Pandeminin İzleri; Göğüs Hastalıkları Uzmanının kaleminden

  • 31.08.2020
  • Abone ol

 

   Dr. Şennur Özen benim gibi bir göğüs hastalıkları uzmanı ve çiçeği burnunda köşe yazarı. Eskişehir Haber yerel gazetesinde yeralan ilk yazısı beni çok etkiledi, sizlerle bir kısmını paylaşıyorum.

   “Bir Cumhurbaşkanlığı genelgesi yayınlanmıştır. Pandemi mücadelesine katkı sağlamak için doğrudur. Ne kadar çok insanı dolaşımdan çekerseniz o kadar iyi bir iş yapmış olursunuz. Bu ve önceki genelgeler ile kısa çalışma, evden çalışma, kronik hastalığı olanlar ile 60 yaş üstü çalışanlar da korunmaya alınmışlardır. Çok doğrudur.

   Organize sanayi bölgelerinde çalışanların durumu acıklıdır. Bir başka yazımın konusu olacak kadar, çok sayıda sorunu barındırmaktadır. Ama dikkatinizi çekmek istediğim meslek grubu doktorlardır. Tüm bu genelgelerden hariç tutulmuştur. Kronik hastalığı vardır. Kanser olup iyileşmiştir belki, ama hala risk altındadırlar.

   Hastalıklarını gerekçe gösterip izinli olmak isterler. Genellikle kabul edilmez.

   Genç yaşta istifa ederler aç açık kalacaklarını bile bile…

   Emeklilik hakkı kazanmıştır ama mesleğine aşıktır. Kısacık bir mola ister kabul edilmez.

   Çaresiz yüreği yanarak emeklilik dilekçesi verir. Bunu da ancak 1 Haziran'dan, yani devletin pandemi tedbirlerini kaldırıp, tam açılımın oluşturulduğu tarihten itibaren yapabilme hakkına sahip olmuşlardır.

   Kamuda çalışıp da, çoğunun etkin çalışma süre ve eforlarından pek de emin olamadığımız   çalışanların  tüm maaş özlük hakları vb hakları aktif çalışanlar gibi uygulanacakmış. Elbette maddi  kayba uğramamaları memnuniyet vericidir. Birçok kamu çalışanı, hasta olmadığı halde, doktorların kapısında kuyruktadırlar. Ne için? Bana J44. 9 (KOAH) tanısını yaz. Bana I10 (hipertansiyon) tanısını yaz. Bütün ICD kodlarını da ezberlemişlerdir. Kamu çalışanlarında durum bu, benim de onlarca kez muhatap olduğum bir durum idi.

   Peki özel sektörde durum nedir? Onlardan daha önce astım, KOAH gibi tanıları almış olup da E-nabızda tespit edilenlerin dileği nedir? Bu hastalığı var ama pandemi döneminde çalışmasında sakınca yoktur diye durum bildirir rapor düzenlenmesidir. Sakıncası yok mu? Elbette var.

   Yüreğiniz kan ağlayarak yazarsınız. Aman sakın maskeni mesafeni ihmal etme der ve onlarca ilave tedbirleri anlatıp uyarırsınız. Onlar bu tedbirlere kolaylıkla uyum sağlarlar. Hasta olmak nedir bilirler. Çalışmaz ise  aşından işinden olacaktır. Ücretsiz izin verilecektir. Doktorlar için hiçbir madde yoktur bu genelgede…

   Ne yaşlarının, ne de hastalıklarının bir önemi vardır. Çünkü onlar da aynen askerler, polisler gibi ölmek için doktor olmuşlardır, kamunun ve yüksek makamların gözünde. Oysa doktorlar ölmek için değil yaşatmak için doktor olmuşlardır. Çaresizce çırpınırlar. Yüzlerce sorumsuz düğün misafirlerinin, konvoy yolcularının, adettir diye bulundukları göstermelik taziye ziyaretçilerinin, hasta olduklarında, geldiği kişiler halen dövüp sövmekte oldukları hakaret ettikleri doktorlardır.

   Zaten bilirler, dövseler de sövseler de ceza almayacaklardır. Bir süreliğine de aman doktor canım doktor diyebilmektedirler. Ne çıkar ki bundan? O doktorlar, çaresizce oksijen sistemi ve ekipmanı bulmaya çalışır, doktorluğun yanı sıra bir de mühendislik yaparlar, o kabloyu buna ekleyerek, parlak zekaları ile, anlık çözüm oluşturan icatlar yaparlar. Elinde olmayan ilaçları yalvar yakar komşu illerdeki hastanelerden temin etmeye çalışır.

   Gecesini gündüzüne katar. Bir gün o da hasta olur. İzolasyona alındığında, ek ödemeleri verilmez. ASM hekimi ise, maaşı çalıştığı kadar verilir ve sonra belki de ölür. Görev şehidi sayılmaz. Geride bıraktıklarına bir hak tanınmaz.

   Doktorlar kimsesizdir..

   Tükenirler, işini hekimlik vicdanı ile yapmaya çalışır her daim. Akıl almaz tanı ve tedavi algoritmaları içinde boğulur, insan için doğruyu yapmak adına bin bir çare üretmeye çalışır.

   Evet doktorlar, hemşireler, temizlik personeli pandemide savaşan yegane kahramanlardır.

   Kamuda izinli sayılanların çoğu da hastalığın yaygınlaşmasına aracılık eden orada burada maskesiz mesafesiz gezmekte olan sorumsuzlardır. Hastalığından dolayı genelge ile izinli sayılan  kamu çalışanları da evinde oturmalıdırlar. Aynen sapasağlam olup da, maske mesafe kuralına en çok uyduğu bilindiği halde evde hapsedilen 65 yaş üstü vatandaşlar gibi evlerinde oturmalıdırlar.

   Unutulmaması gereken yegane şey şudur.

   Bir pandemiden hastane tedavisi, ayaktan tedavi vb. ile kurtulunamaz. Alınacak tedbirler, uygulanmasını da sağlamak ve temaslılar ile riskli işlerde çalışan gruplara test yapıp, semptomsuz taşıyıcıları tespit edip izole etmekle kurtulunabilir. Halk da bilmelidir ki maske çene altına takılacak bir aksesuar değildir. Mesafe konusu çok önemlidir. Artık eskiden yapılan arkadaş toplantıları, ve birçok sosyal etkinlik 11 marttan öncesindeki  günlerde kalmıştır.

   Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır.”

   Yerel gazetelerimizde yazarak çığlığımızı siz Eskişehir’lilere, Düzce’lilere duyurmaya çalışıyoruz. Oradan Sağlık Bakanlığı’na ulaşması yerel siyasilere, sivil toplum örgütlerine, duyarlı halkımıza bağlı, çığlığımız çığlığınız olursa biz de kendimizi güvende hissedeceğiz.

   Sevgili Dr. Şennur Özen, beynine, yüreğine, kalemine sağlık.

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.