Yaşayarak öğrenmek!

  • 25.03.2011

 

   Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon'u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da; “Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı” diye savuşturmuş.

 

   Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon'a sormuş:

   “Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?”

 

   Napolyon birden öfkelenmiş.

   “Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?” diye bağırmış. Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık 'ateş' emri verilecek... Adamcağız içinden:

   “Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin” diye düşünürken, arkadan bir el uzanmış, gözündeki bağı açmış. Karşısında Napolyon, tek cümleyle cevaplamış:

   “İşte böyle bir duygu!”

 

   “Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir...”

 

   YOKSUL ÇİFTÇİ

 

   İskoçya'da yoksul mu yoksul bir çift yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı.

 

   Ertesi gün Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini.

   “Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum” dedi. Yoksul ve onurlu Fleming; “Kabul edemem!” diyerek ödülü geri çevirdi.

 

   Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü. “Bu senin oğlun mu?” diye sordu aristokrat. Çiftçi gururla “Evet!” dedi. Aristokrat devam etti; “Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver, iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.”

 

   Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü. Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming'in oğlu Londra'daki St. MarysHospital Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını penisilini bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu.

 

   Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreeye yakalandı. Onu ne mi kurtardı?

 

   Penisilin!

 

   Aristokratın adı : LordRandolp Churchill'di...

 

   Oğlunun adı ise : Sir Winston Churchill.

 

   Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.

 

   Hiç acı çekmemiş gibi sevin.

 

   Hiçbir şey beklemeden verin.

 

   Karşılığını mutlaka bir gün alırsınız...

(ALINTI)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (3)

  • gökhan kus
    gökhan kus
    4.07.2011 22:15

    mrblar yazdıgınız yazılar cok güzel gercekten begenerek okuyorum. cok sade yalın gercek bir uslupla yazılmıs ve buda insını cekmeyi basarmis ve güzel ve gercekten birsyeler katmayı saglamıs cok tesekkür ederim efendim böyle güzel bir yazı yazdıgın icin okuyorum ve okumaya devam edicegim saygılarımla.....

  • Aysel Dural,
    Aysel Dural,
    30.03.2011 17:45

    Çok teşekkür ederim Oktay Bey.Yazılarımı genellikle insanların ders alabileceği türden olmasına gayret ediyorum Ereğlidende okunabildiğine sevindim.Saygılar..

  • oktay
    oktay
    30.03.2011 11:45

    Merhaba: öncelikle dün çınaraltı rest sizin dedikodunuzu yaptık düzce seyahatimde gazetede sizin bir yazınızı okudum hayatımızda engeller olmasaydı adında,ki yazı ve çok beğendim size yüz yüze teşekkür etmek isterdim ama tanışmadığımızdan bu mümkün değil çok güzel yazıyorsunuz TŞK. YAŞAYARAK ÖĞRENMEK YAZISINIDA OKUDUM VE BUNDAN SONRAKİ YAZILARINIZI,DA TAKİP ETMEYE ÇALIŞACAĞIM HOŞCAKALIN