CUMHURBAŞKANIM DUYSA, TOKATLAR BU ADAMI

Gazete burasıdüzcenin Cumartesi Kahvaltısında konuşan AK Parti Düzce Milletvekili Osman Çakır,, “Kimin ağzını tutması gerektiğini Düzce halkı çok iyi bilir. Üç sene önce beş sene önce farklı, bugün farklı konuşan bir insan değilim” dedi.

CUMHURBAŞKANIM DUYSA, TOKATLAR BU ADAMI
20.09.2014 - 12:16

 

   AK Parti Düzce Milletvekili Osman Çakır, Gazete burasıdüzce'nin Cumartesi Kahvaltısı konuğu oldu. Kalıcı Konutlarda Ömer'in Pide Salonunun hazırladığı birbirinden leziz pide ve kahvaltı çeşitleriyle hazırlanan kahvaltıda konuşan Çakır neler anlattı, neler..

   Osman Çakır'ın anlattıklarının sadece bir bölümünü bu hafta yayınlayabiliyoruz. Gazetemizin Kurban Bayramı özel sayısında diğer anlattıklarına da yer vereceğiz.

“ÇALIŞAN PERSONEL BU ANLAMDA OMURGALI DURSA

BUNLARIN HİÇ BİRİSİ OLMAZ”

   Telat Çelik: Müdür atamalarında bir sendika üyelerinin atandığı söyleniyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz? Tabi bir de sizin açıklamalarınız var!

   Osman Çakır : Bugün tersine olsa o senin söylemiş olduğun müdürlerin hepsi Kamu-Sen’e kayıt olur. Onların derdi sendikacılık değil ki onların derdi müdür olabilmek ya da yükselebilmek. Bakın burada çalışan personel bu anlamda omurgalı dursa, bunların hiç birisi olmaz. Sendika bununla alakalı referans veriyor olabilir ama mutlaka bununla ilgili oradaki sendikaya üye olmuş olmak kaydı yok.

“YAPTIĞIMIZ HATALARI ŞİMDİ

TELAFİ ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”

   Memur-Sen'in ortaya çıkışı ise şöyle.

   Bir bodrum katında bir kömürlüğün kenarında, sırf bu sendikaya varını yoğunu harcadığı için ailesi tarafından tamamen küsülmüş bir halde rahmetli olmuş biri tarafından kurulmuş. Mazlumların ve bir ideolojinin sendikası olarak yola çıktı. Bugün iktidar oldu ve iktidarın yanında sarı sendika olmuş gözüküyor belki ama eğer siz tabi ki bir takım referanslarınız olacak. Bunu her yönetim yapar. Yine biz kendi işimiz bile olsa bir adam alacağımız zaman sen kimsin neredensin referansın ne diye sorarız. Bu anormal bir şey değil.  Çünkü biz bir model sunmaya çalışıyoruz. Ve bu modeli uygulamak için bunu yapabilecek insanları seçmek zorundayız. Ama bunu yaparken bu işi layıkıyla yapan insanları eğer biz tepetaklak edersek biz hata yapmış oluruz.

“CUMHURBAŞKANIM DUYSA,

AÇIK SÖYLÜYORUM,

TOKATLAR BU ADAMI”

   (-Bunu aşağılamak için söylemiyorum ben köylü çocuğuyum 4 yaşından sonra yetim büyüdüm.-) Öte yandan, hiç kimse kusura bakmasın dün yakasında bir parmak kirle dolaşan adam bugün sendikadan sonra binlerce liralık elbiselerle geziyorsa, falan filan yerlerde yemek yeme pozisyonuna gelmişse ben bunu sorgularım.

   Ben 9 ay önce “daha önceki yönetimi müteahhit diye aldınız, bu adamı da alın” dedim. Düşmanlığın sebebi o. Sosyal bilimler lisesi falan bahane. Niye alın dedim.

   Çünkü bana bilgiler gelmeye başladı. Kooperatif de diyor 1,8 milyon lira paramızı kendi kurdukları şirkete teminat gösterdiler. Banka şube müdürünü de kongreye çağırıp şube müdürüne yalan konuşturdular diyor. Bak paranız bankada yatıyor. Ama o para falanca şirketin teminatıydı o para çekilmezdi diyor. Bu yargıya yansıdığı için konuşuyorum. Orayı yapan müteahhide sendika binasını aldırıyorsunuz. Bunun parasını kimden çıkartıyorsunuz. Ya kapısını çizeceksiniz ya demirinden ya çimentosundan çıkaracaksınız.

   Tüm mesele bu. Hiç kimse kusura bakmasın. Benim Cumhurbaşkanım bunu duysa, açık söylüyorum, tokatlar bu adamı.

“BU MİLLETİN MALINI YİYEN ADAM KANSER OLUR!”

   Ben buradaki yanlış uygulamalara karşıyım. Bu milletin malını yiyen adam ya kanser olur ya köprünün dibine çakılır ölür ya da tavuk gibi aklını yitirip ortada dolanır.

   Ben inşallah yanılıyorumdur. Ama elimdeki doneler çerçevesinde ben gerekli yere gereklileri söyledim. Ben bu sendikanın üyesiyim bu sendika ne Orhan Kılıç'ın malıdır, ne de Ahmet Gündoğdu'nun malıdır. Bu sendika da bu işin sıkıntısını çeken insanların hiç birisi yok. Dolayısıyla bizim bir davamız bir ideolojimiz var.

   Kemal Yalçın Can: Bunlardan neden Tayyip Erdoğan Bey'in haberi olmuyor?

   Osman Çakır : Siz ulaştırırsanız oluyor. Ben de haberdar etmeye çalışıyorum. Ama önce gerekeni yapıyorum ben. Hazırlıklarımı yapıyorum.

“İL DANIŞMADA KONUŞTUKLARIMI

DIŞARI YANSITIYORLAR”

   Fatih Melih Maradit: 12 yıldır iktidarsınız. Ama hep bir kavga hali var. Milletvekilleri, Belediye Başkanı ve İl Başkanları arasında. Bunun nedeni nedir? 

   Osman Çakır : Şimdi 12 yıldır kavganın içindeki bu isimleri belirleyelim bir önce.

   Fatih Melih Maradit: Buyurun siz belirleyin.

   Osman Çakır : Benim isim vermem uygun olmaz. Bugün bu yazıda belki de ima ettiğim şey sendikanın başındaki adamın bir yerlerden güç alıyor olmasıyla ilgili.

   Benim şimdi Metin Kaşıkoğlu ileilgili Fevai Aslan ile ilgili basına yansıyan bir sözüm var mı? Ben il danışmada konuşuyorum. Oradaki konuşmaları dışarı yansıtıyorlarsa bu benim için ahlaki bir mesele değil. Veya siyaset yapma biçimindeki bir kuralsızlığımdan kaynaklanmıyor. O ordaki bir takım insanların, ama parti içerisinde ama danışmadan insanların dışarıya taşıması.

   Benim bu konular ile ilgili bir sıkıntım olduğunda benim genel başkan yardımcılarım var. Bu konuyla ilgili genel başkan yardımcıma giderim derim ki filanca ilçe başkanı ya da il başkanı ya da belediye başkanı ya da milletvekili bu konularla alakalı bu işleri yapıyor derim. Bizim disiplinimiz bunu gerektiriyor. Bu yolsuzlukta olsa. Ben bir parti mensubuyum, bu konuları parti genel merkezinde ki yetkili şahıslarla paylaşmadan ben bu ne savcıyla ne basınla paylaşırım. Ben mümkün olduğunca üç yıl boyunca bunu yapmaya çalıştım.

“O KONUŞMAYI TEK BAŞINA YAZDIĞINI ZANNETMİYORUM”

   Ama bu olay birçok insanın hakkı ve hukuku söz konusu olduğu için ve ben bunu gerekli yere söylediğimden dolayı böyle konuşuyorum.

   Bakın ben Orhan Kılıç adlı adamın o konuşmayı tek başına yazdığını zannetmiyorum. Ne ilk açıklamasını ne de ikinci yazılı açıklamasını. Ben oradaki metinlerin nerden çıktığını çok iyi biliyorum. Oradaki ifadede bakın ne kullanmış. 

   Bir, milletvekillerini aldattı diyor. Yalan. İki, sendikayı aldattı diyor. O da yalan. Üç, bakanlığı aldattı diyor. O da yalan. Dört, bölgecilik yaptı, diyor. O da yalan. Tamamen spontane gelişen bir olay. Bakın Mehmet Keleş, Akçakoca kaymakamı Aykut Pekmezci, Cüneyt Demirci buna şahittir. Biz bir vesileyle MEB'e gittik. Orada bakan yardımcısı, 'İki Anadolu Öğretmen Lisesini Anadolu Lisesi yaptık' dedi. Bu ifadeyi kullanınca Orhan Erdem 'Bakın biz bunu Düzce halkına açıklayamayız' dedim. “Hiç değilse Akçakoca'dakini Fen Lisesi yapalım” dedim. “Fen lisesi var sıkıntı olur” dedi. “O zaman sosyal bilimler lisesi yapalım” dedim.

   Niye Akçakoca dedim? Çünkü ilde açmak kolay. Canikli beş tane ilçede fen lisesi açtı. Ben sonra bu adamla 4+4+4’te mesai yapmışım. Başbakan nezdinde tartışmışım bu konuyu, bir hukukumuz oluşmuş. Orhan Erdem Bey bakan yardımcımız, çok hoş bir insan. Müsteşar da öyle. Bir hukukumuz oluşmuş. “Tamam, o zaman sosyal bilimler lisesi yapalım Düzce'dekini de sonra halledelim” kendi ifadesi bu.

“YIĞILCA-YEDİGÖLLER YOLUNA HARCADIĞIM MESAİYİ

BAŞKA YERDE HARCAMADIM!”

   Bu sene olmaz bir sonraki sene olur. İkisi birden açılamaz mı? Açılabilirdi belki. Başka ilçelerde de açılabilirdi. Ben Düzce'yi bütün olarak görüyorum. Ben Yığılca yedi göller yoluna yaptığım mesaiyi başka hiçbir yerde yapmadım. Bakın ilk kez söylüyorum o zaman ki vali sonra vekil oldu. “Bu yolu yapalım” dedim.

   Bakın Kartalkaya çıkışında, Bolu’da Yedigöller yazıyor. Bakın bu tarafta Çoban'da Kervan'da yazıyor mu. Yedigöller'e buradan gidişle alakalı sağolsun o kaymakam gece gündüz çalıştı. O yol yapıldı. Şimdi insanlar kullanıyor.

“400 KAMYON MALZEME TAŞIYOR..

ORTAKLIKLAR VAR!”

   Bunu niye söylüyorum. Şimdi“Alaplı-Yığılca arasındaki yolu yapalım” diyorum, “Tabi yapalım” diyorlar. Çünkü 400 tane kamyon malzeme taşıyor Demir Çeliğe. Ortaklıklar var. Bu ortaklıklardan dolayı.

   Diyorum ki, “Yığılca'dan da Bolu'ya yol var onu açalım.” Diyorlar “ona gerek yok.” “Yav niye gerek yok. Niye buraları dolaşsın insanlar. Bir de yaz döneminde insanımız Bolu'dan girsin veya İstanbullu gelip buradan girsin Bolu'dan çıksın. O tabiatın güzelliklerini görsün. Yığılca çok güzel bir yer.”

“KARDÜZ'ÜN ÖDENEĞİ İLE İLGİLİ ÇALIŞANLARDAN

BİRİ BENİM!”

   Gölyaka'da dört tane çalışmam var. Birileri konuşuyor şimdi. Bak yine ödenekle ilgili Kardüz'ün ödeneği ile ilgili çalışanlardan biri benim. Ben Efkan Ala'ya yalvara yalvara çıkarttım.

   Orada müsteşar yardımcısı bir hanımefendi vardı. Kültür sitesi için gitmiştim. “Bu kültür sitesini bitirelim” dedim. (Gülüşmeler)

“KÜLTÜR MERKEZİ PARASI

BAŞKA İŞLERDE KULLANILMIŞ!”

   İnşallah bu kültür merkezi bitiyor şimdi inşallah. Bakın Ertuğrul Bey genel müdürü çağırdı. “Bu Düzce'deki kültür merkezi meselesi ne oldu” dedi. Okudu kâğıdı. Attı. Dedi ki 'Osmancığım ben bu parayı yemişler demiyorum ama bu paranın yarısını başka şeylerde kullanmışlar diyorum..'

   Aldım okudum kâğıdı. Okudukça yüzümden ateş çıktı. Hemen İsmail Bayram'a faks çektim. O gün birbirine küskün olan arkadaşlar üç kere gitti Kültür Bakanına. Dedim “Sayın bakanım madem bunu vermiyorsunuz. Benim danışmanım bir liste hazırlamış. Listede Akçakoca kalesi, Kardüz yaylası, Sinekli yaylası falan filan böyle talepler. Konuralp ile ilgili talepler de var. Bari bunu verin sayın bakanım” dedim. Aldı, güldü. “O 3 milyondu bu 4.2 milyon” dedi.

   Çağırdı birini “Bunların hepsini çıkartacaksın” dedi. Ve o Akçakoca kalesinin Konuralp'in Sinekli Kardüz yaylasının yapımı böyle başladı. Bunlar Düzce'nin değeri. Bugün Efteni gölü Düzce'nin Türkiye'nin insanlığın değeri. Keşke bunları koruyabilsek. Mesela Efteni gölü, Efteni oteli.. Yazık günah. Keşke orası şu anda fizik tedavi hastanesi olarak kullanılsa. İhtiyaç var.

“DÜZCE KAMUOYUNA SORUN;

AK PARTİ’DE AĞZINA EN ÇOK SAHİP ÇIKMASI GEREKEN KİM?”

   Fatih Melih Maradit: Bu THK üniversitesi ile ilgili olarak, siz yanlış bilgilerle, son derece yanlış ve son derece isabetsiz açıklamalarda bulunuyormuşsunuz! Parti disiplinine hiç uymuyormuş. Böyle bir açıklama var! Ne diyorsunuz bu konuda?

   Osman Çakır : Şunu yazmanızı özellikle isterim. Düzce kamuoyuna sorun, AK Parti’de ağzına en çok sahip çıkması gereken Ak Parti siyasetçisi kim, onlar bilir. Ben bugüne kadar hiç şahıslarla ilgili bir şey konuşmadım. THK'ya gelince bu üzerinde çok konuşulması, düşünülmesi gereken, Düzceliler'in çok sahip çıkması gereken bir konu.

   Bu konu önceki il genel meclisi üyeleri zamanında gündeme geldi. Adnan Yılmaz vardı. Hep beraber THK başkanına gittik. O bize yüksekokul ve kolej yapılacağı konusunda söz verdi. Bununla ilgili protokol imzalandı. Buradaki amaç bu iş merkezlerinin ikisini tamamen onlara vermekti. Onlar da bunlardan birini kolej, birine Türk Hava Kurumu'nun yüksek okulunu açacaktı.

   THK tüm Türkiye'de dolmuş uçakçılığı yapacaktı küçük hava alanlarıyla. Onunla ilgili burada bir yatırım söz konusu olacaktı belki de.

“KURNAZLIK YAPILMIŞ!”

   Bu arkadaşların kendileri sorup, bakıp öğrenmeleri lazım, kayıtlarda var. Öncelikle kiralamak istiyorlar, sonra bundan vazgeçiyorlar, bedelsiz istiyorlar. Beş yıllığına veriyorlar. Beş yıllığına adam gelip burada okul açar mı? Yatırım yapar mı? Sonra bunu değiştirttik. Bunu uzattırdık ama orda bir başka kurnazlık yapılmış. Kurnazlık diyorum çünkü bilerek yapmışlar. İkinci ve üçüncü katı vermişler. Bunun bende bizzat belgesi var. Efendim altta hak sahipleri varmış. Oysa biz yasa çıkarttık bunun hepsini alabiliriz. THK’ya diyebilirsin ki, ‘arkadaş biz buraya 200-300 milyar gibi para aktarırsanız biz burayı temizleyebiliriz.’

   Eee bunu da yapmıyorsunuz kurnazlık yapıyorsunuz. Burada özellikle 2'inci ve 3'üncü katı diye yazmışlar. Ben de tamamı diye biliyordum. Bunu öğrendikten sonra ben o beyanatı yaptım. “Altı tane dükkân var, sekiz tane dükkân var” deyip duruyorlar, ben her sorduğumda. Üstü de boşaltamadılar.

“VALİ BEY DE BU KONUDA

AĞIR DAVRANDI!”

   Bir ikinci başka şey yapıldı geçen ay. Oradaki muhtarlar ajite edilerek “biz burayı boşaltmayız” dedirttiler.

   Bu şu demek arkadaşlar, “Biz burada kolej açtırmayız, THK Okulu açtırmayız.”

   Böyle bir şey yapmaya siyasetçilerin de valilerin de hakkı yok. Diyeceksiniz ki “iki seneden beri sen vekilsin.” Arkadaş ben özel idarenin, il genel meclisinin yetkilisi etkilisi veya amiri değilim.

   Ben bunu sürekli gündeme getirmeye çalışıyorum. Vali bey de bu konu da ağır davranmıştır. Aradım konuştum, “THK'ya sordum” diyor. Hepsi sürekli bu. Arkadaşlar burada bu işin takipçisi olacak kişi il genel meclisi üyeleridir.

“ARKADAŞ HAZMEDEMİYOR HERHALDE!”

   Şoförünü il genel meclisi başkanı yapınca il genel meclisi bana ait zannediyor herhalde. Böyle bir şey yok. Hiç kimse kusura bakmasın. Burası Düzce'ye ait. Ben hiç şahsi bir şey yapmadım.

    Ağzını tutması gereken ve sorumlu davranması gereken kişiyi Düzce halkı biliyor.

   Arkadaş hala bizim Ak Parti’nin milletvekili olduğumuzu hazmedemiyor herhalde. Bu ilin sorunlarını her platformda konuşurum, her platforma taşırım, her platformda da çözmeye çalışırım.

“BURAYA MÜFETTİŞ ÇAĞIRIP İNCELETMEK LAZIM!”

   Bakın bir örnek vereyim size. Bunu özellikle yazın; özel idare ile ilgili. Vali Vasip Şahin'le birlikte, il başkanı üç milletvekili gittik Cevdet Yılmaz'dan, yani Kalkınma Bakanı’ndan üniversite yolu için üç milyon para aldık, o gün basına yansıdı. Yazıldı. Ama üniversite yolu geçen ay asfalt yapıldı. Keleş bu benim için prestij meselemdir dedi ve hemen yaptı. Peki, biz ne yaptık. Biz o 3 milyon parayı oraya buraya kullandık. Halbuki iki ayda o yolu bitirebildik. 

   On tane köyün suyu hala bulanık akıyorsa bu o paranın bir kısmının sağa sola çarçur edilmesinden kaynaklanıyor. Buraya müfettiş çağırıp inceletmek lazım aslında. Doğru yönetilmiyor.

   Düzce halkı kimin sorumsuz olduğunu çok iyi biliyor. Herkes kendisine düşen sorumluluğu yerine getirmek zorunda. Ben bu şehrin valisi, özel idare il genel sekreteri veya il genel meclis üyesi değilim. Ben milletvekiliyim. Ben bu alanla ilgili yukarıdan ne geliyorsa onu takip etmek durumundayım.

“3 ADAM OTURMUŞ ORDA,

5 TANE DÜZCE KÖYÜ SAYAMAZLAR!”

   Ama uygulamaları burası yapacak. Vali, özel idare uygulayacak. Açık ve net söylüyorum arkadaşlar; “Aydınpınar yolunu nasıl düzenleyelim” diye düşünecekleri mesainin yarısı THK için düşünseydiler bu okul açılırdı. Benim kızdığım konu bu. Üç adam oturmuş orda. Beş tane Düzce köyü sayamazlar.

   İl genel meclisi içerisinde çok değerli namuslu arkadaşlar var, ben süreç içerisinde bu işin oturacağına inanıyorum.

   Bizim parti terbiyemiz sokakta konuşturmayı gerektirmez ama aynı sözü şu şekilde söylüyorum. Kimin ağzını tutması gerektiğini Düzce halkı çok iyi bilir. Ben üç sene önce konuştuklarımdan, yanlış varsa, bugün yanlıştır demesini özür dilemesini, bilirim. Üç sene önce beş sene önce farklı, bugün farklı konuşan bir insan da değilim, çok şükür.

“GEÇ KALDIK AMA ANLATMALIYIZ!”

   Geçmişte AK Parti karşısında olup zamanla Ak Partiye hizmet etme noktasında gelmiş insanlar olabilir. Ancak ahlaki bir takım sıkıntılar olan, ispiyonculuk yapmış, Kuran kurslarını şikâyet etmiş tetikçilik yapmış, bir takım insanların parti değiştirmesi…. Bizim partimiz için söylemiyorum sadece. Buna dikkat etmek zorundayız.

   Düzce’de herkes herkesin ne yaptığını, ne konuştuğunu biliyor. Bunun sebepleri ile ilgili belki geç kaldık ama bunları anlatmak zorundayız. Artık her şey oturdu. Cumhurbaşkanımız yerinde, Sayın Başbakanımız gerçekten yetişmiş ender yeteneklerden bir tanesidir. Gerekli şeyleri onlara söylüyoruz. 

“ADAM DAVA AÇMIŞ..

SAVCI BUNU YARGIYA TAŞIMAYA KORKUYOR”

   Ayşegül Şenol Can: Buradaki çalışmalarda eksiklikleri parti yönetimine iletecek misiniz?

   Osman Çakır : Elbette ileteceğiz ben bunu konuşmamın başında da söyledim, ben bunları halka ya da basına konuşmam. Bu konu ile ilgili kim sorumlu genel başkan yardımcısıysa gerekirse genel başkanına taşımaya çalışıyorum usulüyle.

   Adam dava açmış. Savcı bunu yargıya taşımaya korkuyor. Niye korkuyor?

   Memur-Sen'e dava açınca yaftalanırım diye korkuyor. Yazın bunu. Bir yanlışlık varsa işlem yapılmalı!

   İhbar ediyorum. Burada bankalar işlerinde bir takım sıkıntılar var. Müteahhitlerle ilgili para aktarma konusunda bir takım sıkıntılar var. Uygulamalar konusunda bir takım sıkıntılar var. Bunun gereğinin yapılması lazım.

   Recep Tayyip Erdoğan haksızlığın yanında durmadı hiçbir zaman.

   Sendikacıysan sendikacı olacaksın. Bende bunu söyledim. Bunu duyumlar üzerine sahibine söyledim. Sonra gereği yapılmayınca kamuya söyledim.

OSMAN ÇAKIR’LA CUMARTESİ KAHVALTISININ İKİNCİ BÖLÜMÜ

KURBAN BAYRAMI ÖZEL SAYISINDA...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • serdar
    serdar
    21.09.2014 21:53

    helal olsun. adam haklı baksana. kendi partiliside olsa böyle eleştirebiliyor ya. adam gibi adam bu osman çakır. en harbisi bu çıktı

  • ersin
    ersin
    21.09.2014 12:21

    Bunlar tamamen iç meseleler.Yazık bu şekilde kamuoyu le paylaşmak sayın vekilim.