını ifade etti. 

   Hastalığın insandan insana bulaştığını dile getiren Uzman Karabaş, insanlarla yakın temastan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

   Karabaş, “Son zamanlarda polikliniğimize kaşıntı şikayeti ile başvuran çok fazla hasta var. Bunların büyük bir çoğunluğu da uyuz. Uyuz hastalığı insandan insana bulaşmaktadır. Özellikle yakın temas, 10-15 dakikalık temas, kalabalık ortamlarda yaşamak bu riskleri arttırmaktadır. Vücutta ilk kaşıntı belirtileri olduğu zaman polikliniğimize başvurulduğu zaman erken teşhis edilerek tedavi daha erken başlanır. İlerleyici lezyonlar önlenmiş olur, ayrıca bulaşmanın da önüne geçilmiş olur. Bu nedenle en ufak bir kaşıntı şikayeti olduğunda hastalarımızı polikliniğimize bekliyoruz” dedi.

   Uyuz hastalığında yaşanan semptomları açıklayan Karabaş, “Uyuzda ilk vücutta kaşıntı ile başlar ve ilk çıkan belirtiler ise göbek bölgesi, elde parmak araları, el bilekleri, koltuk altı ve göğüs gibi bölgelerde sıklıkla yerleşir. Geceleri daha çok kaşıntıya sebep olur. Bu da hastalarda uyku problemlerine neden olmakta ve yine toplum içerisinde kaşınmaktan dolayı utanç, çekinme gibi sebeplerle psikolojik olarak da etkileyebilmektedir” diye konuştu.

   Tedavi sürecinde yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Karabaş, “Kıyafetler, çarşaflar, örtüler makinede 60 derecede yıkanmalı. Yıkanamayan ve temas edilen eşyalar ise 10 gün boyunca havasız bir şekilde çöp poşetinde bekletilmeli. Yine halılar sık süpürülmeli ve kaşıntı şikayeti olan kişiler ile yakın temastan kaçınılmalı. Böyle durumlarda çok misafirliğe, kalabalık ortamlara gidip gelinmemeli. Başka insanlara da bulaştırmamak için bunlara çok dikkat etmeliler. Uyuz tedavisinde daha çok permetrin, kükürt içerikli ilaçlar ve karışımlar uygulamaktayız” ifadelerini kullandı.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.