DÜZCE VİCDAN MUHASEBESİ

  • 28.08.2020
  • Abone ol

 

   Uzun zamandır ilk kez gazetemizi elinize alıp okuyacaksınız. Gönlüm isterdi ki iyi bir şeyler yazabileyim.

   Yayınlanan son yazım yine virüs üstüneydi. Düzce günlük koronavirüs tablosu nedir demiş, yanıt alamamışlar olarak dedikodulara mı inanalım diye sormuştum.

   Öncesinde de ilimize gelen mevsimlik tarım işçilerinin denetimi ile ilgili bazı sorularım olmuştu. Nasıl geldiler, konaklamaları, denetlemeleri... Sonra okuduk ki  Düzce’ye gelen mevsimlik işçilerden 95’i karantina altına alındı. Birkaç günlük başka bir haberin konusu da şu; Düzce’de ev karantinasına uymayan 57 kişiye 179 bin 550 lira ceza verildi!

   O 57 kişi nerelere gitti, kimlerle görüştü? Bu kontrolü sağlamak hiç kolay değil, hem de hiç.

   Ve maalesef bizler hala il yetkililerinden net bir bilgi alamıyoruz.

   Maalesef dedikodulara göre konuşuyoruz.

   Dedikodulara göre Düzce’de günlük 40’a yakın yeni hastamız oluyor. Bu gerçek mi?

   Üstelik o ya da bu sebeple su kesintisi olan bir şehirde yaşıyoruz. Allah aşkına böylesi bir salgın sürecinde suyumuzun olmaması.. Kabul edilebilir bir şey değil! Durun ve geçici bir çözüm bulun, durun! Sorun çıkartmayacak bir çözüm olsun. Bu şehirde suya ihtiyaç var!

   Baktıkça içim acıyor. Hastanesinin bahçesinde inek gezen bir şehir düşünün, Düzce işte... Bu şehrin ulaşım sorunu da var, çözülecek yakında diye umduğumuz. Defalarca bizzat yazdığım Kalıcı Konutlar 3. Bölgedeki iş merkezinin içine bir girin mesela. Burada belediye de hizmet veriyor. Ve gözlerimle gördüm ki alt katı da üst katı da sigara izmariti, çöp dolu... Parklar, basket-oyun sahaları bitik... Sıradan vatandaş işine gidiyor, hayat devam ediyorsa bu işler de yapılmalı değil mi? O kadar şaşırtıcı ki her şey!

   Takım elbiselerini giyip açılışlar yapıp, demeçler verip, o sırada sorunları dinleyip, yardımcılara halledin emri verip, dönüp gidenlerin şehri...  Particilikle, eş-dost-ahbapçılıkla işleri yürütülen şehir... Doğrunun doğruyu değil, yanlışın yanlışı kolladığı şehir. Gazetecinin yazmadığı, televizyoncunun kamerasıyla görüntülemediği, görüntülese de yayınlamadığı şehir. İşte burası Düzce!

   Orhan Veli’nin “Düzce yolu düz gider, aman bir edalı kız gider” dediği şehir. 70’lerde dağ köylerinde dahi beyaz masa örtüler olan şehir...

   Yapmayın!

   Artık bu şehrin sokaklarında kadınlar ailelerin yanında bile saldırıya uğruyor.

   Bu şehirde gelen bir şey yapıyor, gidenin arkasından yapılan yıkılıyor.

   Düzce dernekleri, sivil toplum kuruluşları, Düzce’den başka şehri olmayanları ve gerçekten sevenleri neredesiniz? Sormak, sorgulamak, önermek ve birlikte çalışmak için, neredesiniz? Halkın denetleme gücünü hatırlatacak yapılara çok ihtiyaç var.

   Başka türlü olmuyor, olmayacak...

   Yazılan her köşe yazısından sonra, eleştirilen taraf gazeteyi aramak için elini telefona uzatacağına, vicdanına dokunsun. Muhatabınız bu yazıyı yazan ben değilim, bilgilendirmediğiniz, ihmal ettiğiniz, ciddiye almadığınız, söz verip unuttuğunuz hemşehrileriniz, sorumluluklarınız, etik ahlaki değerleriniz.

   Aynı şekilde bu yazıyı okuyup benimle aynı fikirde olup, oturduğu yerden söylenen ama yeri geldiğinde susanlar her kimseniz, siz de sorumlusunuz...

   Hepimiz sorumluyuz, ellerimizi taşın altına koymak zorundayız!

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.