İŞTE BUNLAR ÇARŞAMBANIN MAHSULLERİ

Gazete burasıdüzcenin düzenlemiş olduğu Cumartesi Kahvaltılarının konuğu olan AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan İl Başkanlığı seçimi için “Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur derler. İşte bunlar (eliyle Merkez İlçe Başkanı Durmuş Arslanı işaret ediyor) Çarşambanın mahsulleri” dedi. Fevai Arslan ayrıca “Merkez ilçe bugün patrondur” şeklinde konuştu..

İŞTE BUNLAR ÇARŞAMBANIN MAHSULLERİ
23.03.2012 - 10:44

 

 

“PERŞEMBENİN GELİŞİ

ÇARŞAMBADAN BELLİ OLUR”

 

Fatih Melih Maradit: Bundan önceki il başkanlığı seçimlerine Genel Merkezin istediği adayla gidildi. İl Başkanlığı seçiminde de böyle mi olacak?

 

Tabi il başkanlığı Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli olur derler. İşte bunlar (Eliyle Merkez İlçe Başkanı Durmuş Arslan'ı işaret ediyor) Çarşamba'nın mahsulleri.

 

Fatih Melih Maradit: Peki ne kadar demokratik bu?

 

Burada demokratik antidemokratik diye bir şey yok. Genel Merkez 4-5 tane aday çağırıyor varsa eğer, diyor ki; “Arkadaşlar ben ölçtüm, biçtim, tarttım, düşündüm. Sizin içinizde sen iyi yaparsın. Ben seni tavsiye ediyorum.” Öbür arkadaşlara diyor ki; “Arkadaşlar bu arkadaşı tavsiye ediyorum. Bölünmeyin, parçalanmayın. Gelin bunu hep beraber destekleyin. Bu bizim ilçe başkanımız olsun..” Eğer bunun içinden kabul etmeyen olursa da, çift liste üç liste gidebiliyor.

 

Alev İşler: Bunu kabul etmemek de pek mümkün değil herhalde?

 

Olur mu bakın ben Bartın sorumlusuyum. Bartın'da ben bir tek beldede tek kişi gidebildim. Diğerlerinin tamamında çift liste gittik. Kabul etmediler.

 

Fatih Melih Maradit: Mustafa Keskin'i desteklediğiniz söyleniyor

 

Burada milletvekillerinin kimi desteklediği sorun değil. Burada artık ipler ve yetki, destekleme ve desteklemem lüksü, yanımda oturan arkadaşım Durmuş Arslan'ındır. Merkez ilçe ne derse, il onu seçer. Merkez ilçe bugün patrondur.

 

“YETKİ SAHİBİ SİYASETÇİ DEĞİL”

 

TELAT ÇELİK: Organize Sanayide bedava aldığı arsayı 3-4 trilyona satılığa çıkartan parseller var. Bunu biz haber de yaptık. Bunu haber yaparken konuyla ilgili Sanayi Ticaret odası bize hiçbir açıklama yapmadı, birinci sorum bu. İkincisi OSB'de zehirli atık yönetmeliği var biliyorsunuz. Düzce'de 1. ve 2.  OSB'de birçok zehirli atık ortaya koyan işletme olmasına rağmen bunlar zehirli atıklarını İzaydaş'a göndermiyorlar. Siz Düzce milletvekili olarak özellikle OSB'de Kurulu firmaların zehirli atıkları konusunda müdahaleniz olacak mı?

 

Tahsis konusunda yetki sahibi siyasetçi değil. Organize Sanayi Başkanı ve yönetimidir. Şimdiye kadar tahsis iptalleri oldu. Fakat kaç tane oldu bilmiyorum, bizim konumuz değil. Düzce'de zehirli atığı olan hiç kimsenin işletmesinin yaşaması mümkün değildir. İki fabrika olduğunu şimdi yetkilisinden öğrendim (cep telefonuyla sorup, bilgi alıyor) isim de veriyorum. TEKNOROT ve FERROLİ.

 

“BEYKÖY BELEDİYESİ DE CEZA YEDİ”

 

TELAT ÇELİK: Fazlası var. Orada Beyköy Belediyesi var. Beyköy Belediyesi'nin kontrol anlamında hem yetkisi hem çalışanı o kadar az ki şimdi.

 

Beyköy Belediyesi karışamaz ona. Beyköy Belediyesi o yüzden kendisi yiyor cezayı. Beyköy Belediyesi önce kendini kurtaracak. O da yedi çevreden ceza.

 

 “DEFALARCA İSTİŞARE YAPTIK”

 

DOĞAN ESER: AK Parti'nin kuruluş sürecinden bu yana dile getirdiği bir söylem var. Yerel yönetimlerin örgütlenmesiyle halkın kararlara katılıp söylemlerin arttırılması. Şimdi baktığım zaman halkın hem yaşadığı çevreye ilişkin, hem de bütün memleket meselelerinde karar almasının yeteri kadar değerlendirilmediğidir. Siz Düzce'nin öncelikli geleceğini turizm olarak gördüğünüzü söylediniz. Bu noktada yerel halkla değerlendirme yaptınız mı?

On senedir yaptık. Çıkan sonuç bu, o yüzden böyle bir karar aldık. Ben bu parti kurulduğu günden beri varım, o günde vardım bugün de devam etmeye çalışıyorum. O günden bugüne STK'larla, derneklerle, bu işle ilgilenenlerle defalarca istişare yaptık çıkardığımız sonuç bu.

 

“BAŞTAN KIZARLAR SONRA HOŞLARINA GİDER”

 

Doğan Eser: HESlerle ilgili karar alırken böyle bir uygulama yaptınız mı halkla?

 

HES'lerle ilgili bilmiyorum. Bakın, bizim mahallelerimizde kanalizasyon yoktu 80'li yıllarda geldi Düzce merkeze kanalizasyon. Kanalizasyon yapılırken biz su taşırdık artezyenden, o suyu taşırken kanalizasyona çok kızıyordum. Bir şey yapılırken o bölgenin halkı bir de hafriyat varsa o işin içinde çok kızar ama üç ay sonra unutulur.

HES'ler de buna benzer şeylerdir. Yapılırken çok kızdılar “heyelan olacak, evler uçacak” diye ama bir süre sonra orada sekiz on kişi çalışınca çok hoşlarına gider.

 

“ÖNCE OKULLAR, SONRA ÖĞRETMENEVİ”

 

Ayşegül Şenol Can: Düzce'de hala prefabrikler var onlar için bir çözüm düşünüyor musunuz?

 

Prefabriklerde oturanları konutlara taşımadan oraları boşaltmayı düşünmedik. İnşallah sosyal konutlarımız bitiyor, prefabrikleri boşaltacağız. Prefabriklerin bulunduğu alanı da yatırıma aldırdık Gençlik Merkezi yapıyoruz, bir kısmını da okul yaptırıyoruz. Gençlik Merkezimizin birinci dilim ödeneği geldi sorunsuz başlıyoruz.

 

Alev İşler: Seçim döneminde Tayip Erdoğan'ın Düzce ziyaretinde kendisinden eğitimde özel statü istediğinizi yazdı gazeteler. Eğer böyle bir isteğiniz olduysa, bu özel statüden ne kastediliyor?

 

Hangi gazete yazdı bilmiyorum, benim haricimde olmuşsa da onu da bilmiyorum. Eğitimle ilgili siyasetçi olarak üzerimize ne düşer? Öğretmen açığı bırakmamak, fiziki mekânlarda çocuklarımıza sıkıntı çektirmemek, ulaşım konusunda bir eksiklik varsa gidermek. Bizim amacımız, Türkiye standartları üzerine Düzce'yi nasıl taşırız olmalı. Herkesin eğitim konusunda üzerine düşen görevi alması lazım. 

 

Alev İşler: Öğretmen evi için ne düşünüyorsunuz?

 

Düzcemiz'de 12 tane prefabrik okulumuz var. İnşallah bu sene dört sene sonunda sıfıra indirme niyetimiz var. Biliyorsunuz öğretmen evimizde prefabrik bir yapı. Burada çocukların yazın sıcağın 30 dereceye çıktığı, kışın sınıfların sıcaklığının eksi beşe düştüğü zayıf okullar dururken, biz öğretmenevi yapmayı düşünmeyi sonraki plana bıraktık. Önce biz prefabrik okullarımızı halledelim sonra öğretmen evimizi de yapacağız niyetimiz o.

 

“PLANSIZ

BİR ÇİVİ

ÇAKILMAYACAK”


Şemsettin Bahadır: Düzce olarak verimli toprağımızı yok etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. İmar alanlarını sürekli genişletmeye çalışıyoruz o toprağın üzerinde.

 

Yanlış bilgi yok öyle bir şey. Şimdi bakın Düzce'de yerleşik alan tespiti yapılmayan 16-17 köy kaldı. Deprem yönetmeliğinden sonra imar kanunlarında da değişiklikler oldu. Bu değişikliklere göre, yerleşik alanların haricine betonarme kümes bile yapamazsınız. Bunu yapmak için eğer köy yerleşik alanındaysanız İl Özel İdare İmar İşleri Müdürlüğüne müracaat edeceksiniz. Belediye sınırlarındaysanız belediyeye müracaat edeceksiniz ve belediyenin veya özel idarenin ön gördüğü plana göre yapılaşma yapacaksınız. Bunun haricinde Düzce ovasında belki buna müsamaha edecek birileri olabilirdi ama şu anda onu da itiraf edeyim, İSKİ'den sebep, müsamaha edemiyor. Sizin dediğiniz amaçlı bina burada TMO'nun binaları yapılmıştır, bunlarda hala çalışıyorlar. İmara açılacak alan yok. Yerleşik alanlar tespit edildi bizde. Şimdi İl Özel İdaresi olarak Kaynaşlı gişelerden, Gölyaka gişelere kadar olan mesafede kuzey ve güney istikametli planlama yapıyoruz. Belediye sınırında kalan yeri de belediyemiz planlıyor. Bunu da inşallah birkaç aya kadar bitirmeyi düşünüyoruz ve bundan sonra plansız orada bir çivi çakılmayacak, onu sağlamaya çalışıyoruz.

 

“2013’TE

YÜZME HAVUZU”


Erdal Pişken: Düzce spor tesisi açısından çok fakir ama gençlerimizin de bu tesislere ihtiyaçları var. Standartlara uygun maç yapılacak bir spor tesisimiz hala yok. İhalesi yapıldı biliyoruz ama yer teslimi yapılmamış diye duyduk.

Bu sene başlıyor seneye de bitiyor inşallah. Karayolları çevre yolunun üzerinde. 2012 yılında başlıyor, 2013 yılında bitiyor inşallah.

 

Erdal Pişken: Sayın bakanımızın bir söylemi vardı yüzme havuzu olmayan il kalmayacak diye…

 

2013 programına alınıyor. Bir ihtimalde Denizli'nin iki tane varmış, birisini çalmaya uğraşıyoruz. Okul spor salonlarını da halka açacağız inşallah. Biliyorsunuz tribün ihalesi yapıldı. Çilimli'de bir spor kompleksi var, Akçakoca'da bir iyileştirme var, üç tanede ufak çapta spor tesisi var.

 

“BU YAZ KARDÜZ YOLUNA BAŞLAYACAĞIZ”

 

ALEV İŞLER: Seçim döneminde gazetemiz size hedeflerinizle ilgili soru sormuş, siz de, Düzce'nin üç saç ayağı var. Sanayi, tarım ve turizm, demişsiniz. Bu üç alandan öne çıkardığınız bir tanesi var mı? Ya da üçüne de eşit değer veriyorsanız bu konuda göreve geldikten sonra herhangi bir adım atıldı mı?

 

Biz Düzce'yi turizm, tarım ve sanayide üç ayakta büyütmek istiyoruz. Ama sanayi, İSKİ havzası kapsamında olduğumuzdan dolayı belirli yere kadar büyür. İSKİ’nin kabul edebileceği ve su yataklarımızın müsait olduğu alanda sanayiyi büyütebiliriz. Birinci önceliğimiz bugünden itibaren turizm olmalıydı dedik ve hala da aynı yerdeyiz. On sene önceye bakarsanız organizemiz yoktu. İki tane organizemiz oldu. Belirli bir sanayi gurubu geldi. On sene önce birinci organize sanayide bir tek mobilya profil fabrikası varken, bugün hemen hemen 8 bin 500 işçi çalıştırabilen bir kapasiteye ulaştı. “Bu organize sanayilere yeterli mi, kapasitesine göre bu kadar mı?” derseniz tabi ki değil. Kendi içinde büyüyüp daha sağlam ayakları üzerine basıp 15 bin işçilere ulaşması lazım. Sanayicilerimizle oturduğumuz zaman biz bunu gönül rahatlığıyla söylüyoruz. Niye, çünkü herkes üzerine düşen görevi yapmakla mükelleftir. Eğer üzerine bir görev aldıysak biz siyasetçiler olarak, buranın herhangi bir derdi olduğu zaman ilgileniyorsak, sizler de burayı biraz daha rantabl hale getirip, istihdam sağlayıp, bu milletin işsizine iş vermenin yoluna bakmanız lazım, diyoruz.

 

   Turizm çalışmalarına hemen başladık. “Kardüz” dedik birinci vazifemiz. Kardüz kayak merkezi için çok ideal bir yer. Ben kayaktan çok anlamam ama uzmanları getirdik, tahlil yaptırdık, hakikatten kar kalitesinin iyi olduğunu söylediler. Bir Kartalkaya, bir Kartepe gibi yapabilirsek, niyetimiz o. Ağaçsız olması nedeniyle de çok güzel, beğenilen, istenilen bir pist olurmuş. İnşallah bu yapmak istediklerimiz sizlerle olacak, hep beraber, hepimizin gayretiyle olacak. Sizin desteklemediğiniz bir yatırım, hangi alanda olursa olsun bize göre noksan kalır. Bu işi ciddi bir proje üzerine oturtmak istiyoruz. Turizm Bakanımıza bu işi götürdüğümüzde hemen 100 bin liralık bir ödenek ayırdı ve Kardüz yolu için bize yolladı. İnşallah bu yaz Kardüz yoluna başlayacağız.

   Düzce geniş tarım alanlarına sahip değil ama kaliteli tarım alanlarına sahip. Bu nedenle de Düzce'de tarım ve hayvancılığı birarada düşünürsek, Düzce'de hiç olmayan hayvancılık, şu anda hemen hemen Türkiye'de belirli sıralamaya girer duruma geldi. Süt inekçiliğinde Düzce 2011 senesinde Bakanlık tarafından tavsiye ve teşvik edilen en rantabl bölgeydi. Şu anda Düzce’de 400 başlık süt inekçiliği yapan çiftliklerimiz var ve bunlar Türkiye'de artık söz sahibi olmaya başladılar. Buna paralel olarak da Düzce'de süt inekçiliğinin birinci derecede yemi mısır sılajından oluşuyor. Bu nedenle de Düzce mısır sılajından toprakları ve dönüm başına da aldığı miktar olarak da Türkiye'de hemen hemen dördüncü sıralarda. Artık bu işin dönüşü yok. Bu hayvanlar Düzce'ye girdi ve bu hayvanlar yem yiyecekse en yakın yerden yiyecek. Seracılığı biliyorsunuz, Antalya yapıyor. Fakat Antalya'nın mesafe farkını burada seralara kullanacağımız doğalgaz kapatırsa biz Antalya'yla başa baş geliriz. Çünkü Antalya-İstanbul arası hemen hemen 800 km. Düzce-İstanbul 200 km, arada 600 km fark var. 600 km farkını bizim doğalgaz farkımız kapattığı anda biz Antalya'yla hemen hemen aynı paralara mal satabilir duruma geliriz. Bunu teşvik etmeye çalışıyoruz.

 

“BAŞBAKAN İÇİN DE,

CUMHURBAŞKANI İÇİN DE

DÜZCE’NİN AYRI BİR YERİ VAR”


Fatih Melih Maradit: Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız Düzce'yi nasıl görüyor?

 

İkisi de Düzce'yi çok sever. Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız burayı sevmeseydi burayı ziyaretlere gelmezlerdi. Özel muhabbetlerimizden de biliyorum Başbakan için de, Cumhurbaşkanı içinde Düzce'nin ayrı bir yeri vardır. Düzce'yi küçümsemeyin. Türkiye'de en büyük yatırımları alan illerden birisidir. Bu sene 2011 yılı içinde DSİ'den Türkiye'de en büyük yatırımı Düzce almıştır. TOKİ bakımından nüfusa göre en fazla konutu Düzce almıştır. Düzce yüzde 76 yıkılmış bir yerken, bu kadar ayağa kaldırabilmek çok kolay bir şey değildi. Çok daha çabuk kalkar mıydı, kalkabilirdi ama sorunları ben size söylüyorum. Mesela hastane kim ister bu kadar güne kadar sürmesini, ama geldi başa çekeceğiz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.