DEPREM ANILARI

  • 18.12.2022

   Derin uykumdan yatağımın şiddetli sarsıntısıyla uyandım. Boğuk bir çığlıkla kendimi yatağımın kenarına indirdim ve hemen kafamı koruyarak cenin pozisyonunu aldım.

   Zemin ne kuvvetli sallanıyordu, o kısa süre ne kadar uzun geldi. Yaklaşık olarak 10 dakika o pozisyonda kaldım. Sonra ayaklandım, hemen arayan dört dostumla kısa, sık kesilen konuşmalar gerçekleştirdim.

   Elektrikler gitmişti. Site halkı orta alandaki büyük parka ve sitenin meydanına çıkmışlardı. Bir kısmı, özellikle çocuklu olanlar araçlarına atlayıp köylerdeki evlerine veya akrabalarına gittiler.

   Komşum Eda hocam ile aracımla Akçakoca yolundan hastane bahçesine gittik. Akçakoca yolunda yanımızdan neredeyse arabama sürtünerek geçen araçlar nedeniyle tam bir trafik terörü yaşadık.

   Kural 1: Deprem sonrası gereksiz trafik gerekli yardımın ulaşmasını engeller. Bu hata İstanbul gibi devasa bir kentte olsa, yardımların yerine ve zamanında iletilmesi mümkün değildir.

   Hastane bahçesine girdiğimizde, birçok hastane çalışanının evlerinden gelip, hem deprem korkularını aşmaya çalıştıklarını hem de hastalarına, nöbetçi çalışanlara yardımcı olmaya çalıştıklarını gözlemledim. O haftanın icapçı öğretim üyesi olduğum için hastaları ziyaret ettim. Tek tek hatırlarını sordum, duygularını öğrenmeye çalıştım. Çoğu 1999 depremini yaşamışlardı, bu nedenle çok korkan hasta ve refakatçisi görmedim. Daha büyük bir deprem olursa inebilecek hastaların yatak kenarına kafalarını koruyup cenin pozisyonunda kıvrılmalarını, benzer pozisyonu refakatçilerin de alması gerektiğini hatırlattım. Nöbetçi asistanım Dr. Bekir küçük bebeği ve karısı evde kaldığı ve dolapları büyük oranda devrildiği halde soğukkanlılıkla hastalarının başında serviste nöbetini sürdürüyordu. Nöbetçi hemşirem Neslihan ile hasta ziyaretimiz hasta ve yakınlarını çok mutlu kılmıştı.

   Kural 2: Deprem sonrası sağlık çalışanlarının nöbetçi olmasalar dahi, afet protokolüne tam olarak uymaları ve görev yerine ulaşmaları önemlidir.

   Depremden 3 gün sonra Düzce merkezine gittiğimde millet bahçesinin 1999 depremlerinde olduğu gibi çadırlarla dolduğunu gördüm. Düzce Valiliği daha sonra "Ağır hasarlı 369 konut, az hasarlı 2 bin 548 bina” bulunduğunu belirtse de, kent içine neredeyse 1999 büyük depremleri gibi yayılmış çadırlar yoğun çağrışıma neden oldu.

   Çadır ahalisi sıklıkla tek katlı evleri olsa da korkudan ona dahi giremediklerini belirtiyorlardı. Hava soğuktu ve çadır halkı tuvalet gereksinmelerini seyyar tuvalet ve çevredeki kafe ve lokantalardan sağlıyorlardı. Tüm depremleri yaşamış ve benzer düzeyde korkmuş biri olarak kendimi şöyle hızlıca bir tarttım ve hiçbir korkunun beni ortak, seyyar tuvalet kullanımı olan çadırlarda konaklamaya itemeyeceğini düşündüm.

   Ortada sohbet edenlerden “Afetsiz Afet” kavramını duyduğumda arada kaldım. Evet bu deprem tabi ki 1999 depremi kadar yıkıcı değildi, ölen 2 kişiden biri kalp krizi, diğeri de koşarken kafasını vurarak travma sonucu kaybedilmişti. Ancak duyulan korku “Duygusal Afet” tanımını hak etmekteydi. 1999 Ağustos depreminde çoğu  orta hasarlı evlere giren halk Kasım depreminde bunu canıyla ödemişti. Demek ki halkın hafızası son depremde bu anıları canlandırmıştı. Ama 2022 depremini %80’in üstünde yenilenmiş, çok katlı olmayan binalarla karşılayan Düzce, altyapı açısından gözüme hazırlıklı göründü. Depreme hazırlıklı olmayan parçamız duygularımız, soğukkanlılıktan uzak tutumlarımız, depremde ne yapılacağına dair eğitimimizdi.

   Kural 3: Depremde dayanıklı binalar, soğukkanlılık ve deprem eğitimi almış olmak yaşamları kurtarır.

   Son söz, neden kalıcı konutlarda boş duran iş hanları deprem sonrası barınma alanları olarak kullanılmaz, halkın korkuları ikna yoluyla giderilmez. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki kalıcı konutların zemini sağlam olup, iş hanları da geniş zemine oturan sağlam binalardır. Düzce artık depremlerde konforu az olan çadır kent görünümü vermekten kurtulmalıdır.

   Deprem, bölgemizin gerçeğidir, her yönden hazırlıklı olmak da görevimiz… Kalın sağlıcakla…

 

   Şekil 1: Soğuk havada sıcak yemek candır.

 

   Şekil 2: Çadır kent olduk

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.