YENİDEN MERHABA

  • 10.10.2020
  • Abone ol

 

   Tüm dünyayı etkisi altına alan COVİD-19 salgını hepimizi etkiledi ve uzun zamandır yazı yazamadım. O nedenle yeniden “merhaba” diyerek söze başlayalım. Neler olmuş bir bakalım.

   COVİD-19 salgını hayatın olağanlığı üzerinde ezber bozucu bir durum yarattı. Daha önce dünya genelinde savaşlar, ekonomik ve mali krizler ile birlikte yerel ve mevsimsel salgınlara şahit olduk. Ancak bu salgın, daha önce yaşadığımız hiçbir şeye benzemiyor. Tüm dünyaya yayıldı, doğrudan veya dolaylı olarak, milyarlarca insanı etkiledi, toplumları eve kapattı, sınırları kapattı ve tüm sektörleri durma noktasına getirdi ve tüm bunlar birkaç ay içinde oldu.

   Covid-19 pandemisi krizinin tüm gündemimizi ve gelecek planlarımızı meşgul ettiği zor bir dönemden geçiyoruz. Çevremizdeki herşey; başta sağlık ile ilgili aldığımız önlemler maskeli hayat, çocuğumuzun online eğitimi, tatil planları, işi evden yapma gibi çalışma hayatımız, komşularımızla, hatta aile içi etkileşimler ve dijital bağlantı kısa bir sürede eşi benzeri görülmemiş bir hızda değişti. Dolayısıyla geleceğimiz birçok belirsizlikle dolu. Ancak bu zor zamanlarda, tek tek bireysel olarak ve birlikte gösterdiğimiz dayanıklılık ve dayanışmanın çok önemli olduğunu düşünmekteyim. Birlikte hareket edebilir, hayatlarımıza yenilik getirebilir, uyum sağlayabilir ve ileriye doğru gidebiliriz. Bunu sürdürülebilir bir şekilde yapmalıyız.

   Tek tek yapacaklarımız önemli örneğin maske mesafe ve temizlik ile ilgili alacağımız önlemler hayati düzeyde önemli ancak salgın süreci bir yanı ile de devlet dediğimiz aygıtın yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde önemini yeniden gözler önüne serdi. Bireysel düzeyde ve sivil toplum yoluyla çabalarımız ne kadar önemli olursa olsun, bu çapta sorunlarla başa çıkmak için gerekli kaynaklara sahip, herkes için geçerli kurallar koyup uygulayabilecek, uluslararası düzeyde anlaşmalar yapıp koordinasyon sağlayabilecek yegâne meşru organizasyonlar bugün için devletler olduğu anlaşıldı. Ancak bu durum devletlerin bu konudaki aldığı önlemlerin ve kriz yönetiminin eleştirilmesine de sebebiyet vermektedir. Örneğin; sağlık hizmetlerinin organizasyonu, eğitimin organizasyonu parasız eğitimin sağlanmasına yönelik kaynakların ayrılması (örneğin digital altyapının her yere yayılıp öğrenciye parasız sağlanması ve gereken araç gerecin sağlanması) insan haklarına saygı ve otoriter yönetim anlayışının terk edilerek, keyfi değil demokratik bir yönetim sağlanması v.b.

   Salgın nedeniyle insanların evlerine kapandığı dönemde sokağa çıkma kısıtlaması önlemleri, kısa süre içinde yaşam tarzlarında önemli değişiklikler getirdi. Doğa üzerindeki baskıları azalttı. Birçok etkinlik çevrimiçi ortama taşındı ve bu durum mobiliteye olan ihtiyacı daha da azalttı. Toplu taşıma ve özel araç kullanımının azalması, birçok işyerinin kapalı olması, fabrikaların üretim hızının azalması ile fosil yakıt kullanımı büyük oranda düşüş göstermesi sebebiyle hava kalitesinde ciddi iyileşmeler olduğu saptandı. Kısıtlamalar kaldırıldıkça ve ekonomik faaliyet hızlandıkça, COVID öncesi seviyelere doğru kademeli bir dönüşü görmeye başladık.

   Asıl sorulması gereken soru şu: Bu mevcut krizden, gelecekte başka krizlerin (çevre, iklim, ekonomi ve toplum sağlığı) meydana gelmesini önleyecek şekilde nasıl kurtulabiliriz?

   Uzmanların görüşüne göre COVID-19, zoonotik bir hastalık. Hayvan türlerinden insanlara sıçrayan yeni bir virüs. Bu tür sıçramalar büyük bir olasılıkla doğal alanlarda insan faaliyetlerinin genişlemesinin sonucu olarak veya yoğun et üretim tesislerinde insan ve hayvan arasındaki yoğun etkileşimlerden veya vahşi türlerin insan tüketimi için yakalanması yoluyla vahşi hayvanların insanlarla yakın teması söz konusu olduğunda meydana geldiği iddia ediliyor. Tabi ki bu salgının laboratuvarlarda üretilen bir virüs ile başladığını iddia edenler de var ancak bu durum henüz kanıtlanmış değil.

   Ancak bilinen odur ki, covid-19 ile geniş çevresel bozulma ve bunun sağlığımız ve refahımız üzerinde olumsuz etkileri olduğu yönünde çok önemli bilimsel veriler var. Bu anlamda devletlerin özellikle biyoçeşitliliğin ve çevrenin korunması yönünde acil önlemler alması ve dayanıklı adil bir toplum ve yeşil bir ekonomi ve dünya için sıkı işbirliği yapması gerekmektedir.

   Kalın sağlıcakla…

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.