LİYAKAT DEYİNCE!

  • 19.03.2021
  • 1
  • Abone ol

   Son günlerde, “liyakat” kelimesinin hem genelde ve hem de yerelde çok fazla kullanıldığını görüyoruz.

   Genel olarak “yönetimde liyakat esas alınmalıdır”  deriz ya hani!..

   Peki bu kelimenin anlamı nedir?

   Arapça dilinde “lyk” kökünden gelmiş olan liyakat kelimesi, “layık olma” anlamına gelir.

   Türkçe olarak; yaraşmak, yakışmak ya da uygun olmak denebilir.

   Yani; bir kişinin, kendine iş verilirken güven duyulmasını elde ettiren kalitesi, o işe yaraşması.

   Yani; yeterlilik.

   Yani; layık olma, uygunluk, yaraşır olma!

*

   Yöneticilerin görevlendirme yaparken buna dikkat etmeleri, hem kendileri hem de işin doğru bir şekilde yürümesi açısından çok önemlidir..

   Liyakat sahibi yöneticiler, kendilerine yakışan ekipler kurarlarsa, hedeflerine ulaşmaları daha kolay olur. 

   Ancak; hatıra binaen yapılan görevlendirmelerle alabileceğiniz yol bellidir!.. Ve bu şekilde yol almaya çalıştığınızda, sırtınıza binen iş yükünüz bir kat daha artar, ileride tekrar tekrar bazı değişikler yapmak zorunda kalabilir ve zaman kaybı yaşamaktan öteye geçemezsiniz..

*

   Hemen her dönem yöneticilerimizin bu tür hatalar yaptığını görebiliriz.

   Son günlerde ise ne yazık ki bunu daha sık görmekteyiz.

   Gün geliyor öyle acayip olaylara şahit oluyoruz ki; liyakatsizlik “liyakat” diye anlatılıyor ve toplum da buna inanıyor!  

*

   Yazımı konuya uygun bir hikayeyle bitireyim..

   Medrese tahsilli, çeşitli sebeplerle içkiye düşmüş ve sürekli sarhoş gezen nüktedan Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede Yeni Ayasofya Camii’nin önünden geçmektedir... O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur.

   Cemaatin, beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu, sırtında cübbesiyle oradan geçen Bekri Mustafa’yı ‘hoca’ zannederek namazı kıldırmasını söylerler.

   “Yok, ben hoca değilim” dese de, dinlemezler ve zorla öne geçirirler.

   Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar.

   Cemaat, ölüye ne söylediğini merak eder.

   Bekri Mustafa gülerek cevaplar:

   “Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam oldu dersin. Onlar durumu anlar... dedim.”

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Haydar KONURALP
    Haydar KONURALP
    25.03.2021 07:52

    SAYIN MARADİT LİYAKAT DEYİNCE ATAMA USÜLÜ GETİRİLEN DÜZCE BELEDİYE BAŞKANLIĞININ İŞTİRAK ŞİRKETLERİNE ATANAN SIRF MAAŞ VE ÇİFT MAAŞ ALMALARINI SAĞLAYAN LİYAKATSIZ BAZI ARKADAŞLARDAN BAHSETMEK İSTEDİN GALİBA