ÖZCANDAN VEKİLLERE GÖNDERME...

Gazete burasıdüzcenin düzenlediği Cumartesi Kahvaltısında konuşan CHPnin Düzceden sorumlu Bolu Milletvekili Tanju Özcan; “Ben sizin Düzce milletvekilleri gibi kürsü özürlü bir milletvekili değilim. Ben on aydır meclisteyim çıkıp Düzce ile ilgili bir konuşma yapanı hiç görmedim” dedi..

ÖZCANDAN VEKİLLERE GÖNDERME...
18.05.2012 - 13:56

 

** Gazete burasıdüzce'nin düzenlediği Cumartesi Kahvaltısı'nda konuşan CHP'nin Düzce'den sorumlu Bolu Milletvekili Tanju Özcan; “Ben sizin Düzce milletvekilleri gibi kürsü özürlü bir milletvekili değilim. Ben on aydır meclisteyim çıkıp Düzce ile ilgili bir konuşma yapanı hiç görmedim” dedi..

 

   “GENEL BAŞKAN, ‘CAMİLERDEN UZAK DURMAYIN’ DİYOR”

 

   Ahmet Altun: Düzce yapısının dindar olduğunu bilmeyen yok. Düzce için yeni bir stratejiniz var mı? Hem genel merkez, hem il başkanlığı olarak yeni bir stratejiniz var mı?

   Tanju Özcan: Bolu buradan daha az muhafazakâr değil, hatta daha çok muhafazakar.. Bizim geçmişte yaptığımız hata şu; tek parti geleneğinden geldiğimizden olsa gerek, biz belli dönemlerde insanlara tepeden baktığımızı, insanların geleneklerine veya inançlarına biraz alaycı hissiyatı uyandırmışız, böyle yaptığımızı söylemiyorum. Kemal beyle bunun değiştiğini düşünüyorum. Genel başkanın çok açık bir talimatı var, “camilerden uzak durmayın” diyor. “İnsanlar ne yapıyorsa sizde onu yapın” diyor, bu model başarılı oluyor. Ben siyaseten yapmadım. İnançlı bir insanım, bunu da üniversite yıllarında sorgulayarak, gerçekten inançlı bir insan olduğuma kanaat getirdiğim için gidiyorum. Köylerde köylü ile birlikte namazda kılıyoruz, sohbette ediyoruz. Şu mesajı veriyoruz aslında, insanlara mesaj vermek için yapmıyoruz ama o mesajı alıyorlar. 'CHP'lilerde bizden farklı değilmiş' dedikten sonra sizi dinlemeye başlıyor. Siz o köylüyle o camiye girmediğiniz, köylünün mevlidinde bulunmadığınız sürece, ne kadar doğru şeyler anlatırsanız anlatın köylü sizi dinlemiyor. Ön yargıyı kaldırdıktan sonra söylediklerinizin doğru olduğuna inanıp, size oy da vermeye başlıyor.

 

   “CİDDİ BİR ADALETSİZLİK VAR”

 

   Ahmet Altun: Bolu milletvekili olmanız sebebiyle bunu söylüyorum; geçen yıllarda bence hukukende bir hata yapıldı, Bolu il yöneticileri milletvekilleri tarafından bir hata yapıldı. Düzce'nin bir yaylası mevcut. Komşu ilin sınırını değiştirip başka bir ülkeyi fethetmiş gibi yansıtmalarını çok garipsiyorum. Bu konudaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum?

   Tanju Özcan: Bolu'nun 6 ile sınırı var ve komşusu olan 6 ilin 5 tanesiyle sınır itilafı yaşamıyor. Zonguldak-Bolu arasındaki köyler sınırda birlikte etkinlik düzenliyorlar. Yalnız bu sizin Gölyaka köylerinin, Bolu'nun da Mudurnu Taşkesti köylerinin bulunduğu alanda ciddi bir sınır itilafı var. Burada her şeyi açık söyleyelim, “Düzceliler bizim hiçbir zaman düşmanımız değil bir elmanın iki yarısıyız” diyoruz ama burada bir adaletsizlik var. Ne zaman ölçüm yapıldıysa bu ölçümler hep Bolu aleyhine sonuçlanmıştır. Burada alan genişlerken Bolu'daki komşularımızın da bir şeyler kaybettiğini görmek lazım.

   Düzce uzun yıllar Bolu'nun ilçesi olmasına rağmen her zaman siyasiler buradan çıkmış, milletvekilleri buradan çıkmış. Partilerin il başkanları Bolu'dan olurdu ama milletvekili birinci sıra adayları Düzce'den olurdu. Ben şunu söyledim burada ciddi bir adaletsizlik var. Mudurnu aleyhine bir adaletsizlik var. Bu adaletsizliğin giderilmesi ve yeniden sağlıklı bir ölçüm yapılması lazım.

 

   Ahmet Altun: Mahkeme kararıyla çizilen sınır haklı mıdır?

   Tanju Özcan: Mahkeme kararı sorunu tek başına çözmüyor. Mahkeme kararıyla, mahkemeyle çözelim, demiyoruz ama iki tarafında içine sinecek bir düzenleme yapalım, diyoruz. Baktığınızda mahkeme kararının fiilen ne olduğu çok önemli değil, fiilen nasıl uygulandığı da çok önemli değil.

 

   “BOLU BU KONUDA HAKLIDIR HAKKININ YENMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİM”

 

   Alev işler: Siz bu konuda Düzce'yi tatmin edeceğinizi düşünüyor musunuz peki?

  Tanju Özcan:  Ben burada Düzce'yi tatmin etme peşinde değilim. Bolulular'ın hakkını hukukunu koruma peşindeyim. İki tarafı tatmin edebilsek diyorum. Bunu sadece ben sağlamak zorunda değilim. Benim Düzce'ye karşı sorumluluklarım ne kadarsa, Düzce’nin AKP'li milletvekillerinin de halkına karşı sorumluluğu var. Bu iş tek taraflı değil. Bolu bu konuda haklıdır, şimdiye kadar bu konuda hep hakkı yenmiştir ve bundan sonra ben hakkının yenmesine müsaade etmeyeceğim. Ben bunu ne zaman söylesem tepki geliyor ama gerçek bu.

 

   “HELAL OLSUN NECMİ BEY'E”

 

   Meclis kürsüsünde 'Düzce'ye üniversite gelmezse kendimi intihar ederim' tabirini kullanacak kadar Düzce'yi seven, Düzce sevdalısı Milletvekilleriniz (Necmi Hoşver'i kastediyor) oldu. Helal olsun Necmi beye.. Bizim Bolu'da böyle bir eksikliğimiz var.

 

   “CHP’Lİ OLUP 5 VAKİT NAMAZINI KILAN DA VAR”

 

   Alev İşler: Siz inançlı biri olduğunuzu söylediniz. CHP içinde inançsız insanlar da olacaklar, inançsız insanlar da burada görev alacaklar. Böyle biri o zaman ne yapacak, kendisinin dışında mı davranması gerekiyor?

   Tanju Özcan: Meselenin özü şu; siyaset yapıyoruz bunu doğru yapmamız lazım. Herkese her yerde değerlendirmek durumunda değilsiniz.

 

   Şunu söylüyorum ben arkadaşlarıma; arkadaşlar bakın köy çalışmasına gideceğiz. Bu köy çok muhafazakâr bir köy, bu köye gittiğimizde biz akşam veya yatsı namazı saati geldiğinde, oraya gittiğimizde biz köylü ile camiye girmememiz çok büyük tepki doğurur. Eğer bunu yapmayacak arkadaşımız varsa bir başka çalışmaya gelsin, bunu yapacak arkadaşlarımız oraya bizimle gelsin. Cumhuriyet Halk Partisi içinde olup beş vakit namazını kılan insanlarda var.

 

   “ÇOK CİDDİ BİR MÜCADELE VERİLDİ”

 

   Şemsettin Bahadır. Sağlık ve eğitim çalışanlarına karşı şiddet söz konusu. Kamu çalışanlarına karşı fişleme var. Bununla ilgili muhalefet ne düşünüyor?

   Tanju Özcan: Grevli toplu iş sözleşmesini savunan ve dile getiren tek parti şu anda Cumhuriyet Halk Partisi. Bu konu ana ilkelerimizden bir tanesi. Yine geçtiğimiz günlerde sendikalarla ilgili bir yasa geçti belki takip ettiniz, belki etmediniz. Orada üç gün süreyle bu konu tartışıldı ve sonucunda ilk kez çok ciddi muhalefet göstererek, belli konularda en azından AKP'nin geri adım atmasını sağladık. Mesela AKP'nin kamuda en fazla üyesi bulunan sendikaya -ki bu zaten memur-sen'i işaret ediyor- ek bir bütçe tahsisi konusunda falan yasa teklifinde bölümler vardı, bunların çıkartılmasını sağladık. Çok ciddi bir mücadele verildi burada ve CHP'nin görüşleri ayrıntılı olarak meclis kayıtlarında geçirtilmiş oldu.

 

   “CHP'NİN BELLİ KONULARDA NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ BEN DE BİLMİYORUM”

 

   Doğan Eser: Anayasa çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Tanju Özcan: Bu soruya CHP tüzel kişiliği adına cevap vermeyeyim. Bu konuda, CHP’nin belli konularda ne düşündüğünü bende bilmiyorum. Ben samimi düşüncemi anlatıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde farklı düşünen arkadaşlarımızın olduğunu görüyoruz. Ama kimin ne ölçüde, ne kadar farklı düşündüğünü henüz göremiyorum.

 

   Anayasanın ilk üç maddesi hep öne çıkartılıyor ama ondan önce anayasanın başlangıç hükümleri var. Atatürkçülüğün, kurucu iradenin, Kemalist ideolojinin tarif edildiği bir bölüm var. Bu çok tartışılacak. Genel başkan “ilk üç madde bizim kırmızıçizgimizdir” dedi ama bana göre ilk üç maddenin kırmızı çizgi olması CHP tabanını tatmin etmiyor. Ben anadilde eğitimin, devlet okulları dışında serbest olması gerektiğini düşünüyorum. Ama ana dilde devlet okullarında seçmeli bile olmasına karşı olduğumu sizinle paylaşıyorum. Seçmeli ders bile olsa bu bir mecburiyet haline gelir.

 

   “DÜZCE'DE BEN BUNU SEÇMEYECEK OLANIN ALNINI KARIŞLARIM”

 

   Bakın 4+4+4'de, bugün Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammet'in hayatı dersi seçmeli ders oldu ama Düzce'de ben bunu seçmeyecek olanın alnını karışlarım. Bu zorunlu ders oldu. Yarın Kürtçe seçmeli ders bile olsa devlet okullarında Türkiye'nin belli bölümlerinde bunu seçmemek veya Türkiye'nin belli bir bölümünde bunu seçmek çok büyük sıkıntılara yol açar. İnsanları ötekileştirecek. Ben Türkiye vatandaşlığı tanımına falan sıcak bakmıyorum.

 

   “HERŞEYDEN ÖNCE İNSAN OLDUKLARINI UNUTMAMAK LAZIM”

 

   Ayşegül Şenol Can: Düzce'de hala prefabrikler olduğunu biliyorsunuz. Bu prefabrikte yaşayan arkadaşlar CHP'ye gelip yardımcı olmalarını istediler. Farz edelim ki AKP değil de CHP iktidarda, o insanların konut sorununu çözmeden prefabrikleri kaldırmak çözüm müdür? Bu insanların sorunlarını siz olsanız nasıl çözerdiniz?

   Tanju Özcan: Prefabrikler meselesi bizim yakından takip ettiğimiz bir mesele. Sakarya Milletvekilimiz Sayın Engin Özkoç'un da üzerinde ısrarla durduğu ve araştırdığı ve sanırım Genel Başkanın grup toplantısında da dile getirmeye hazırlandığı bir konu. Bu insanların herşeyden önce insan olduğunu vatandaş olduğunu unutmamak lazım. O insanları oraya yerleştireninde yine bizler olduğunu unutmamak lazım.

 

   Hükümet olarak TOKİ'yi böyle bir durumda devreye sokmayacaksanız, ne zaman sokacaksınız, diye de sormak lazım. Bunu da ben buradan soruyorum.

 

   “HES'LER DOĞAYA KORKUNÇ BİR ZARAR VERİYOR”

 

   Ayşegül Şenol Can: Bu bölgede 6 tane fiilen yapımı devam eden Hidroelektrik santralleri var. CHP enerji kaynakları hakkında ne düşünüyor? Afet yasası ve orta hasarlı binalar konusunda CHP'nin projeleri var mı?

   Tanju Özcan: HES'ler konusu tüm Türkiye'nin konusu. Vahşi kapitalizmin çok bariz bir örneği. Ne kadar çok elektrik üretirseniz devlet onun tamamını almayı taahhüt ediyor ve sizi daha çok elektrik üretmeye teşvik ediyor. Daha çok elektrik nasıl üreteceksiniz, daha çok su kullanarak.. Ama toprağa da bir can suyu bırakmanız gerekiyor ve bunu denetleyecek bir mekanizma yok. Şikayet ettim, Bolu Mengen'de üç tane HES var üçünde de su bırakmıyorlar.. Neden bırakmıyor, su azaldığı için bırakmıyor.. Artık DSİ bile bu konudan rahatsız.. Gidiyorsunuz; “lütfen bu konuda dava açtırın” diyor. Ben Bolu da 2-3 tane bizzat kendim dava açarak iptalini sağladım.. Hayatta yaptığım en doğru işlerden biri diye düşünüyorum. İki tane HES'in iptalini sağladım bu sayede. Ama yetmiyor siz iki tanesinin iptalini sağlıyorsunuz, yerine beş tane HES için izin veriliyor. Açılan davalara da baktığınızda büyük çoğunluğunun davayı açanın lehine sonuçlandığını görüyorsunuz. İlk HES yapıldığında Mengen'de insanlar istihdam doğacak diye buna destek bile verdiler. Ama sonra görüldü ki doğaya korkunç bir zarar veriyor. 

 

   “BİZ İNSAN ODAKLI BAKIYORUZ, ONLAR RANT ODAKLI BAKIYORLAR”

 

   Ayşegül Ş. Can: Bunları denetleyecek kurum kim? Bununla ilgili sizin mecliste yaptığınız bir çalışma var mı? Çevre Bakanlığına yönelik değiştirdiğiniz bir soru önergesi var mı?

   Tanju Özcan: Gensoru hazırlığı var. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu konuyla ilgili düşüncesine ben de katılıyorum. Su yenilenebilir bir enerji kaynağı değil.

 

   Afet yasasıyla ilgili gururla söylüyorum en hazırlıklı parti biziz bu sadece bu dönemde başlamadı İstanbul'la ilgili afet riski, afet sonrası ve öncesi yapılması gerekenlerle ilgili İstanbul il başkanlığının günlerce süren bir çalışması oldu Gürsel Tekin zamanında. Bir de şu anda bu konularda Türkiye'de artık uzman denebilecek Prof. Dr. Hanifi Doğan bizim milletvekilimiz. Bu konuda CHP'nin kurduğu bir komisyon var. Bu komisyonunda başında kendisi var. Çok ciddi hazırlıklar yapılıyor.

 

   Bu AKP'nin çıkardığı son kentsel dönüşümle ilgili yasa, afeti önleme veya afetle ilgili alınacak tedbirlerden ziyade yeni rant alanları oluşturmak amacıyla çıkartılmış bir yasaydı. Şiddetli de bir muhalefetimiz vardı bizim bununla ilgili. AKP'yle bizim her konuda şu farkımız var; biz insan odaklı bakıyoruz, onlar rant odaklı bakıyorlar. Her yasanın içine muhakkak bir yandaşı koruyan bir şey koymaya çalışıyorlar.   

 

   “DOKUNULMAZLIĞIMIN KALDIRILMASINI İSTEYECEĞİM”

 

   Ulviye Dikmen: 4C'ye Düzce Üniversitesi taşeron olabilir mi?

   Tanju Özcan: O genel bir sorun. Biz bununla ilgili seçim öncesinde de söyledik, “bu taşeronu aradan çıkartacağız, kadrolu haline getireceğiz” dedik. Çalıştığı birime göre bununla ilgili samimi olduğumuz göstermek için seçim sonrasında bunu yasa teklifi haline getirdik ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduk.

 

   Yine tabi benimle ilgili de ilk fezleke düzenlendi geçen ay, dere işçileriyle ilgili. Dere işçileri Gerede'de ayaklandı sonra biz bunlara sahip çıktık. Bunlar hakkında dava açılmaya başlandı, hiç bir suçları olmadığı halde. “Yasal haklarımızı istiyoruz” dediler. Sendika falan istemiyorlar. Bende gittim bunlara sahip çıktım hatta polis megafonuyla kaymakamın, valinin çağrısı üzerine oraya gittim. Konuşma yaptık emniyet müdürü megafon tutuyor. Sonra baktım bu işlerle ilgili davalar açılmaya başlayınca bir basın toplantısı düzenledik. Dedim ki savcıya; “Kendimi ihbar ediyorum, ben de vardım kardeşim burada, niye işlem yapmıyorsun” dedim. Bir gün sonra bizim ilçe başkanını çağırıp “ya Tanju Bey neden öyle diyor. Ben zaten bir ay önce onunla ilgili fezleke verdim” demiş. Şimdi dokunulmazlığımın kaldırılmasını isteyeceğim, elbette kaldırmayacaklardır. Ama 10 Temmuz'da yüzlerce işçiyle birlikte aralarına oturacağım, beni kimse kaldıramaz oradan.

 

   “DÜZCE VEKİLLERİNİN BİRİNİ İSMEN TANIYORUM”

 

   Semih Şenkaya: Düzce örgütü size Düzce ile ilgili bir sorun söylerse bunu mecliste dile getirir misiniz?

   Tanju Özcan: Tabi ki memnuniyetle. Takip ediyor musunuz bilmiyorum ama meclis kürsüsünü sıklıkla kullanan birisiyim. Geçen yaklaşık on aylık sürede herhalde 25 sefer kürsüye çıkmışımdır. Bununla ilgili ulusal sorunlar da, içinde Bolu'yla ilgili konular da var dile getirdiğim.

 

   “SİZİN VEKİLLERİNİZ GİBİ, KÜRSÜ ÖZÜRLÜ DEĞİLİM”

 

   Düzce ile ilgili bir sorunu da dile getirmekten memnuniyet duyarım. Ben sizin Düzce milletvekilleri gibi kürsü özürlü bir milletvekili değilim.

 

   Samimiyetle söylüyorum, üç tane milletvekiliniz var, Düzce milletvekili birini ismen biliyorum; Osman Çakır. Onu da Mehmet Metiner'le birlikte en öne oturuyor gelene geçene, konuşmacılara laf atıyor, oradan biliyorum. Beni AKP grubundaki milletvekillerine sorun, “Bolu vekili Tanju Özcan'ı tanıyor musun”, dediğinizde hepsi tanır.

 

   Ama 135 kişilik CHP gurubuna sorun Düzce milletvekillerinden hangilerini tanıyorsunuz. Belki 10-15 tanesi bir tane ismi sayar, üçünü birlikte sayabilen hiç olmaz. Ben on aydır meclisteyim çıkıp Düzce ile ilgili bir konuşma yapanı hiç görmedim.

 

   Fatih Melih Maradit: Siz Düzce'yle ilgili bir konuşma yaptınız mı?

   Tanju Özcan: Düzce'yle ilgili bir iki konuşmada geçmiştir bir iki örnek verirken hatta Bolu'yla mukayese ederken geçmiştir.

 

   “DÜZCE'NİN SORUNLARINI MECLİS KÜRSÜSÜNDEN MEMNUNİYETLE DİLE GETİRİRİZ”

 

   Fatih Melih Maradit: Düzce il teşkilatından sorunlarla ilgili bir şey dile getirmeniz istendi mi?

   Tanju Özcan: Geldi evet ama bir boşluk oluştu özellikle seçimden sonra Basri Bey'in belli süre ara vermesi üzerine, yerine bakan arkadaşımızın sağlık sorunu da vardı zannedersem onunla ilgili bir boşluk oluştu ama Basri Bey benim il başkanımdır. Biz örgütten gelen insan olarak il başkanının önerilerini talimat olarak alırız ve uygun bir dille de, Düzce'nin de bizim dile getirmemiz gereken bir sorunu olursa da memnuniyetle dile getiririz.

 

   Bundan sonra hep sahada olacağız ve özellikle milletvekili olmayan illere daha özel bir katkı vereceğiz.

 

   Önümüzdeki günlerde belki Tanju Özcan, İhsan Özkes, Aylin Nazlıaka, Muharrem İnce ve birkaç milletvekilinin Düzce'de bir çalışma yaptığını göreceksiniz. Önümüzdeki 2012 yılı içinde en az 5-6 defa buraya Cumhuriyet Halk Partisi'nin birkaç milletvekilinin toplu olarak gelip herhangi bir konuya el attığını veya vatandaşı ziyaret edip sorunlarını dinlediğini göreceksiniz, bundan hiç şüpheniz olmasın.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.