CHP Milletvekilleri Düzce'de: 'Düzce'ye önem veriyoruz'

CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamza Çebi ve Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan CHP İl Örgütünü ziyaret ederek burada bir basın toplantısı gerçekleştirdiler. Milletvekilleri açıklamalarında Düzce’yi çok önemsediklerinin altını çizdiler.

CHP Milletvekilleri Düzce'de: 'Düzce'ye önem veriyoruz'
3.06.2022 - 17:05
Haber Merkezi

   CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamza Çebi ve Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan CHP İl Örgütünü ziyaret ederek burada bir basın toplantısı gerçekleştirdiler. Milletvekilleri açıklamalarında Düzce’yi çok önemsediklerinin altını çizdiler.

   Cumhuriyet Halk Partili iki milletvekili bugün Düzce’deydi.

   İstanbul Milletvekili Akif Hamza Çebi ve Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan’ı Cumhuriyet Halk Partisi İl binasında İl Başkanı Semih Cemşit, Merkez İlçe Başkanı Özcan Dağıstanlı, İl Kadın Kolları Başkanı Jale Uzunhasan misafir etti.

   Burada bir basın açıklaması yapan milletvekilleri Düzce ve ülkedeki son siyasi gelişmeleri değerlendirdiler.

“DÜZCE’DE TARIM BİTME NOKTASINDA”

   Basın toplantısında ilk sözü alan CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan şöyle konuştu;

   “Bugün burada 20 yıllık Ak Parti iktidarının ülkemizi getirdiği noktayı konuşuyoruz. 20 yıllık Ak Parti döneminde ekonomik kriz derinleşti, işsizlik arttı, intiharlar, boşanmalar ve bunalımlar arttı. Kadın cinayetleri arttı, çocuk istismarı ve çocuk işçiler arttı. İcra iflas dosyaları arttı, sağlık giderleri arttı. sağlıkta şiddet arttı. Eğitimde kalite düştü, ithalat arttı, tarım bitme noktasına geldi.

   Dün yine başkanımızla görüştüğümüzde Düzce'de tarımla ilgili yüzde 5 gibi bir pay kalmış. Demek ki burada da tarım bitme noktasında. Çiftçilerimiz perişan, esnaf kepenk kapattı. 
   Mülteci akımıyla ilgili ülkemizde sığınmacılar karşı karşıya geldi. Bu sığınmacılar genelde Hatay, Kilis, Gaziantep, bizim o yörede, Urfa'da daha yoğunlukta. Bugün burada da sordum ama, burada da Suriyeliler değil de Afganlıların olduğunu söylediler.

 

“ZAMLAR VATANDAŞIN NEFESİNİ KESTİ”

    Cumhuriyet döneminde açılan neredeyse tüm fabrikalar kapandı. Ülke tam anlamıyla dışa bağımlı hale geldi. 3600 ek gösterge çıkartılmadı. Zam üstüne zam yapan hükumet ayrıca kendi iktidarından tasarruf etmemek için şatafat içinde yaşamaya devam etti. Ucuz ekmek kuyrukları, her gün suya, elektriğe, doğal gaza, akaryakıta ve diğer tüm kalemlere yapılan zamlar vatandaşın nefesini kesti. Sanayicisinden memuruna, emeklisinden işçisine, esnafından öğrencisine her kesim dar boğazda yaşamak için direniyor. Geçilemeyen köprülere vatandaşın cebinden çıkan paralar beşli çeteyi doyurdu, vatandaşı açlığa mahkum etti. Tank palet fabrikası satıldı, 128 milyar doların nerede olduğunun akibeti hala belli değil. Ensar Vakfı'na giden paralar, depremde toplanan paralar, şehit aileleri için toplanan paralar nereye gitti açıklanmadı. Yandaşlar beslendi, rüşvetler havada uçuştu, vurgun üstüne vurgun yapıldı. Liyakatın L'si kalmadı, mevcut iktidar sözde mülakatlarla istediklerini işe soktu, istemediklerini kapı önüne koydu. Sendikalaşmanın önü kapatıldı.

“ADETA DİPSİZ BİR KUYU”

   Korku iklimi ile vatandaşlarımızın seslerini kısmak için ellerinden gelen her çabayı harcadılar. Bugün ülkede hak bitti, hukuk bitti, adalet bitti. gazeteciler hapiste, cezaevleri dolup taşıyor. Sayıştay bu raporları hiçe saydı, saray bildiklerini okumaya devam ediyor. Ucuz ekmek kuyrukları, bayat ekmek satışları, pazar yerlerinde çöplerden toplanan yiyeceklerle yoksul vatandaşlarımız karınlarını doyurmak için mücadele ediyor. Evet, tablo bu, çok korkunç. Bu tablo Ak Parti iktidarının 20 yılda getirdiği nokta. Adeta, karanlık dipsiz bir kuyu.

“AÇLIK SINIRINA MAHKUM OLMAK İSTEMİYORSANIZ BİZE KATILIN”

   Peki bundan sonrası için ne yapacağız? Değerli arkadaşlar, artık süre kısaldı. Gidecekler, gitmek zorundalar. Bu ülkede yaşayan vatandaşların sabrı da, takati de kalmadı. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi; "Artık bir şeyler değişmeli, değişecekler." Bu ülkede barış istiyorsanız, huzur istiyorsanız bize katılın. Çocuklarınızı bu güzel ülkede tutmak istiyorsanız bize katılın. Eğitim ve sağlık alanında daha fazla bütçe ayrılsın istiyorsanız bize katılın. Kadın cinayetleri bitsin diyorsanız bize katılın. Düşündüklerinizden dolayı Silivri korkusu yaşıyorsanız bize katılın. Hak, hukuk, adalet istiyorsanız bize katılın. 128 Milyar doların ve toplanan deprem vergilerinin nereye gittiğini öğrenmek istiyorsanız bize katılın. Halkın alın terinin beşli çetelere değil de millete harcansın diyorsanız bize katılın. Liyakat olsun, işler ehline verilsin diyorsanız bize katılın. 3600 Ek gösterge ve EYT sorunu çözülsün istiyorsanız bize katılın. İsraf ve yolsuzluk haramdır diyorsanız bize katılın. Asgari ücretlinin açlık sınırına mahkum olmasını istemiyorsanız bize katılın. Bu ülkede alın teriyle iş istiyorsanız, aş istiyorsanız, huzur istiyorsanız, sağlık ve barış istiyorsanız bize katılın.

“GELİYOR, GELMEKTE OLAN”

   Artık zamanı geldi. Artık dönüşü olmayan bir yola girdik. Sonu aydınlık olan tünelden çıkmamıza az kaldı. Bizler, vekiller olarak, sizler Türkiye'nin asilleri olarak canla, başla çalışacağız. bir kişiye bile derdimizi anlatsak büyüyerek çoğalacağız. Ülkemiz çok büyük dertlerden, sıkıntılardan geçti. Aydınlık günler çok yakın. Yeter ki umutla, özveriyle, var gücümüzle çalışalım. Anlatabildiğimiz, dokunabildiğimiz herkese anlatalım. Değişmeli bu düzen. bu düzen sizle sayesinde, CHP sayesinde, millet ittifakımızın sayesinde değişecek. Umudu yitirmeden, var gücümüzle haykıralım. Milletin sesi, halkın umudu, ülkenin aydınlık yüzü sayın genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi; "Geliyor, gelmekte olan."


“DÜZCE İNSANININ NABZINI TUTTUK”

   Daha sonra söz alan CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamza Çebi ise şöyle konuştu;

   “Dünden bu yana, değerli Gaziantep Milletvekili arkadaşımız İrfan Kaplan ile birlikte ve il örgütümüzle beraber Düzce’de bir çok ziyarette bulunduk, bir çok temasta bulunduk. Önce Düzce Ot Festivali'ni ziyaret ettik. Ot Festivali'ndeki bütün stantları tek tek dolaştık. Bütün kadınlarımızla selamlaştık, hayırlı işler dileklerinde bulunduk, kendilerine sağlık diledik.

   Sonra bir sanayi tesisini Gümüşova'da ziyaret ettik. Bugün de, Ticaret Odası'nı, Esnaf Odası'nı ziyaret ettik. Zaman zaman yolda rastladığımız esnaf arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Kendilerini dinledik. Düzce ekonomisinin ve Düzce insanının nabzını tuttuk.

   Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün Türkiye'yi dolaşıyoruz. Bütün Türkiye'yi milletvekillerimizle, parti grubumuzla, parti üst yöneticilerimizle birlikte bütün Türkiye'yi dolaşıyoruz. Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Masası olarak, ekonomi içerikli olarak, bütün illerimizi dolaşıyoruz. Şuana kadar 40 ile gittik. Düzce'ye de Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Masası olarak ayrıca geleceğiz ve ekonomi ile ilgili toplantılar, ziyaretler yapacağız. Bunu ilerleyen zamanlarda il başkanımız sizlere duyuracaktır.

 

“DÜZCE'YE ÖNEM VERİYORUZ”

   Kısa bir süre önce Düzce'ye 27'si Milletvekili olmak üzere 40 parti üst yöneticimiz geldi. Düzce'ye önem veriyoruz. Düzce bizim için çok önemli bir il. Birçok açıdan çok önemli bir il. Düzce 1999'da bir ağır deprem yaşadı. 12 Kasım depremi yaklaşık 845 insanımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı ve Düzceye çok büyük bir maliyet getirdi, çok büyük bir yük getirdi. Her açıdan, sosyal açıdan, ekonomik açıdan büyük bir yük getirdi.

   1999 Depremi sonrasında Düzce'nin nüfusunun azaldığını görüyoruz. Büyük göç veriyor. Daha sonra Teşvik Yasası ile birlikte bu sürecin tersine döndüğünü ve Düzce'nin göç alaya başladığını görüyoruz. O yıllarda 150, 160 binlere kadar inen nüfusu, bugün 400 bine ulaştığını görüyoruz. Düzce aynı zamanda göç veren bir ilimiz tabi ki. Düzce nüfusuna kayıtlı olup da Düzce dışında yaşayan Düzceli sayısı yaklaşık 140 bin. Ama aynı zamanda Düzce'de yaşayanların bir bölümü Düzce nüfusuna kayıtlı değil.

   Rakamlara baktığımda Düzce'nin bir sanayi kenti olduğunu görüyoruz. Sanayileşmiş yani sanayi yatırımları var burada. Düzce milli gelirinin hangi kaynaklardan geldiğine bakıyorum burada, yüzde 51'i sanayiden geliyor. Düzce aslında Türkiye'nin en verimli topraklarına sahip olan bir ilimiz ama tarımsal üretimin, tarımsal gelirin Düzce ekonomisindeki payına baktığımda yüzde 5,5 gibi bir rakam görüyorum. Bu kadar büyük tarımsal potansiyele sahip, 2000'i aşkın endemik bitkiye ev sahipliği yapan, hemen her ürünün yetişebildiği, dün bir esnafımızın benzetmesiyle; ‘Düzce'de toprağa insan dikseniz, kısa zamanda yeşerir’ dediği gibi bu kadar verimli topraklarda, bu kadar küçük bir tarımsal üretim doğru değil. Evet sanayi elbette ki olacak. Türkiye sanayileşmeden asla gelişmesini tamamlayamaz. Sanayileşmeden asla milli gelirde gerekli büyük atılımları yapamaz ama dünyanın gıda krizine doğru gittiği bir süreçte tarımın önemini fark etti ve tarıma bütün ülkeler olağanüstü destekler veriyorlar. Maalesef bizim ülkemizde tarımsal destekler en düşük seviyesindedir. Yani şu an 2002 yılından çok daha düşük seviyede bir tarımsal desteğe sahibiz. Bütçeden yapılan tarımsal destek harcamalarının milli gelire oranı 2002'de iyi değildi. Yüzde yarımdı. Şimdi ne kadar biliyor musunuz? Yüzde yarımın altında. Bunu yüzde 1'e doğru çıkartmak varken daha da aşağıya düşmüşüz.

   Tarımsal üretimde, mesela hayvancılıktan örnek verelim. Düzce önemli bir hayvancılık merkezi ama maalesef geriye gitmişiz tabii ki. Manda vardı burada çokça deniliyor, hayvancılıkta çok önemli bir hayvan ama Türkiye'nin birçok yerinde olduğu gibi burada da büyük baş hayvan sayısı azalmış durumda. Süt, yem fiyatlarına baktığımızda çiğ sütün fiyatı 7,5 lira, yemin fiyatı da aşağı yukarı kilogram olarak alırsak 7 lira civarındadır. Oysa olması gereken bir kilo sütle 1,5 kilo yemin alınabilmesidir. Eğer sütün üreticisi 1 kilo sütle 1,5 kilo yem alamıyorsa süt üreticisi zarardadır, hayvanı kesime gönderir. Bu da hayvancılığı bitirir.

   Düzce'de birçok tarım ürünü var. Hepsini tek tek örnek vermeyeceğim zamanımız kısıtlı. (Bugün Cuma, birazdan Cuma namazı da kılınacak) Fındıktan da örnek vermek istiyorum. Düzce'de 27 bin aile geçimini fındıktan sağlıyor. Rakamlara batkım, 27 bin aile. Türkiye fındık üretiminin aşağı yukarı yüzde 9'unu Düzce sağlıyor. Önemli bir rakam. Dünya fındık üretiminin ne kadarını Düzce sağlıyor biliyor musunuz? Yüzde 6'sı. Evet, dünya fındık üretiminin 4'te 3'ünü Türkiye gerçekleştirir. Dolayısı ile Türkiyede yüzde 10'luk bir paya sahip olan Düzce'nin dünya fındık üretiminde de böyle bir payı var.

“FINDIKTA DA SOYGUN VAR!”

   Peki fındık fiyatı nedir diye sorsam, kilogram fındık fiyatı şu an 40 lira. Tabii yeni sezon mahsul çıkınca rakam ne olur bilemeyiz ama 2014, 2015 yılından bu yana, 2014, 2015'i hariç tutuyorum o sezon Türkiye kilosu 6,1 dolardan fındık ihraç etti. O tarihi ayrı tutuyorum, ondan sonraki yıllarda kabuklu fındık ihracatında kilo fiyatı en az 3 dolardır. 3, 3,5 dolar arasında değişir. 3 dolar dersek aşağı yukarı 50 lira eder. 3,5 dolar dersek 60 liraya doğru çıkar bu fiyat. Fındığı kim alır Avrupa'da? Çikolata üreticileri alır. Eğer fındık şu an iç piyasada 40 lira ise, üreticinin cebinden 10 lira, 15 lira gibi bir rakam yani 1 dolarlık bir rakam üreticiden alınıyor, Avrupalı çikolata üreticisinin cebine konuluyor. Bu soygundur. Bütün ürünlerde olduğu gibi fındıkta da soygun vardır Türkiye'de.

   Avrupalı daha ucuz çikolata yiyecek diye herhalde bizim üreticimiz bu fedakarlığı yaptığını bilmiyor. Sanıyorum Avrupalı çikolata üreticileri ve tüketicileri Sayın Erdoğan'a bir ödül verecektir. İnanıyorum.

   Bugün TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı. Her ayın 3'ünde açıklıyor. Geçen ay TÜİK'in bastırılmış enflasyon rakamı, TÜFE yüzde 69'du. Yıllık geriye doğru 12 aylık rakam yüzde 69. Ne diyorlardı? ‘Enflasyon yaz aylarına doğru düşecek’. Noldu, bastırılmış enflasyon dahi yüzde 73 oldu. ENAG dediğimiz Enflasyon Araştırma Grubu ise, bağımsız akademisyenlerden oluşuyor. Enflasyonun yüzde 160 olduğunu söylüyor.

“KİMSE MALI KAÇA SATACAĞINI BİLEMİYOR”

   Böyle bir ortamda çiftçi kaybediyor, emekli kaybediyor. İşsiz iş bulamıyor zaten kaybetmişti onun hiç bir umudu kalmıyor. Esnaf kaybediyor, tüccar kaybediyor, kimse malı kaça satacağını bilemiyor. Bir ülkede enflasyon sürekli yükseliyor ise kimse malı kaça mal edeceğini kaça satacağını bilemez bu da kriz demektir, işsizlik demektir.

“OT FESTİVALİNİ DOLAŞTIK”

   Dün ot festivalini dolaşırken, Düzce'nin gülümseyen, gözleri enerji dolu, geleceğe umutla bakan kadınlarını gördükçe mutlu oldum. Ama sohbet ettiğimiz zaman bir kadınımız bana şunu söyledi; "Ben 63 yaşındayım" dedi, ‘Sigortanız var mı?’ dedim, ‘Hayır, yok’ dedi, ‘Burada böyle bir şeyler satarak günlüğümüzü çıkarmaya çalışıyoruz, yarın ne olacağını bilmiyoruz. Sigortam yok’ dedi. Sadece Düzceli kadınlarımız değil, bütün kadınlarımız emin olsunlar. Aile destekleri sigortasını getireceğiz. Genel başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir projesidir bu. Bunu biz icat etmedik, Kılıçdaroğlu icat etmedi. Bunu Avrupa ülkeleri uyguluyor. Nasıl herkes sigortalı çalışmak zorundaysa, bu bir Avrupa Birliği uygulaması, uluslararası çalışma örgütünün kurallarını biz Türkiye'ye alarak bunu uygulamaya koymuşsak Aile Destekleri Sigortası da uluslararası çalışma örgütünün bir projesidir. Bunu Türkiye'ye getireceğiz. Ot Festivalinde bize söyleyen, "63 yaşındayım ama sigortam yok, yarınımın ne olacağını bilmiyorum" diyen kadınımızın endişesini gidereceğiz. Bütün insanlarımız aile destekleri sigortasının şemsiyesi altında olacak. Parası olmayan, geliri olmayan insanımızın evine, banka hesabına asgari bir gelir devlet tarafından ödenecektir. Biz devleti sosyal devlet yapacağız. Bugün devlet sosyal devlet değildir. Yardımlar, sosyal yardımlar zaten yetersiz ve siyasetin bulaştığı bir alana dönüşmüş, iktidar ilişkilerinin rol oynadığı bir alana dönüşmüş. Biz burada siyasi partileri aradan çıkaracağız. devlet ile vatandaş arasında olacak bu aile destekleri sigortası.

   Son olarak şunları söyleyeyim. Türkiye'de 15-29 yaş arasında 18 milyon insanımız var. En genç, en dinamik nüfustur bu. Hem eğitim çağındalar, hem çalışma çağında. Ama 18 milyon insanımızın yaklaşık yüzde 30'u ne okula gidiyor, ne bir yerde çalışıyor, ne de staja gidiyor. Kayıp, ev gençliği diyoruz biz bunlara. Evinde, kahvede, annesinden babasından harçlık almaya çalışıyor. İş arıyor iş bulamıyor. Bu insanlar, bu gençlerimiz bunalımda. Türkiye'nin en dinamik gençliği bu. En dinamik insanları. İş gücümüzün öğrenim çağındaki gençliğimizi, en verimli insanları, biz bunları ekonomiye kazandıracağız, eğitime kazandıracağız. Herkes okuluna gidecek. Niye okula gidemiyor? Eğitimi karşılayacak parası yok. Üniversiteyi kazansa anne babanın okutacak parası yok. Herkes okuyacak. Okuyan, okulunu bitiren herkes iş bulacak.

   İktidar yolundayız. Çözümlerimizle dolaşıyoruz, çözümlerimizi anlatıyoruz. Ekonomiye güven verecek, bütün insanlarımızın gelecek güvencesini hissedeceği, gelecek endişesinin ortadan kalktığı bir sistemi anlatıyoruz.

   İnsanlarımız özgür olacak. İnsanlarımız baskı altında olmayacak. Herkes, bütün insanlarımız bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır. Onlara, hiç kimse "Sürtük" diyerek, "Çürük" diyerek hakaret edemez. Herkes bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır. Devlet onurlu vatandaşlarına saygı gösterir. Bu topraklarda yaşayan herkes, bu topraklarda yaşadığı için, bu ülkenin vatandaşı olduğu için, bu cumhuriyetin vatandaşı olduğu için devletin onurlu vatandaşıdır. Devleti yönetenlerin ona saygı gösterme borcu vardır.”

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.