Kaldırım Mühendisi Aranıyor!

  • 23.01.2021

 

   Bir zamanlar kaldırım mühendisliği hakaret, dalga konusu ya da aşağılama olarak algılanırdı.

   Hatta 1980 li yıllarda Sayın Hüsamettin Cindoruk, Turgut Özal'a kaldırım mühendisi demiş, Sayın Turgut Özal da bunu hakaret kabul edip kendisine dava açmıştı. Dava, Sayın Cindoruk lehine sonuçlanmış, dolayısıyla kaldırım mühendisi demek hakaret sayılmaktan çıkmıştı.

   Fakat sizin de bildiğiniz gibi bu ifade günümüzde hala kaldırımları arşınlayan işsizlere yakıştırılıyor.

   Durum her ne kadar bu şekilde olsa da kaldırımlar dünya genelinde medeniyetin göstergesidir ve kaldırım mühendisliği kimi ülkelerde önemli bir iştir. Bazı ülkelerde ‘kaldırım mühendisi aranıyor’ ilanlarını bile görebilirsiniz. Ve “kaldırımlar dünyada medeniyet göstergesidir” ifadesi de çok basit bir denklemdir.

   Arabası olmayan ya da arabasını kullanmayan vatandaşların yürüme yolu olan kaldırımların bu amaç dışında birçok şey için kullanıldığı memleketler bu medeniyetten nasibini alamamıştır.

   Eğer bir şehirde kaldırımlar yola bir sarı çizgi çekerek belirlenebiliyor ve bu şekilde araçlar kaldırımdan uzak tutulabiliyorsa, işte o şehir medeniyet konusunda maksimum seviyeye yakınlaşmış demektir.

   Bir şehirde yaşayanlar birbirlerine ne kadar çok saygı duyarlarsa o kadar düzen olur, ne kadar düzen olursa o kadar medeni bir yaşam olur. Evet, kaldırımlar birer göstergedir. Medeni bir ülkede kaldırım taşları çok alçak olsa bile bizdeki gibi arabasının tekerleklerini zorlayarak yüksek kaldırıma çıkıp park eden ve yayaların yolunu kesen insanlara rastlanmaz.

*

   Gelelim bizim şehrimizdeki kaldırımların kullanım amacına.

   Genel olarak, esnafın mallarını sergilediği alan, kafe, restoran ve benzeri işletmeler için ekstra oturma alanı, motosiklet ve bisiklet için yol ya da araç parkı demektir kaldırımlar.

    Bu gibi durumların dışında nadiren yayaların yürümesi amaçlı da hizmet görürler. Engelli kardeşlerimiz içinse inmek, çıkmak ve üzerinde mesafe katetmek sıkıntı yarattığından kullanmak neredeyse imkansızdır.

   Yazıyı daha fazla süslü cümleler ve laf kalabalığı ile uzatmak yerine, “Kim denetliyor arkadaş bu kaldırımları?” diye haykırmak istiyorum. Fakat kendime “Şşş! Sakin ol!” diyerek yazıma devam ediyorum.

   Vatandaş arabasını kaldırıma park ediyor ki hemen yanı başında otopark var. “Kardeşim, bak, otopark var!” diyorsun; bırak kendine sözlü tepki göstermeyi, yan baksan dahi kaşını çatarak “Sana ne?” der gibi öyle bir bakıyor ki.

   “Şşş! Sakin ol!”

   Alın size medeniyet göstergesi!

   İnşaat çalışmalarını da unutmamak gerek.

   İnşaatların önündeki kaldırımlar maşallah savaş alanı gibi. Ne bir önlem, ne bir emniyet şeridi var.

   Ayrıca inşaat çalışmalarında elektrik almak için yolun karşısındaki elektrik donanımından faydalanırken kazılan ve sonrasında yamalı bohça gibi bırakılan asfalt da cabası.

   Alın size medeniyet göstergesi!

   Engelli bireylerimiz, bırakın kaldırımdan gitmeyi, kaldırıma çıkamıyorlar bile. Araç sahibi bunu gördüğü halde kaldırıma park ettiği aracından iniyor ve arkasına bakmadan uzaklaşıyor.

   Alın size medeniyet göstergesi!

   Bebek arabası ve yanında elinden tuttuğu çocuğu ile kaldırıma park etmiş koskoca minibüs nedeniyle yoldan yürüyen kadına arkasından gelen araç korna çalıyor ve sürücüsü diyor ki, “Kaldırımdan yürüsene; yolun ortasından yürüyorsun!”

   Alın size medeniyet göstergesi!

   Mesela bir medeniyet göstergesi daha.

   “Kaldırımdaki araç kimin?” konusu...

   Bunu en çok da eski Akçakoca Caddesindeki Ticaret Odası önünde görüyoruz.

   Bu araçlar genellikle zabıtanın ya da resmi bir kurumun olabiliyor.

   Evet, çok medeni gerçekten.

   Kaldırıma park edilen araçlardan rahatsız olanların arasında esnaf da olabilir mi acaba?

   Dükkanının önünü kapatan araçtan, işini engelleyen araçtan rahatsızdır. Sonra zabıtayı arar örneğin.

   Durumu anlatır.

   “Ne konuşuyorsun, kardeşim?”diyen zabıta haklı olabilir mi?

   Olamaz, değil mi?

   Neden?

   Derler ya “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.”

   Belki o esnafa dokunmayan yılan, şimdi bunu bir şekilde yapabilmiştir.

   Çünkü, dükkan içindeki neredeyse tüm malları dışarı çıkararak kaldırıma yeni bir dükkan açacak şekilde yürüyecek yer bırakmamış ya da tabureleri atıp karşılıklı oturmuş ve ortadan geçecek olan kadınları yoldan yürümek zorunda bırakmış olabilir mi?

   Alın size medeniyet göstergesi!

   Çoğunluğun bu duruma tepkisizliği de oldukça sinir bozucu. Belediye yetkililerine her konuda olduğu gibi bu konuda da hesap sorma eğiliminde değiliz çoğumuz. “Şşş! Sakin ol!”

   Peki, bu durumda yetkililer gerektiği kadar tedbir alabiliyorlar mı?

   Bilmiyorum. Bunun cevabını her Düzceli vatandaş kendi vermeli. Hepimiz bu şehrin insanıyız.

   Kaldırımların engellilere uygun olduğu, araç park edilmediği, çöplerin, izmaritlerin yerlere atılmadığı, yaya yollarında dükkan tezgahlarının ve reklam panolarının bulunmadığı, inşaatlardan dolayı savaş alanı gibi değil güvenle yürüyebileceğimiz kaldırımlarla dolu sokaklara sahip bir şehir haline geldiğimiz zaman gerçek adıyla kaldırım mühendislerine sahip olabiliriz.

   İşte o zaman “Alın size medeniyet!” diyebiliriz.

   Herkese huzurlu, bol kazançlı ve en önemlisi de sağlıklı günler.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Selma Keskin
    Selma Keskin
    26.01.2021 13:19

    Damadım güzel yazmış,bir kez değil sürekli denetim...Düzce nin kangrenidir bu konu,kalemine sağlık oğlum...