‘Ağaç dikilmesin’ diyenler bu kente ihanet eder!

  • 9.04.2021
  • 1
  • Abone ol

   Belediye Başkanımız Dr. Faruk Özlü ile gerçekleştirdiğimiz sohbetlerimizde sürekli; Düzcemiz’in caddelerine hep kışın yaprak döken ağaçların dikildiğini, bu ağaçlar yapraklarını döküp bir de üstüne budandıktan sonra bildiğiniz odun gibi göründüğünü ve bu görüntünün pek de hoş olmadığını ısrarla anlatmıştım.

   Bunların yerlerine yaz-kış yaprak dökmeyen, rengarenk ağaçların olmasının çok daha iyi olacağını konuşmuştuk.

   Başkan Özlü ile bir süre önce tekrar bir araya geldiğimizde bana, İstanbul Caddesi Projesinin fotoğraflarını gösterip, buraya yaz-kış yaprak dökmeyen rengarenk ağaçların dikileceğini söylediğinde, inanın çok mutlu olmuştum.

   Hatta, “Sayın Başkan, yetmez ama çok beğendim. Neden yetmez; otobanın Düzce girişinden başlamak üzere Bahçeşehir’e, Akçakoca yoluna kadar Düzcemiz’in heryerini bu ağaçlarla donatın bence” dediğimi hatırlıyorum.

   Ve hatta hatta bu konuyla ilgili memnuniyetimi belirten bir yazı bile yazmıştım.

*

   Sevgili Başkanımızla daha sonra tekrar bir araya geldik. Bu buluşmamızda gazetemizin yazı işleri müdürü Kemal Yalçın Can da vardı.

   Başkan Özlü bu kez bize; İstanbul Caddesi projesindeki ağaçlandırma işinde iki ayrı görüş olduğunu ifade ederek, “Bir görüş İstanbul’da ki İstiklal caddesi gibi olsun istiyor. Yani hiç ağaç olmasın. Diğer bir görüş ise ikiye ayrılıyor. Biri ağaç olsun ama saksıya dikelim. Diğeri ağaç olsun toprağa dikelim diyor” dedi.

   Yalçın’la “Nasıl yani?” dercesine şaşkın şaşkın birbirimize baktık.

   Öyle ya, kim “Hiç ağaç dikmeyelim” veya kim “Saksı içinde ağaç dikelim” gibi saçma bir fikri dile getirebilirdi ki?

   Tabi hemen tepkimizi dile getirdik.

   “Sakın” dedik.. “Sakın kimsenin kafanızı bulandırmasına müsaade etmeyin Sayın Başkan!..”

*

   Sonrasında duyduk ki, sevgili başkanımız bu söylemi, yani bu iki görüşü basın toplantısında da dile getirmiş.

   Yani inanın aklım almıyor! Birileri sırf şirin görünmek için nasıl böyle mantıksız bir fikri allayıp, pullayıp başkanın önüne koyabilir ki?

   Kimler, sırf “Ben de bir şeyler söylemiş olayım” diyerek, yeşil Düzce’nin beton Düzce olmasının yolunun açılmasını isteyebilir ki?

   “Ağaç olmasın” veya “Saksı içinde ağaç koyalım” gibi fikirleri beyan edenleri, en başta ben olmak üzere neredeyse tüm Düzceliler, Düzce’ye ihanet etmiş varsayar. Bunu böyle bilin!.

   Hani aynı kat artışında yapılan gibi.. Çünkü bana göre; o da Düzce’ye bir ihanettir.

*

   Nedir böylesi fikirleri söyleyen insanların yeşil Düzcemiz’i beton Düzce’ye çevirme çabası, inanın anlamak mümkün değil!..

   Devasa beton saksıların içine yerlestirilmiş kuş kadar fidanlar, sizce kaç yıl yaşar?. Ve onun gölgesinden ne olur?

   Eminim bu fikirleri beyan edenlerin bahanesi de çoktur.. Köklerin alt yapıya zarar vereceğini falan iddia ederler ki, bu kolaya kaçmaktan başka bir şey değildir, emin olun. Bu iddiaları da yerse, hiç Düzce dışına çıkmamış, hiç başka şehirler görmemiş insanlar yer!..

**

   Sayın Başkan; biliyorum, birilerini test ediyor ve “Kim ne kadar saçmalayacak bakalım?” diyerek, görev verdiklerinize fikirlerini sorup, sonra bunları kamuoyuyla paylaşıp, tepkilere bakıyorsunuz ama yine de lütfen siz bu insanların kafanızı karıştırmasına izin vermeyin.

   Düzce sokaklarına beton değil, yeşil yakışır.

   Yeşil dediğin ise; sadece yol kenarlarındaki çimenlikler, süslemeler değildir. Gölgesinde soluklanabileceğimiz ağaçlardır. Ve inanın ağaçlar, bir çok çirkin görüntüyü de kapatır..

*

   Ve son söz, güzel bir söz;

   “Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra… Ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.”

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Kazım Besler
    Kazım Besler
    9.04.2021 21:48

    Fatih bey. Bugün otobandan DğZce girerken bir kaç tane Konuralp Antik Kenti tabelası gördüm. Konuralp Antik Kenti diye bir yer yok. Olamaz da. Antik şehirler kendi isimleri ile anılır. Prisuas Ad Hypium Antik Kenti olmalı. Konuralp bey ile Prisuas Ad Hypium Antik kenti arasında 1600 yıl var. Bu konuyu da gündeme alır mısınız? Yanlışı baştan düzeltelim.