KOLAY DEĞİL, BUNCA İFTİRAYI DİNLEMEK

Gazete burasıdüzcenin, bu kez, Binef At Çiftliğinde düzenlediği Cumartesi Kahvaltılarının bu haftaki konuğu Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Funda Sivrikaya Şerifoğlu, son günlerdeki basına yansıyan tartışmalarla ilgili olarak, “Barış ortamı sağlanacak mı?” sorusunu, “Barış olabilmesi için önce karşılıklı savaş olması lazım. Savaş yok saldırı var. Biz saldırı altındayız, savaşıyor değiliz” şeklinde cevaplandırdı..

KOLAY DEĞİL, BUNCA İFTİRAYI DİNLEMEK
6.07.2012 - 12:29

 

 

   Çok değil oldukça yakınımızda bir yer, doğayla iç içe, yeşillikler arasında saklı bir sakinlik, doğal ve bir o kadar eşsiz köy kahvaltısının adresi Binef At Çiftliği’ydi bu ay ki Cumartesi Kahvaltımızın adresi…

 

   Her türlü organizasyona ev sahipliği yapmasının yanında binicilik eğitimlerinin de verildiği bu doğal mekan bizlere ev sahipliğini son derece tecrübeli bir şekilde yapıyor.

 

   Gazete burasıdüzce yazı ailesinin bu ay ki Cumartesi Kahvaltılarının bu ayki konuğu Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Funda Sivrikaya Şerifoğlu.. Funda hanım beraberinde Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Recep Özmerdivenli, Orman Fakültesi Dekanı Süleyman Akbulut ve Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı İlhan Genç ile katılıyor kahvaltımıza..

 

   ÖĞRENCİLER; “Bize neden eziyet ediliyor” DİYOR

 

   YALÇIN CAN- Ulaşımdan başlayalım mı? Kaç öğrenci var?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu: 11 bin öğrencimiz var ama artacak o sayı. Çünkü güz dönemi var. Ek kontenjanlar var. Eğer beklediğimiz gibi YÖK kontenjanları onaylarsa 13 bine çıkacak öğrenci sayımız. Ek bin küsur kişi daha gelecek bu güz döneminde.

 

   FATİH MELİH MARADİT- Genelde üniversitesi olan kentlerin o kente hem ekonomik, hem kültürel anlamda büyük bir katkısı oluyor ama DÜ'nün böyle bir katkısını göremiyoruz. Sizce bunun sebebi nedir ?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu: Haftada bir kere Tıp öğrencilerle, bir kerede tıpçı olmayan öğrencilerle yemekhanede sıraya giriyoruz. Yemeklerimizi alıyoruz, birlikte yemek yiyoruz. Sohbetler ediyoruz. Mesela 6 ayda bir hesap verme toplantıları yapıyoruz, bütün bunlardan edindiğimiz izlenimler şöyle; öğrencinin Düzce'yle ilgili en önemli şikayeti ulaşım. Diyorlar ki; “Avuç içi kadar bir il, bize neden eziyet ediliyor? Biz üniversiteden bir vasıtayla şehir merkezine gidebilmek istiyoruz. Kaç kişiyse bu konunun muhatabı bunlar otursun anlaşsın, biz bir seferde üniversiteden çıkıp, tek vasıtayla şehir merkezinde gidebilelim..” Sizde biliyorsunuz yıllardır uğraşıyoruz, sorun yaşıyoruz.

 

   “DAHA KENTLİ ALANLAR ARIYORLAR”

 

   FATİH MELİH MARADİT- Bunun muhatabı iki belediye mi?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu: Biz hem belediyelere yazıyoruz, oradan sonuç çıkmayınca valiliğimize yazıyoruz, valiliğin koordinasyonunda belediyelerle oturup bu sorunun çözülmesini arzu ediyoruz.  Hocalarımız hem belediyelerle, hem valilikle görüşerek epey bir yol aldılar. Önemli olan öğrenciyi mobil tutabilmek. Öğrencinin bakış açısıyla biz öğrencinin hareketini kısıtlayan bir iliz. İkinci sorunları da Düzce kent merkezinde yeteri kadar hareketlilik olmadığı yönünde. Sinema arıyorlar, kafeler, restoranlar arıyorlar. Genç bunlar, dolaşacak yerler arıyorlar. Yeni AVM, bu akademik yılda belki biraz etkili olabilir ama ondan önce sinemanın olmayışı sorun. Oturup bir kafede sohbet etmek istiyorlar. Bizim çay bahçeleri onları mutlu etmiyor. Daha kentli alanlar arıyorlar.

 

   Bolu'daki tıp fakültesini tercih eden öğrencilere sormuştuk. “Neden Düzce Üniversite'si değil de Bolu?” diye. Sosyal aktiviteler dediler. Bir öğrencim demişti “hocam ben Bolu'da gece sinemadan çıkıyoruz, kız arkadaşımla el ele caddede yürüyoruz kafeye giriyoruz. Bu kadar rahat bir ortamdayız. Düzce'de bunu yapacağımız bir ortam yok” dedi. Sosyal ortam, sizin sunduğunuz eğitim kalitesinden, sınıfın akıllı sınıf olup olmayışından daha da önemli öğrenci için.

 

   ALEV İŞLER - Öğrencilerinin ailelerinin gelir seviyeleriyle ilgili bir bilgi var mı?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu:  Öğrencilerimizle ilgili bazı anket çalışmaları yapmak istedik, bazılarının aile içi şiddet vakaları filan oluyor. Sonra düşündük bunun sakıncaları da var. Fişleme gibi algılanabilir. Bizim danışmanlık müessesemiz var. Her öğrencinin akademik danışmanı var. Ayrıca bir de psikolojik danışma merkezi var. Böyle bir merkez kurduk. Öğrenci istediği zaman ne derdi varsa buralara başvurabilir. 

 

   “BASIN ÜZERİNDEN BAŞKA BİRİLERİYLE KONUŞMAK HİÇ AHLAKLI BİR ŞEY DEĞİL”

 

   Basın üzerinden başka birileriyle konuşmak hiç ahlaklı bir şey değil. O bir iddiada bulunsun bizde basın üzerinden cevaplayalım hiç hoş değil. Düzce Üniversitesi tüm Türkiye'de kamunun önüne çıkıp buyurun istediğiniz soruyu sorun cevap vereceğiz diyebilen tek kurum. Hanginiz kaç kere geldiniz bilmiyorum, en son soru cevaplanana kadar hiçbir yönetici sahneden inmiyoruz. Arzu edilen her şey orada sorulabilir. İhaleler sorulabilir, ulaşım sorulabilir, üniversitenin öğrenci ile ilgili çalışmaları sorulabilir. 6 ayda bir, biz kamunun önüne çıkıyoruz.

 

   AYŞEGÜL ŞENOL CAN- Ulaşım konusu basında yazıldı. Bence üniversite, öğrencileri varsa var. Ya vakıfla ilgili konuşmalar oluyor, ya da üniversitenin, kendi çalışanlarıyla yönetimi arasında sürtüşmeler oluyor. Haberler bunlar üzerinden oldu. Şimdi sorsun, diyorsunuz da burada bir tıkanıklık var bence. Bu nedeni tespit etmek ve çözmek gerekmez mi?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu - 6 ayda bir herkesle biraraya geliyoruz yetmiyor galiba. Bize çayınızı içmek istiyorum, diyerek gelemeyen ne bir öğrenci vardır, ne bir hoca vardır, ne de bir basın mensubu vardır. Bunu talep edipte gelememiş olması mümkün değil. Bütün o kanallar açık.

 

   AYŞEGÜL ŞENOL CAN -Bunların sebebi nedir işte?

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu -Sadece iyi niyet gerekir. Ben öyle görüyorum benim bildiğim tek yol bu.

 

   “BUNLARDA SEVİYE SIFIR”

 

   Recep Özmerdivenli - Bir doktor mesela Van'a gidiyor bunu manşet yapıyorlar. DÜ' de alanında Türkiye'de en seçkin gruba dâhil olan dekanlarımız geldi. Bunları şöyle bir mercek altına alın, alanlarında Türkiye de sayılı insanlar. Bir tane bunu yazan var mı? Maalesef yok.

 

   Üniversitenin 500 metre ilerisinden bir inek geçiyor bir gazeteci çıkıyor üniversiteyi inekler bastı diye yazıyor. 8 yıldır bizim orada arıtma tesisimiz var hiç kimseden ses çıkmıyor.Problem gün gibi aşikar. Burada bir rektörlük seçimi yaşandı. Daha önceki dönemde seviye bu kadar aşağıda değildi, daha seviyeliydi ama bunlarda seviye sıfır. Seviye ayaklar altına gitti. Her yerde seçim oluyor 3 ay sonra olaylar biter. Ben 4-5 seçim yaşadım hiç bu kadar seviyenin düşürüldüğünü görmedim. Bu insanlara prim verildiği, gazetelere haber yapıldığı, demeçleri gazetelere getirildiği sürece böyle devam eder.

 

   “BİR PROJENİN, BİR FİKRİN LİDERİ OLACAK”

 

  Funda Sivrikaya Şerifoğlu: Bütün iddialara tek bir yanıtımız var, daha fazla değer üretmek. Enerjimizi, motivasyonlarımızı bölen, insanlarımızı, dekanlarımızı huzursuz eden, müdürlerimizin kafasında sıkıntı yaratan bunca yayına, bunca iftiraya karşın yine de biz son 1 yılda inanılmaz sayıda proje ürettik. Bizim cevabımız budur. Biz akademisyeniz, üretmeye mecburuz. İnsanlar istediğini söyleyebilir, basın istediğini basabilir. Basının da etik ilkeleri var, isterse uyabilir. Bugünkü kamuoyu uymayana bir paye veriyor, olabilir. Ama kamuoyu da zamanla gelişecektir. Basınında kalitelisi yaşamaya devam edecektir. Bu yüzden ben o tür mekanizmaları doğal akışına bırakmayı daha uygun buluyorum. Tarihe kayıt düşülüyor.

 

   Beni bütün arkadaşlarım bilir. Beni dava eden arkadaşımı bile aynı hitap cümleleriyle karşılarım. Kurumsal yapımızı etkilemez bu tür iddialar. Üniversite bir bilim yuvasıdır. Dedikodularla, onla bunla, duygusallıklarla yönetilmez. Biz Düzce'nin geleceğini oluşturuyoruz burada. Böyle şeylere vakit ayırırsak geleceği yapılandıramayız.

 

   “YANLIŞ İNSANLARLA BAŞLADIN” İDDİASINI TAMAMEN REDDEDİYORUM

 

   ULVİYE DİKMEN- Acaba rektörlüğe yanlış bir işbirliğiyle girmiş olmanın bedeli midir bugünkü gelinen nokta?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu: Yanlış insanlarla başladın iddiasını tamamen reddediyorum. Üniversitemizde benim yönetim tarzım hiç değişmedi. Bu yönetim tarzının da kesinlikle en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Evet, Düzce Üniversitesi henüz bunu anlayacak olgunlukta olmayabilir ama bu yapıyı böyle kurmalıyım ki benden sonra kim gelirse gelsin kişisel hesaplarla üniversiteyi yönetmeye cesaret edemesin. Benim felsefem katılımcı bir yönetim anlayışına dayanıyor. Baştan beri öyleyim. Üniversitemizin başhekimi için ilk ve ikinci teklif götürdüğüm arkadaşım kabul etmedi. Diğer götürdüğüm arkadaş kabul etti. Taşın altına elini koyanlarla koymayanlar oldu ama benim bakış açım herkese aynı. Hiç kimseyi ayırmam ve kayırmam. Tamam diyebilirsiniz ki; görmüyor musun bazı insanlar iyi niyetli olamayabilir. Evet, ama bu onun sorunu. Bir rektör olarak siz insanlar arasında ayrım yapmaya başlarsanız, sizden sonraki rektör başka sebeplerle ayrım yapar. Ondan sonraki başka sebeplerle. Yani şunu söylemeye çalışıyorum bizdeki temel prensip herkese eşit mesafe, her görüşe eşit mesafe, her inanca eşit mesafe ve katılımcı bir yaklaşım. Kişi ne yaparsa yapsın başımızın tacı değil elbette. Liyakat tarzı. Dünkü arkadaşların yazdığı gibi meritokrasi deniyor. Silikon vadisinin olmazsa olmaz ilkelerinden biri. Silikon vadisi 80 yıllık bir oluşum, o yolun temel taşlarından biri meritokrasi yani liyakat bazlı yaklaşım. Yani hak edenin öne çıkarıldığı. Senatomuzda da en çok konuştuğumuz budur. Hiçbir ayrımcılık ve kayrımcılık yapmadan kuruma en çok fayda sağlayacak, kurum için en dürüst ve iyi niyetli çalışacak arkadaşların önünün açılması. Yönetici pozisyonuna kurum içinden insanların getirilmesi. Olmuyorsa dışarıdan yepyeni bir bakış açısına ihtiyaç varsa, onun alınması.

 

   Kişilerin kendi davranışları onların sorunu, herkes kendine nasıl yakışıyorsa öyle davranır. Bugün Allah’a çok şükür art niyetler gütmeyen, kurumun iyiliğini kendi iyiliğinin önünde tutan, kurum için proje üreten fikir üreten, fedakarlık yapan birçok arkadaşımızla el ele verdik, çalışıyoruz. Aramıza yeni isimler gelecek, aramızdan bazıları dinleneyim diyecek üniversite böyle bir yer. O gider o gelir. Önemli olan iyi niyet. İyi niyetini koruyan, ortak hedefte buluşan herkesle çalışılır. Yani ayrımcılık yapılmaz. Böyle şeyler üniversiteye çok zarar veriyor.

 

   “KOLAY DEĞİL, BUNCA İFTİRAYI DİNLEMEK”

 

   Düzce Üniversitesi dünyanın ilk 2 bin üniversitesi arasına girebildiyse, yayın ortalamasında Sabancı Üniversitesi’ni geçebildiyse, 30'a yakın öğretim elemanı yurt dışına gidip eğitim alabildiyse, bugün Ankara'da hangi bakanlığa giderseniz gidin, D.Ü. deyince insanların yüzünde kocaman bir gülümseme oluşuyorsa, dün Amerikalılarında çok iyi tespit ettiği gibi iyi projelerimize çok iyi destekler alabildiysek, bütün bunlar bizim tarafsız yönetim anlayışımızdandır. Ben hiçbir grubun mensubu olmadım, olmam da.

   İçinde yaşadığım kırıklık ne olursa olsun, memleketimle ve herhangi bir çalışanımla ilgili bir iddiayı asla dile getirmem. Doğru olduğunu düşünüyorsam da doğrudan muhatabımla görüşürüm. Bunu yapmayı kendime layık görüyorum. Bu tip insanlar var diye yolumuz yanlış olamaz. Senatoda ortak akılla karar alıyoruz, benim bundan vazgeçmem mümkün değil. Bir bedel varsa bu yönetim tarzının oturması için ödenecek, onu da ödemek zorundaysam, ödüyorum. Kolay değil yani bunca iftirayı dinlemek.

 

   “SAVAŞ YOK, SALDIRI VAR”

 

   FATİH MELİH MARADİT: Barış ortamı sağlanacak mı, bu konuda bir gelişme var mı?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu: Barış olabilmesi için önce karşılıklı savaş olması lazım. Savaş yok saldırı var. Biz saldırı altındayız, savaşıyor değiliz. Bizim hangi yöntemimiz, hangi yaptığımız iş, hangi prosedür hangi projemiz bir saldırı olarak nitelendiriliyor? Biz kamu kurumuyuz.

 

   Üniversiteye yapılan tüm saldırılara, üniversitenin vereceği tek cevap, değer üretmeye devam etmek. Değer üretmek diye google'a bir girin bir tarayın. Burada ilk defa ben söylüyorum, birkaç sene içinde yabancı kitaplarda bu çıkacak. Önümüzdeki yılların ekonomisi, değer ekonomisi olacak. Her üretenin öne çıktığı bir ekonomi olacak, şu an bilgi ekonomisindeyiz biliyorsunuz.

 

   Dün silikon vadisinden gelen ekip bizi tebrik etti. “Bu kadar güzel bir saptama 5 yıl önce nasıl yapılabilir?” diye. Üniversite bundan 10 yıl sonrasını görecek, 10 yıl sonrasında yapılacak işi bugünden Düzce'ye getirecek. Biz bunu yapıyoruz. Bugünkü yöneticiler bunu anlamıyor, paydaşlarımız anlamıyor olabilir. Ama iki kuşak sonrası bu üniversitede çalışacak bizi hayırla anacak. Onun sevabı bize yeter.

 

   “İYİ NİYETLİ OLDUKLARINI DÜŞÜNMÜYORUM”

 

   AHMET ALTUN-Son dönemde üniversite sadece basında tartışılmıyor, adliyeyi de meşgul ediyor. Birçok dava var üniversite ile ilgili. Bu dava konusu olaylar neden yaşanıyor?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu:  Hukuk müşavirliğimizin iş yükünün son 1 yılda arttığı doğru. YÖK'ten de gelen yazılar oluyor.

 

   Ama bahsedilen tür davalar bizim üniversiteye özel davalar değil. Özellikle kadın yöneticilerin bulunduğu kurumlarda bu tür davalar oluyor. Hatta ben Avrupalı rektörlerin olduğu bir toplantıya davet edildim. Davete giderken bir takım istatistiki rakamlar aldım.

 

   Türkiye'de 5 kadın yöneticiyle ilgili davalar açıldığını gördüm. Ben kendi üniversitem için konuşursam hiç kimseye, hiçbir zaman kişilik haklarını zedeleyecek kadar onu yıpratmak ve korkutmak için eylem yapan biri değilim.

 

   Herkesin bir fıtratı vardır. Benim fıtratım müsaade etmez. Kişiler her şeyi iddia edebilir öyle algılamışta olabilir. Onun dışında üniversitemiz birçok davada da kazandı.

 

   AHMET ALTUN- Burada bir yönetim kalitesi düşüklüğü mü var?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu- Bizim bir müdürümüzün uygulaması 50 hoca tarafından dava edildi. O uygulamanın 50 davası Sakarya idare mahkemesine bağlı olduğumuz için oraya gitti.

 

   25 dava bir mahkemede, 25 tanesi diğer mahkemede görüldü. Bir mahkemeden üniversite haklı çıktı, diğer mahkemede hocalar haklı çıktı.

 

   Dilekçe aynı matbu dilekçe, sonuç farklı.

 

   Şu anda rektör yardımcılarımdan ikisi bana oy vermemiş insanlar. Oy vermediklerini açıkça ifade etmiş insanlar.

 

   Buna rağmen bu pozisyonlara getirilmiş insanlar. Bazı arkadaşlarımız sıkıntılarını ne dekanlığa, ne de bölümüne başvurmadan doğrudan savcılığa iletmeye başladı. Bu son bir yılda olmaya başladı. Çözüm üretmek amacıyla değil tabi bu tavır. İyi niyetli olduklarını düşünmüyorum.

 

   Recep Özmerdivenli- Bazı arkadaşlarımız aynı zamanlarda aynı konuyla ilgili YÖK'e başvuruyor, savcılığa başvuruyor, BİMER'e başvuruyor. Aynı anda 5-6 yere başvuru da bulunuyor nedir buradaki amaç; üniversiteyi yıpratmak.

 

   Hocamızın misyonu hukuktan ayrılmayın, yönetmelikten ayrılmayın yönünde. Aslında kimseyle kişisel sorun yok.

 

   “HASTANEDE BU KADAR ÇOK SORUN OLMASI BENİ DE RAHATSIZ EDİYOR”

 

   SEMİH ŞENKAYA- Bir hafta önce benim bir yakınım hastanenize yattı, hastanın ateşini dahi ölçmüyorlar, ölçün söyleyin, diyorlar. Neden böyle bir uygulama var?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu:  Başhekimlikten insan kaynakları ile ilgili veriler istedik, bir türlü alamadık. En son süre verdik, “şu güne kadar gönderin” diye. Başhekimin yapması gerekeni biz biraz rektörlüğe çekeceğiz. Geçen hafta hastane kurulunun başlı başına 1 günlük gündemini insan kaynakları olarak belirledim. Bir kurulun gündemini de kalite olarak belirledim. Bu insan kaynakları durumunu masaya yatıracağız. Hemşire sayısından tutun eğitimine kadar. Hastabakıcı sıkıntımız var. Bütün bunlar masaya yatırılacak ve çözüm aranacak. Aslında biz bunu başhekimlikten bekliyoruz. Bizim en çok kaynak ayırdığımız birim hastane. En çok memur ve kadro verdiğimiz birim hastane. Buna rağmen orada bu kadar çok sorun olması beni de rahatsız ediyor. O yüzden ben doğrudan biraz hastane sorunlarına girerek ve belli konuları ortak akılla çözmeye çalışarak sürece müdahil olacağım. Demokratik yönetim filan tamam ama bazen demokratik yönetime de doğrudan müdahale gerekiyor. Gene ortak akılla yapıyorum kişi olarak karar vermeyeceğim. Bir yönetim sorunu olduğu belli. Biz oraya rektörlük olarak destek vereceğiz. Ama bu bir süreçtir. Her yerde benzer sorunlar var. Sağlık Bakanlığı üniversite hastanelerini de kendi bünyelerine katmayı düşünüyor. Bize henüz böyle bir teklif gelmedi çünkü kar eden bir hastaneyiz. Zaman içinde böyle bir birleşme olursa bu bizim sorunları çözer mi? arttırır mı? onu da şimdiden öngöremiyorum.

 

   “HEMŞİRELERİMİZE PSİKOLOJİK DESTEK VERECEK BİR MEKANİZMAYI DA KURMAK İSTİYORUZ”

 

   FATMA TÜRKAN- Başhemşireliğin kaldırılacağı ile ilgili duyumlar aldık. Yönetimle ilgili dava açanlar var. Bunun değiştirilmesi ile ilgili bir çalışmanız var mı?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu: Duyuma gerek yok, bizde her şey şeffaf, sitemize bakarsanız alınan tüm kararlar var. Orada başhemşireliği kaldıran bir düzenleme yok. Sağlık Bakanlığı’nın tüm kurumlarda uyguladığı bir şeyi yönergeyle yapmamız mümkün değil. Kanundan ve Sağlık Bakanlığının mevzuatından kalkacak ki bizde kaldıralım. O nedenle kaldırmak değil de dönüştürmek gibi bir yöne gittik. Başhemşire kavramı yine korundu ve hemşirelik hizmetleri müdürlüğü gibi adı değişti, daha kurumsal bir yapı getirildi. Peki, bu öngörüldü neden uygulanmadı? Çünkü mevcut bir başhemşire var. O kişiyi görevden almak hukuki olarak mümkün değil. Özlük haklarının pozisyonunu verebileceğimiz başka bir pozisyon yok. Kaldı ki yönergeler yayınlandığı tarihten itibaren yürürlüğe giriyor. O tarih itibariyle o özlük haklarını o pozisyona atanmış birine burayı değiştirdik diye almak olmayacağı için kaldıramadık. Hatta bu senatoda tartışıldı. İtirazlar geldi bu düzenlemeye. Ne zamanki anlaşıldı geleceğe yönelik bir yatırımdır, o zaman oy birliğiyle geçti senatodan. Benim o yönergede başhemşirelikten daha da önemsediğim bir şey var, eğitim hemşireliği. O kurumsal yapının olmasını özellikle istemiştim. Hizmet içi eğitimde personelimize çok olanaklar sunmak istiyoruz. Bir de hemşirelerimize psikolojik destek verecek bir mekanizmayı da kurmak istiyoruz.

 

   “UEFA'NIN GECE ÇEKİMİNE UYGUN YER YAPTIK”

 

   ERDAL PİŞKEN- DÜ spor tesislerini gün geçtikçe geliştirdi. Geçen sene biz öğrenci alınacağı konusunda bir duyum almıştık, alınmadı.

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu- Üç tane akademisyen olunca öğrenci veriyorlar. Yoksa YÖK öğrenci vermiyor. Önümüzdeki seneye olur.

 

   ERDAL PİŞKEN- Ek ilave yapılacak bir proje var mı?

 

   Funda Sivrikaya Şerifoğlu-  Binamızın projesi onaydan geçti. Antrenman salonları var binamız içinde, 4 tane mini salonumuz var. Çok amaçlı olarak kullanmayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl inşaat başlar. UEFA'nın gece çekimine uygun yer yaptık. Geçici kabulü yapıldı, kesin kabul henüz yapılmadı. Herkes kullanabiliyor. Yüzme havuzumuz herkese açık. Yetiştirme yurdundan öğrencilerimiz bu yaz yüzme dersleri yapacaklar. Spor, kültür alanında herşeyi yapıyoruz. Mevzuata uygun hareket etmek durumundayız. Örneğin havuzu ücretsiz yapamıyoruz. Öğrenciye minimum fiyatlar yapıyoruz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • düzce üniversitesi hemşire
    düzce üniversitesi hemşire
    31.03.2015 22:30

    hemşirelerine, memurlarına ne tayin veriyorsun ne becayiş yaptırıyorsun. eşinden çocuğundan ayrı, anne babasına hasret... bir de kalkıp psikolojik destek verecez dıyorsun. Nakil sorunu çıkarma hemşire ve memur buraya hapsolduğunu duşunmesın, ne yaparsa yapsın burdan gıdemeyecek korkusuna kapılmasın bak o zaman alacağın verıme...