Hipertansiyon ameliyat ile tedavi edilebilir mi?

  • 25.11.2020
  • Abone ol

 “ÖNCE SAĞLIK”

   Hipertansiyon dünyada ve toplumumuzda en sık görülen kronik hastalıklardan birisidir. Hipertansiyon çoğu zaman herhangi bir yakınma yapmaz. Bu yüzden çoğu zaman hastalar tarafından ihmal edilen bir rahatsızlıktır. Ancak hipertansiyon sonuçları itibari ile hayatı çok olumsuz etkileyecek sonuçlara yol açabilmektedir. Örneğin ani kalp krizi, inme yani felç, göz kanamaları, böbrek yetmezliği damar yırtılması gibi sonuçları oldukça kötü olan klinik durumlara yol açabilmektedir. Bu yüzden çok dikkatle takip edilmesi ve tedavisi gereken bir hastalıktır.

   Maalesef toplumumuzda yüzde 30-35 oranında hipertansiyon hastalığı vardır. Bu oran dünyada da benzer rakamlardadır. Daha acı olan durum bu hastaların yarısı hastalığının farkında değildir.  Farkında olanların ise yüzde ellisi tedavi almaktadır. Tedavi alanların ise ancak yarıya yakını ideal kan basıncı seviyelerinde yani kontrol altındadır. Bu yüzden hipertansiyon hastalığı konusunda toplumun bilinçlenmesi ve uyarılması çok önemlidir. Konu ile ilgili günlerce süren bilimsel toplantılar yapılır ancak topluma yansıması konusunda yeterli çabanın gösterildiği kanaatinde değilim.  Makale başlığını özellikle hastaların ve sosyal medyanın dikkatini çekmek için attım. 

   Hipertansiyon tedavisinde başarısızlığın en önemli sebebi toplumumuzda tuz tüketiminin oldukça yüksek oranlarda tüketilmesinden kaynaklanmaktadır. Günlük alınması gereken tuz miktarı 3-4 gram iken Türk toplumunda yapılan araştırmalarda tuz tüketiminin günlük 15-18 gram olduğu saptanmıştır. Ciddi bir tuz kısıtlaması yapılması, birçok tansiyon ilacından daha etkin bir tedavi yöntemidir.

   Hipertansiyon yaşla beraber artan bir kronik rahatsızlıktır. Ancak bazı kişilerde tedavi edilebilen klinik durumlar vardır. Bu durumlarda hasta tansiyon hastalığından tamamen kurtulabilmektedir. Örneğin, obezite, böbrek üstü bezi tümörleri, paratiroid ve tiroid bezi hastalıkları, hipofiz tümörleri ve böbrek damar darlıkları gibi.

   Aslında tansiyon hastalığının%90’ında bilinen bir sebep bulunamaz. Bu duruma esansiyel hipertansiyon” denir. Onun dışında kalan yüzde 10’luk kısımda ise altta yatan bir hastalık saptanabilir. Bu duruma sekonder-ikincil hipertansiyon denir. Bunların büyük bir oranı böbrek ve böbrek damar hastalıklarıdır. Onun dışında kalan kısımlarda böbreküstü bezi hastalıkları araştırılmalıdır. Özellikle kontrolsüz hipertansiyonu olan, çok ağır tansiyon yüksekliği olanlar, kan potasyum değeri yüksek olanlarda, kontrolsüz taşikardisiyani kalp hızı artışı olanlarda hormonal değerlendirmeler ile tanı konularak altta yatan hastalıklar tedavi edilince kan basıncı yani tansiyon kontrol edilebilir.

   Makalenin başlığında yer alan soruya cevabımız eğer hipertansiyona yol açan hormon salgılayan bir durum tespit edilirsebu durumu düzeltmek için operasyon yapılarak tansiyon düzeltilebilir. Bu tip hipertansiyon vakaları hastalarımızın ancak %5-6’sını oluşturmaktadır.

   Sonuç olarak hipertansiyon genel olarak kronik, hayat boyu devam eden bir rahatsızlıktır. Altta yatan bir durum saptanır ve düzeltilirse hastalık tamamen düzelebilir. Onun dışında temel olarak tuz kısıtlaması, zayıflama ve düzenli egzersiz temel yaşam tarzı değişiklileri ile tedaviye başlanılmalıdır. Eğer kontrol edilemiyorsa kişinin yaşına, cinsiyetine ve ek hastalıklarının durumuna göre ilaç tedavisi başlanılmalı ve hedef tansiyonlara göre doz ayarlanması gerekmektedir.

   Sağlıklı günler dilerim.  

 Doç. Dr. Yusuf AYDIN

Email: [email protected]

                                    

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.