YILMAZ:"SEFALETİ KABUL ETMİYORUZ! İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK ÜCRET İSTİYORUZ!"

SES Düzce İl Temsilcilik Başkanı Cemal Yılmaz basın açıklamasında bulundu. Yılmaz açıklamasında:"Zam yağmuru ile başlayan ve bu yağmurun her ay şiddetlenerek kasırgaya dönüştüğü zorlu bir yılı geride bıraktık" dedi.

16.01.2024 - 14:57
Güncelleme 16.01.2024 - 15:49
Haber Merkezi

   SES Düzce İl Temsilcilik Başkanı Cemal Yılmaz yaptığı basın açıklamasında ilk olarak şunları söyledi: "Ülkeyi yönetenler 'işçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik' dese de ücretlerimizin, maaşlarımızın hızla buharlaştığı bir süreci yaşamaya devam ediyoruz. 

   Çünkü bu ülkede yıllardır maaşlarımız, ücretlerimiz TÜİK vasıtası ile açıklanan enflasyona göre artırılıyor. TÜİK ise açıkladığı rakamlarla bizim çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız enflasyonun en az yarısını bir kara delik gibi yutuyor. 

   İşçisinden, asgari ücretlisine - kamu emekçisinden emeklisine hepimizin ücret artışlarında TÜİK’in bu sanal verileri temel alınıyor."

   Yılmaz:"Dolayısıyla yaşadığımız gerçek hayat pahalılığı ile TÜİK’in sanal enflasyonu arasındaki makas büyürken satın alma gücümüz her geçen gün düşüyor, yoksulluğumuz artıyor.

   Her yıl aynı oyun sahneleniyor. Sadece son üç yıl üzerinden baktığımızda bile maaşlarımızın-ücretlerimizin nasıl eridiğini görüyoruz " şeklinde konuştu.
 
   "2023 yılı başındaki enflasyon hedefini kademe kademe 2,5 kat artıranlar, yılın sonunda bu hedefin 0,23 puan altında kaldık diyerek hepimizle dalga geçiyorlar.Oysa ülkemiz TÜİK’in bu sanal rakamlarına göre bile enflasyonu en yüksek ülkeler sıralamasında liderliği kimseye bırakmıyor." diye SES Düzce İl Temsilcilik Başkanı Cemal Yılmaz açıklamasına şöyle devam etti: 
 
   "•OECD enflasyon ortalaması % 5,5 iken Türkiye’de enflasyon TÜİK’in çarpık rakamlarına göre bile bunun yaklaşık 12 katına ulaşmıştır. 

   •Yine tüm dünyada gıda enflasyonu son 6 aydır düşerken Türkiye’de artmaya devam etmektedir.  Türkiye’de dar gelirli kesimler için en önemli kalem olan gıda enflasyonu (% 72) OECD ortalamasının (% 6,7) 11 katına ulaşmıştır. 

   Yeni yıla girdik. Ama değişen bir şey yok. Zam yağmuru temel tüketim maddelerinden, gıda ürünlerine, akaryakıt ürünlerinden tekel ürünlerine kadar iğneden ipliğe sürüyor. 
Bu koşularda Ocak 2024 itibari ile altı aylık enflasyon farkı (%29,78) artı toplu sözleşme artışı (%15) ile maaşlarımızın toplamda %49,25 artacak olması büyük bir müjde gibi sunuluyor.
Ücretlerde enflasyon oranında artış demek dünyanın her yerinde sıfır zam demektir. Yaşanan gerçek hayat pahalılığının suni TÜİK rakamları ile yarı yarıya düşük gösterildiği Türkiye’de ise bunun anlamı emekçilerin cebinden çalmaya devam etmek demektir. 

   Nitekim bugün aldığımız maaşlar, elimizdeki bordrolar yıllardır sürdürülen bu maaş artış oyununu ispatlamaktadır.  Buna göre: 

   •Eşi çalışmayan, 2 çocuklu, en düşük kamu emekçisi maaşı eş ve çocuk yardımı dahil 32 bin 835 TL’de, ortalama kamu emekçisi maaşı ise yine eş ve çocuk yardımı dahil 35 bin TL’de kalmıştır. 
Üstelik 2023 yılı temmuz ayında geçilen “ilave seyyanen ödenek” ve “ek ödeme” adı altında taban aylığa yansımayan dolayısıyla da cebimize giren maaşın yarısı emekli aylığımıza yansıtılmamaktadır. 

   •Mevcutta 7.500 TL olan en düşük emekli aylığının ne kadar artacağı ise hala belirsizdir.  Eğer altı aylık enflasyon (%37,6) artışı uygulanırsa en düşük emekli aylığı 10 bin 320 TL’ye çıkacaktır. Bu nedenle geçtiğimiz yıl ilave seyyanen ödenekten de yararlandırılmadığı için sefalete itilen milyonlarca emekli bu rakama refah payı eklenmesini bekliyor. Ama %10 refah payı dahi eklense en düşük emekli maaşı 11 bin TL ile açlık sınırının da asgari ücretin de altında kalacaktır. 

   •En önemlisi önümüzdeki günlerde de TÜİK gerçek olmayan enflasyon rakamları açıklamaya devam ettikçe, adaletsiz gelir vergisi dilimleri sürdükçe, TL döviz karşında değer yitirdikçe bugün yapılan artışların bir iki ay içinde hiçbir karşılığı kalamayacaktır. Hepimizin maaşları, ücretleri sefalet düzeyine daha fazla yaklaşacaktır. 

   •Asgari ücretliler birkaç ay içinde % 20 vergi dilimine gireceğinden verilen zammın hiçbir önemi kalmayacaktır.  Üstelik yapılan artış açlık sınırı altında kalacaktır. 

   Bizler yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil, hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz. 
Bunun için:

     •Öncelikle tüm kamu emekçilerine bugün için brüt 12 bin 147 TL olarak verilen ilave seyyanen ödeneğin taban aylık katsayısına dâhil edilmesini istiyoruz. 

   •Ardından en düşük kamu emekçisi maaşının eş, çocuk, kira ve ulaşım gibi yardım kalemleri ile bugün 50 bin TL’yi aşan üstünde olan yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını istiyoruz. 

   •Bu rakamın her üç ayda bir yoksulluk sınırında yaşanan artışa göre güncellenmesini, üzerine her çeyrekte yaşanan büyüme rakamlarının refah payı olarak eklenmesini istiyoruz. 

   •En düşük emekli aylığının 16 yıl önceki seviyeye yani asgari ücretin %110’una çıkarılarak net 18 bin 700 TL’ye çıkarılmasını istiyoruz.  

   •Gelir vergisi birinci dilim oranının %15 ten %10’a düşürülmesini, yoksulluk sınırına kadar olan ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini istiyoruz. 

   •Tüm kamu emekçilerine ücretsiz öğlen yemeği istiyoruz. İşyerinde yemek çıkmayan kamu emekçilerine aylık 4 bin TL yemek yardımı verilmesini istiyoruz. 

    Buradan tüm kamu emekçilerine sesleniyoruz.  Gelin yıllardır tekrarlanan bizi her geçen gün daha sefalete iten bu oyuna artık dur diyelim. Ne TÜİK’in gerçek olmayan enflasyon rakamlarına ne iktidarın “refah payı” aldatmacalarına kanmayalım. 

   Yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için işçiler, kamu emekçileri, emekliler hep beraber omuz omuza verelim. Yaşasın İş, Ekmek Mücadelemiz! Yaşasın Emekçilerin Birliği!"

Youtube kanalımıza abone olarak yeni
videolarımızdan ilk siz haberdar olun.
Youtube Adresimiz

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.