VİCDAN ENGELİ

  • 8.11.2019
  • Abone ol

 

   Türkiye’de yaklaşık beş milyon engelli var. Bu bilgi net değil çünkü ülkemizde engellilerimizle ilgili detaylara ulaşmak zor.

   Yollarda, yaya kaldırımlarında, konutlarda, kamu ve özel binalarda... Çalışabilen ya da yatalak engellilerimiz... Ancak yarıya yakını devlet desteği alabiliyor. 

   Görüyor musunuz, farkında mısınız?

   Sadece bir gün tekerlekli sandalyede yaşadığınızı düşünün ve yola koyulun. Kaçıncı kattasınız, evinizden kolayca dışarı çıkabiliyor musunuz? Toplu ulaşım ya da özel araçlara binebiliyor musunuz? İnebiliyor musunuz? Kaldırımla çıkabiliyor musunuz?  Sinemaya tiyatroya gidebiliyor musunuz? Kullanabileceğiniz bir tuvalet var mı?

   Belli elleriniz, belki gözler ve başka türlü türlü engelleriniz olduğunu düşünün ve bir gün bu engelle yaşamaya çalışın.

   Ya insanlar size nasıl davranıyor? Nasıl bakıyor? Hakkınızda neler söylüyorlar...

   Zihinsel engelli olmak ne demek mesela? Empati yapabilir misiniz? Sevgi dışında hiçbir şeyi anlamayan bir çocuk olduğunuzu düşünebilir misiniz?

   Gecesi gündüzü olmayan, çiğneyip yutamayan, yatarak büyüyen, bezli, kendi eliyle kendi gözüne vuran hiç durmadan vuran ve bazen istemsizce saatlerce gülen ve bağıran ama anne kokusunu bilen bir çocuk. Baba sesini çığlıklarla karşılayan, sevgisini saç çekerek gösterebilen... Hiçbir zaman doya doya sarılmanıza izin vermeyen... İlaç, idrar ve mama kokulu bir hayat.

   Kimine göre ucube, ceza, utanç kaynağı, sınav..

   Kimine göre emanet ve cennet...

   Atakları olan, sürekli hastanelerde, sosyal hayattan uzak, en az on insan gücüne ihtiyacı olan bir mücadele.

   Hem nasıl bir mücadele. Eşlerle, utanan aileyle, bazen acımasız sağlıkçılarla, kurumlarla, otobüs şoförüyle, sesten rahatsız olan komşuyla... Bitmeyen mücadele.

   Hele yokluk varsa. Hangisiyle mücadele edeceğini bilemeyen anneler, babalar.

   Kendini suçlayan anneler babalar...

   Engelli bir çocuğun annesi ve babası olmak ne demek biliyor musunuz? Ölüm gerçeğini bu şekilde tecrübe etmek ne demek... Önce ölmemek için dua etmek. Sağlıklıyken hayatın gerçeği, takdiri ilahi bu diyebilirken, size muhtaç bir evladınızın son nefesini elinizde vereceğini düşünmek ve bu günü beklemek.

   O gün geldiğinde... Boşluk. Hiçlik.

   Yaşam hep devam eder, insanın içini boşalttığında bile.

   Bir gün engelli olun, bir gün zihinsel ya da bedensel bir engellinin annesi, babası, kardeşi olun. Birlikte sokağa çıkın.

   Düşündüğünüz kadar sabırlı, iyi kalpli, güçlü müsünüz bir bakın. Sadece iki gün geceleri uyumayın, sürekli bağıran bir çocukla aynı odada kalın...

   Vicdan engelliler der ki; bu benim sınavım değil!

   Zaten bu sınav değil sevgidir.

   Gerçek sevginin şekli beklentisi yoktur.

   Bir kere daha bakın, kalıpsız bakın... Samimiyetle, empatiyle bakın çevrenize.

   Bir engelli ya da ailesinden birini gördüğünüzde bilin ki 10 kalbi, 10 çift gözü ve 10 kat fazla cefası var.

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.