Covıd-19 Pandemisi ve 65 yaş üstünden sitem

  • 15.06.2020
  • Abone ol

 

   Sevgili ablacığım, hoşgeldin sayfama. Benim yakınım olan ve asla 65 yaş üstü göstermeyen ve sağlıklı saydığımız, dinamik ama evde COVID-19 izolasyonu yaşamış gruptasın. Önce kendini tanıtır mısın?

   Adım Feride, 65 yaşımdan bir kaç ay aldım. Üniversite mezunuyum. Uzun yıllar yurtdışında da görev icabı bulundum; bir kaç dil biliyorum. Önce devlet sektöründe, sonra da özel sektörde çalıştım ve emekli oldum. Ancak ülkesel turist rehberliği kokartım olduğu için bu yıla kadar rehberlik de yaptım. Şu an ise üç aydır İstanbul’a yakın, ama müebbet hapis gibi bir ilçede mahsur kaldım.

   COVID-19 sürecinde kısıtlama kararına nerede yakalandın ve neler hissettin?

   Çalışma hayatımın son iki yılı başında bulunduğum bölümün fabrika ortamına transfer olması nedeniyle İstanbul’a yakın bir ilçeye taşınmıştım; doğasını sevdiğimden emeklilikte de ikinci ev olarak zaman zaman oturmayı sürdürdüm. Buraya bir iki hafta kalmak için geldiğimde kısıtlama uygulamasına yakalandım.

   Önce, bizde de, İtalya’da olduğu gibi, internet ortamından alacağın izinle hergün gerekli işlerimi yapabileceğimi sanmıştım. Ne büyük bir yanılgı. Bizdeki “Ben yaptım; oldu” zihniyetini unutmuşum. Bizlere uygulanan bence müebbet hapis cezası,bazı cahillere göre alay konusu, yetkililerce de ayrıştırma, başkalaştırma olayı oldu. Madem bir şey yapacaksın önce bilgi al; senden önce yakalanan ülkelerdeki meslektaşlarına danış. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.

   Her neyse, önce içimde büyük bir isyan patladı. Yalnız yaşadığım için her işimi kendim yapmam gerek. Sanki hacir altına alınmışım ya da demansı başlamış bunak gibi hissetmeme bir çare bulmalıydım. Bu arada, köpeklerim olduğundan ihtiyaç molasına çıkacağımız bile günler sonra bildirildi. Kendi işlerimi de hep kendim hallettim; çünkü Tanrı’nın bir lütfü olsa gerek hiç yaşımı göstermiyorum. Bana yardımcı olması için bir zabıta memurunu ya da jandarmayı çağırmak bence bir zamanki emir eri uygulaması gibi onlara külfet olacaktı. Tedbirimi alarak gerekli ihtiyaçlarımı karşıladım. Kuçular sayesinde de biraz hareket ettim. Ancak, insan dört duvar arasında her an kitap okuyamıyor, TV seyredemiyor, telefonla konuşmak bile istemiyor; sadece konuşacağı, kendini değerli, önemli hissettirecek birileri olsun istiyor. Ve böylece içime kapandım, uyku düzemim değişti. Tam bir depresyon hali.

   Kendini rahatlatmak için neler yaptın ?

   Bu arada gıda işletmeleri kapalı olduğundan ve de insanlıktan uzak tiplerin önce alıp, sonra  da COVID’i bahane ederek attığı bir sürü sokak hayvanına rastlamaya  başladım. Artık tek uğraşım en azından yakalanmadan dolaşabileceğim uzaklıktaki hayvancıkları doyurmak oldu. Hem kendim mamalar pişirdim; hem de sağolsun veterinerimiz aksatmadan ısmarladığım kuru ve yaş mamaları getirdi. Kendime taktığım adımla “Sinsirella” gibi hergün aksatmadan sürdürdüm, sürdürüyorum.

   Bu dönemdeki bir başka mutluluksa pidecinin yolunu beklemekti. Ramazan dolayısıyla etli kapalı pide yeknesak günlerin tek neşesiydi. Maalesef ramazan bitti; pide  de bitti, konuşabildiğim nadir kişilerden fırıncı da gitti gelmez.

   Sence 65 yaş üstü gruba haksızlık mı yapıldı? Neler yapılabilirdi?

   Evet, bence 65 yaş üstü gruba büyük bir yanlışlık yapıldı; bu kesim ülke tarihinde hiç bu kadar aşağılanmadı, başkalaştırılmadı. Bu grup, hepinizin de bildiği gibi 68 kuşağı; ne darbeler, ne siyasi olaylar, ne hükümetler gördü. Kültürel olarak da çok donanımlı bir kuşak; şimdiki nesil kusura bakmayın ama elifi görse mertek sananlardan, tabii ki hepsi değil ama büyük çoğunluğu apolitik ve bunlar yaşlıları maskaraya çevirdi. Başta da belirttiğim gibi, diğer ülkelerden bilgi almak bu kadar mı zordu? Keza, ülkemizde de pek çok doktor bu yanlış uygulamanın çok daha vahim sonuçlar doğuracağını defalarca belirtmişti. Evet, ben 65’den 66’ya doğru gidiyorum; ama en hasta, en moralsiz olduğumda bile kendimi yaşımda hissetmedim; zaten kimse de yaşımı söylediğimde inanmadı. Hal böyle iken, yıllarca çalışıp vergisini ödemiş, hala da ülkesini en iyi bir biçimde yurtdışına tanıtmaya çalışan gayet aktif  bir kişiyi değersizleştirmeye, ötekileştirmeye çalışmak neyin kafasıdır? Bize kör cahil, bunak muamelesi yapmakla corona engelleniyorsa bir diyeceğim yok.

   Şu anda durum o noktaya geldi ki, sanki karantina ve önlemler sadece bu kısıtlamalı grubu kapsıyor; diğerleri her şey süt liman gibi maskesiz, kolkola dolaşıyor.

   En azından, baştan beri herkese İtalya’daki gibi sıkı bir karantina uygulanabilirdi. Gerekli günlük izinler idari makamları da meşgul etmeden alınabilirdi. Bir de asgari ücretle orantısız yüksek cezaların da yaramadığını görmüş olduk.

   Hastalığın 65 yaş üstü grupta daha ölümcül ve ağır seyrettiği de iyi bilinen bir durum. Bu tablo sana neler düşündürüyor? Başka bir seçenek var mıydı?

   Önlemler “bizde bir şey yok; Türk ırkının güçlülüğü” masalıyla geç başlamasaydı sanırım daha az can kaybı olurdu. Keza Umre olayı da büyük bir fiyasko. Hac gelecek yıla ertelendiği gibi, Umre de ertelenebilirdi. Olan sağlık emekçilerine de oldu. Bence yaştan da önemli husus, önlemlerin geciktirilmesi ve bilinçsizlik. Hele ilk zamanki maske kargaşası ayrı bir facia. İnsanlar parasıyla bile maske bulamadı.

   Hayati tehlike yaratmayan bir sağlık sorunun olduğunu biliyorum, İlaç temininde veya sağlık sorunun olduysa sağlık kurumlarına ulaşmakta güçlük çektin mi?

   Aylar önce bir ameliyat geçirmiştim; onun kontroluna gidemedim. Hem başka bir şehirde olduğumdan, hem de mikrop kapma korkusundan dolayı. Düzenli kullandığım iki ilacı üç ayda bir toplu aldığımdan bir sıkıntı çıkmadan hallettim. İnşallah kontrollerimde de bir şey çıkmaz.

   Sence kısıtlama sürecinde kuaför ve berberlerin kapalı olması kadınlarda mı erkeklerde mi daha çok sıkıntıya yol açmıştır?

   Bence kadınlarda büyük bir sıkıntıya, depresyona neden oldu. Kendilerini iyice bıraktılar. Allahtan saçımı kendim boyayabiliyorum; ama bir sürü pamuk nine var etrafımda. Bence Türk erkeklerinin işine bile geldi bu durum; çünkü son zamanda hepsinde bir ecdada özenme hali, sakal koyverme modası var; bu da bahanesi  oldu. Kuaförün dışında el ve ayak bakımı da artık bir lüks değil, ihtiyaç. Örneğin, ben ayak tırnaklarımdaki batıklar nedeniyle her ay uzman bir kuruluşa giderdim; şimdi üç aydır acısına dayanmaktan başka bir şey yapamadım. Bunun için yetkililerden izin almaya ve İstanbul’a gitmeye kalksam ya dalga geçerlerdi, ya da kendilerini boşuna meşgul ettiğim düşüncesiyle aşağılarlardı.

   Keza dişçi olayı da bir sorun. Umarım, eğer gelecekse, ikinci dalgayı bir ilkokul müsameresi gibi karşılamayız. Bu arada, öncelikle her sağlık sorunumda yanımda olan sana olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına sabırlar, dayanma gücü ve sevdiklerinizle uzun ömürler diliyorum.

   Sevgiyle ve sevdiklerinle kal.

   Katıldığın için çok teşekkürler, sana COVID'siz mutlu günler dilerim.

Resim 1: Bağladılar ağzımı, elimi, kolumu (http://www.haberalanya.com.tr/genel/65-yas-ustu-korona-tedbirine-esprili-gonderme-h83129.html)

Resim 2: Teyzemiz Olimpiyatlarda başarılı olur (https://www.karadenizgazete.com.tr/gundem/75-yasindaki-nine-firarda-iste-boyle-firar-etti/269704)

Resim 3: Kısıtlama altında da sevgi mesajları yollandı (http://www.yeditepehastanesi.com.tr/covid-19-icin-neden-yaslilar-risk-altinda)

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (3)

  • ulviye dikmen
    ulviye dikmen
    19.06.2020 11:38

    65 yaşı azaltmak istiyorlar 65 yaş direniyor. Hani derler ya direne direne kazanacağız biz de öyle yapıyoruz direnerek yaşam sürdürüyoruz sevgiler yüreğinize sağlık

  • Ayşegül Şenol Can
    Ayşegül Şenol Can
    18.06.2020 12:46

    çok begendim yazıyı kalemine sağlık misafiri de iyi seçmissin devamını bekliyoruz.

  • Cemal YILMAZ
    Cemal YILMAZ
    16.06.2020 13:27

    Hocam gayet güzel bir söyleşi olmuş. Misafirinizin ağzına, sizin de elinize sağlık. Bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmakla iş yürümez ve yürümedi de. Denge... Adalet sağlanmalı..