DÜZCELİ OLMAK!..

  • 11.03.2024
  • (2)

   Bir yazımda biz Düzceliler’i şu cümlelerle ifade etmiştim;

   “İstanbul ve Ankara gibi Türkiye’nin en büyük iki kentinin tam ortasında olmasından dolayı, bizlere görmemişlik yakışmaz.

   Sonra mesela, yalan söylemek yakışmaz.

   Sözünde durmamak, yakışmaz.

   Mesela mesela kadınlara dil uzatmak ve aklını fikrini hep belden aşağıya çalıştırmak, bize hiç yakışmaz.

   Siz belki bilmiyor olabilirsiniz ama Düzceli merttir. Moderndir. Yeri gelir entelektüeldir de.”

*

   Evet..

   Eskiler iyi bilir, Düzce’nin Bolu’ya bağlı olduğu yani ilçe olduğu dönemlerde, askerde tekmil veren Düzceliler’in çoğu önce ismini verir, sonra sıra iline geldiğinde ise “Düzce, emret komutanım” der ve tabi sopayı da yerdi.. Buna rağmen yine çoğu “Düzce” demekten vazgeçmezdi..  

   Düzceliler hep Düzceli olmaktan gurur duyuyordu..

   Ta ki bundan 7-8 yıl evvelinde ulusal basında kötü anılana kadar.. (“Eski manşetlerden yeni manşetlere” başlıklı yazımda, zaten bundan bahsetmiştim.. Okumak isteyen bu linki tıklayabilir; https://www.burasiduzce.com/fatih-melih-maradit/4358-eski-mansetlerden-yeni-mansetlere )

   Neyse ki; son 5 yılda ulusal basında güzel olaylarla anılır olduk..

*

   Dönüyorum tekrar Düzcemiz’e ve Düzceli olmaya..

   Bazıları bilemez tabi, “Düzcelilik ne demek?..”

   Anlatmak lazım.. Anlamalarını sağlamaya çalışmak lazım..

   Düzceli olmak; Düzce’de doğup büyümekten geçmez..

   Mesela; Düzce’nin ekmeğini yemek, suyunu içmektir, Düzceli olmak..

   Düzce’de yaşamak ve en önemlisi ise Düzce’yi yaşıyor olmaktır..

   Ve elbette; Düzceliler’in dışarıda başını öne eğdirmemektir!..

*

   Biz Düzceliler misafirperverizdir.. Ağırlamayı severiz..

   Saygı gösteririz..

   İlgi gösteririz..

   Ama mesela bu ilgiden, saygıdan şımarıp; dışarıdan gelip Düzceliler’e gider yapamazsın.. Gün gelir, “gidere gider” deyiverir bizimkiler, şaşar kalırsın!..

*

   Keşke şöyle bir araştırıp baksaydın, iyice bir araştırsaydın görürdün; biz ne zarif siyasetçiler gördük bu şehirde.

   Mesela bir Süleyman Kuyumcu..

   Mesela bir Avni Akyol..

   Mesela bir Ruhi Kurnaz..

   Mesela yakın dönemde bir İsmail Bayram..

   Mesela mesela son beş yıldır bir Faruk Özlü’nün zarifliğini gördü bu kent..

   Veya şöyle bir kendi etrafına bile baksan yeterliydi. Teşkilatının Düzceli üyelerine bir bak da gör, ne kadar usul erkan bilen insanlar var.

*

   Ona buna sataşıyor, yalan yanlış ifadeler kullanıyorsun.

   Yanlış bir strateji belirliyorsun.

   Yanlış bir üslupla konuşuyorsun.

   Yetmiyor; üstüne yanlış bir şehir seçiyorsun… 

*

   Bak ne diyor şair;

   “Umuda yol sanıp dibe dalmışsın

   Seraba susayıp susuz kalmışsın

   Uzanan her eli aşk eli sanıp

   Erdemi elinle sele vermişsin”

*

   Kalın sağlıcakla..

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • CEM
    CEM
    11.03.2024 13:55

    ÇOK GÜZEL BİR KISA ANLATIM OLMUŞ. TUTUCULUĞUNUN YANINDA BİR O KADAR DA İLERİCİ İNSANLARIN YAŞADIĞI BİR YERDİ DÜZCE. KALİTESİZ GÖÇ E ALAN AÇMAMIZ VE HATIRI SAYILIR İNSANLARIN DÜZCE SAHNESİNDEN İNMESİNE SEBEP OLAN UNSURLARIN NE OLDUĞUNU VE GERİ KAZANIMLARIN NASIL BAŞARI OLACAĞINI SAPTAMAMIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. HİÇ ŞÜPHESİZ SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR. BELKİ BİR ANKET YAPARSINIZ YADA BİR DÜZCE İÇİN GECESİ … GÜZEL ANILMAYA HASRETİZ…

  • Ruhi Kurnaz
    Ruhi Kurnaz
    11.03.2024 13:52

    Çok teşekkür ediyorum üstadım kısa ve öz Düzcelinin karakterini ortaya koymuşsunuz. “Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az”