Yalnız Düzcemiz için bak yeşil yeşil

  • 5.02.2024
  • (3)

   Hani bir şarkı vardı..

   Sözlerindeki bir paragraf şöyleydi;

   Gözlerin kimseye ümit vermesin, yalnız benim için bak yeşil yeşil..”

   Düzcemiz’in merkezindeki parklarla ilgili yazımı kafamda tasarlarken, birden bu şarkı sözleri aklıma geldi..

*

   Parklarımız.. Nereden nereye geldi? O zaman şöyle bir geçmişe uzanıp, bir hatırlayalım isterseniz.

   Mine Hatun 1845 yılında Malatya’da doğdu. 1848 yılında ailesiyle birlikte Düzce’ye yerleşti. Kültür mahallesinde oturuyordu.

   Saray geliniydi.

   Çocuklarını bir salgın nedeniyle kaybetmişti. Ve daha sonra bir sefere çıkan eşini de yine bir salgın nedeniyle kaybetti.

   Hiç kimsesi kalmayan Mine Hatun, tarlasını 1916 yılında “çocuklar oynasın” diye Maarif Müdürlüğüne, yani Milli Eğitim Müdürlüğüne devretti. Daha sonra bu tarla 1965 yılında yeşillendirilip, ağaçlandırıldı.

   Yani Düzcemiz’in göbeğindeki bu alan, Düzcemiz’e yeşil yeşil bakmaya başlamıştı.

*

   Sonra ne mi oldu?

   Bir tarafına “İnönü Parkı”, bir tarafına “Avni Akyol Parkı” diye adlandırdığımız, “Aman bu gözler kimseye ümit vermesin, bizlere yeşil yeşil bakmaya devam etsin” dediğimiz parklara, yavaş yavaş göz koyulmaya başlandı.

   Bir müstecir, iki müstecir derken bir de baktık ki, çimlerimizin üstü olmuş beton.. Derme çatma binalar..

   Müstecir, müstecire kiraya verdi, öbürü öbürüne.. “Kim kimin kiracısı, ev sahibi nerede?”, belli bile değildi.

   Luna park yapılıp her tarafa beton bile döküldü, iyi mi!..

   Çok uzatmayacağım, isimlere de takılmayacağım..

*

   Evet.. Sonrasında bu da yetmedi tabi..

   Mehmet Keleş Başkanlığındaki Belediye Meclisi öyle bir karara imza attı ki.. “Herkes şok oldu” desek yeridir. 09.04.2015 tarih ve 161 sayılı kararda, İnönü, Avni Akyol ve Konak Parklarının resmi kurum alanı ve ticari alana dönüştürüleceği yer alıyordu.

   Yani, Düzcemiz’in tam göbeğinden kente bakan yeşil gözlerden arda kalan o minik ışık, tamamen veda etmeye hazırlanıyordu. Yani parkların yerinde belki de bugünlerde, koca koca binalar, altında işyerleri falan olacaktı..

   Gazete burasıdüzce bu konuda sürekli yayınlar yapıyordu. “NE ÇEKTİN BE İNÖNÜ!” manşet başlığı herkesin ilgisini çekmişti.

   Ama bir kişi var ki, asıl onun ilgisini çekmesi bu parkların kaderini değiştirecekti.

*

   Harun Kılıçoğlu.. Genç, idealist, mücadeleyi seven bir delikanlıydı. Öğrenciliği sırasında gazetemizde bizlere yardımcı oluyordu.

   Düzce’de Peyzaj Mimarlığı Bölümünden mezun olduktan sonra TMMOB Peyzaj Mimarları Odasında çalışmaya başlamıştı. Ama Gazete burasıdüzce’yle de bağlarını hiç koparmamıştı.

   Ve nitekim bu yayınlar dikkatini çekmiş, beni aramıştı. Durumu anlattım. Hemen yönetim kuruluna bildirdi.

   Peyzaj Mimarları Odası Yönetim Kurulu bu yayınlara kayıtsız kalmadı. Hemen bir dava açtı. Önce Sakarya 2. İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verildi.

   Daha sonra 2018 yılında davalar neticelendi ve kazanan taraf Peyzaj Mimarları Odası oldu.

   Ve bu kararla birlikte geriye, parkların gerçek işlevi olan vatandaşın hizmetine sunulması için adımların atılması kalmıştı.

*

   Ancak o arada, oralara göz dikenler rahat durmuyordu. Başka kiracıları devreye sokmaya çalışıyorlar, işletmeleri onlara vermeye çalışıyorlardı.

   Derken seçimler oldu, Faruk Özlü Belediye Başkanlığı koltuğuna oturdu.

   Hatırlıyorum da Başkan Özlü ile bir konuşmamızda “Düzce’nin en önemli sorunlarından biri” diyerek o meşhur manşeti önüne koymuştum. “NE ÇEKTİN BE İNÖNÜ!..”

   Ve Özlü yapılamaz” denileni yaptı. İlk icraatı parklardaki kiracıları çıkartmak oldu.

   Sonrasında hemen Millet Parkı Projelerinin ilk başlarına Düzce’yi de koydurmayı başararak, parklarımızın tekrar yeşil yeşil bakmasını sağladı.

*

   Hatırlayın; bir tarafında derme çatma binalar, lunapark, çay ocakları, restoranlar, zincir kafeler, kıraathaneler olan parkları..

   Şu anda; bir tarafında modern ve boyutları abartılmamış bir kafe, çocuk parkı, yan sokağında bir kafe kütüphane, diğer parkta son derece modern bir kütüphane ve alabildiğine yeşil var..

   Bu olaydan sonra hemen kendisine endişelerimizi sorduk; “Bu işletmeler de özel sektöre kiraya verilecek mi?” diye..

   Cevap verdi; “Ben görevde olduğum sürece, kesinlikle hayır..”

   Ne diyelim; bu icraatından dolayı eski bir Düzceli olarak Başkan Özlü’ye ve tabi peyzaj mimarı değerli kardeşimiz Harun Kılıçoğlu’na tekrar teşekkür ediyorum.

*

   Ve son olarak diyorum ki; o yeşil gözler sanki yine birilerine ümit veriyor. Sanki yine birileri oralara göz dikmişler.

   Aman diyorum!.. O gözler, kimseye ümit vermesinler.. Yalnızca Düzcemiz için, yeşil yeşil bakmaya devam etsinler.

   Ne diyorduk; “Mevzu Düzce’yse, gerisi teferruat!..”

   Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (3)

  • CEM
    CEM
    5.02.2024 23:15

    DETAYLARINI BİLDİĞİMİZ BU BELADAN DÜZCE Yİ KURTARDI SAĞ OLSUN VAR OLSUN. ŞİMDİ SIRA OTOPARK PROBLEMİ ( ÇÖZÜM İSPARK MODELİ OLABİLİR ) , YOLLARDAKİ VE KALDIRIMLARDAKİ İŞKALLER , BİSİKLET YOLLARININ PLASTİK AYRAÇLARLA BÖLÜNMESİ , ENGELLİ GEÇİTLERİ , TABELA KİRLİLİĞİ , YAYA GEÇİTLERİNE YÖNLENDİRME AYRAÇLARI , İLAÇLAMA , BUDAMA , ÇÖPLERİ AYRIŞTIRMA , FAZLA PERSONELİN İŞ YAPMAMASI ( ÖRNEĞİN FEN İŞKERİNDE ) VS VS… YURT DIŞINDAN ÖRNEKLEMELERİ SUNABİLİRİM…

  • F Sönmez
    F Sönmez
    5.02.2024 15:06

    Eksik kalmasın.Yazınızda ticari alan olarak kiraya verilmedi diye yazmışsınız. Maalesef hangi saikle bilmem kiraya verilmiş.Valilk karşısındaki büfe kaldırıma yayılmış.Gidin bir çay için,bir su alın kaç lira ödeyeceksiniz görün. Buralar kamuya ait yerler , ticari alan olmamalıydı.Faruk Bey ticari faliyete izin vermiyeceğim demişti.Vermiş. Elma birden çürümez.Bir köşeden nokta kadar başlar,sonra hepsi kararır. Bunu da bir yere not edin isterseniz.

  • F Sönmez
    F Sönmez
    5.02.2024 14:52

    "Allah fakiri sevindirmek için eşşeğini kaybettirir,sonra tekrar buldururmuş" Bu parklar Ruhi Kurnaz döneminden bu yana işgal altında. Keleş döneminde yağma ayyuka çıktı. En son yazdığınız gibi ticari alan ve satış aşamasına geldi. Şunu da belirtelim Faruk Bey bakandı ve bunlara seyirci kaldı. Şimdi buraları güzel yaptı. Fakir eşeğini buldu sevindi. Bir de buraları yağmalatan aday olmuş "Efsane geri döndü" diyenler var. Ben de Allahım aklıma mukayyet ol diyorum. Bunlar milleti kör sanıyor.