DOKUNULMAMIŞ ZİHİN

  • 26.10.2019
  • Abone ol

 

   Çok karanlıktı. Dışarıda gökyüzünde bir iki yıldız, böcek sesleri ve uzak insan kahkahaları, içeride ısıtıcının soğuğu kırmaya çalışan sıcak ışıltısı. Komşu şehirlerin gürültüsü kesilmişti ve içinde olduğum bu harika durgunluğu sarsacak bir ses yoktu. Ay hiç geceden büyülenir mi, öyleydi işte her şey... Geceden büyülendim, geceden büyülendik.

   Bir ses. Kuru otlardan gelen. Gecenin karanlığında beni korkutmayan bir ses, üstelik tek başınayken, üstelik gözgözü görmezken. Belki bir yabani hayvan, belki bir insan, belki mekanın köpeği kedisi... Karanlık içinde hışırdayan ve hatta homurdayan. Asla ürkütücü olmayan. Ve düşündüren; korkutucu ve kuralsız olan tek şey insan olmasın!

   Yine tam bir sessizlik. Dünyanın uyuduğunu düşünün işte o sessizlikten bahsediyorum. Kendine has ve tuhaf. Aladağ’ın, başka bir ormanın, çölün, dağın ya da zihnin sessizliği değil yalnızlığın, yorgunluğun, bezginliğin, sevinçlerin, çırpınışların tetiklendiği, ben buradayım dediği, birbirini boğazlamadan özgürleştirildiği karanlık.

   Bir küçük çocuk. Önünde eğilmek için telaşlandığım, minik elini bana uzattığında heyecanına tanık olduğum bir küçük çocuk. Ezberlemiş olduğu diyaloğu sıralıyor. Sadece adını sormuşken üstelik. Yaşıyla devam ediyor. Gelişi güzel soruların yanıtlarını ezberleyerek, tanışma seromonisini bitiriyor.  Beş yaşındaki haliyle sisteme nasıl dahil olduğu, karanlığımın huzuruna buruk bir tebessüm katıyor.

   Ezbere iletişim.

   İnsanın aklı ve kalbi arasında iletişim kurulamamışken, içten bir iletişim bağı nasıl kurulabilirdi ki? Kendini anlayamamış, kendi farkındalıkları oluşmamış insanların başkalarına içtenliği nasıl gerçekleşir ki?

   Düşünmek için yalnızlık meditasyonu hep şart galiba ne dersiniz. Ama insanların daha az olduğu uzak yerlerde insanlığımızı aramak kendi içinde bir kaos değil mi?

   İçinizde bir sessizlik oldu mu bilmem. 

   Zihnin tüm modifikasyonlardan, doğduğumuz andan itibaren oluşmuş tüm sinir yollarımızdan kurtulması mümkün mü?

   Bunlar öğrendiğimiz, öğretilenler, toplum normları, aslında bizi biz yapan değerler. Kendi kendimize inşa ettiğimizi sandığımız biz var ya, işte o bizi biz yapmadık!

   Korkuyu bize öğreten nedir, sevgiyi, aileyi, aşkı, başarı nedir mesela, zenginlik nedir, yetenek nedir?

   Sadece kendi deneyimlerimizle edindiğimiz kaç değerimiz var?

   Geçmiş ve toplum normları sayesinde şu anda olduğumuz kişiyiz.

   Bilinenden kurtulmak, bilinenden özgürleşmek özetle dünden kesilmek fikri çırılçıplak bırakacak fakat iyi gelecek.

   “Dünyevi şeylere bağlılığı sarsmak kolay ama fikirlere ve inançlara olan bağlılıklardan kurtulmak kolay değil” diyor bir kitap.

   Dokunulmamış bir zihni kim istemez ki?

   Anca böyle olur, sevgiye uzanmak!

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.