ÇARE;) SİZSİNİZ

  • 31.01.2020
  • Abone ol

 

   24 Ocak 2020 saat 20.55'de merkezi Elazığ Sivrice olan depremde 41 vatandaşımız yaşamını yitirdi. Öncelikle yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyerek başlayalım söze. Bizlerin çok iyi bildiği bu acı yüreğimizi burkarken, meydana depremle yeniden aynı sözlerle depremi konuşmaya başladık.

   Birçok ilden hissedilen deprem, Elazığ ve Malatya’da yıkımlara yol açtı. Sandviç gibi yıkılan binaların çevresindeki birçok bina ayakta iken, yıkılan binalar görmeye ve her depremde görmeye alıştığımız görüntüler haline geldi.

   1999 depremleri sonrası irili ufaklı birçok deprem yaşadık. 1999 depremlerinin Türkiye’de birçok şeyin değişmesine vesile olduğu açık. Ancak istenen sıçramayı yaratamadı.

   İnşaat yapma kültürü açısından bir kısım iyileşmeler olsa da, eskiye dair binaları yenilemek için girdiğimiz fasit daireden bir türlü çıkamadığımız için her depremde aynı acıları yaşamak zorunda mıyız?

   Bizi yönetenler sürekli yanlışlar yaparlar, yapsınlar, yapacaklar ancak çare;)sizsiniz. Size bizi eleştirmeyin diyecekler, desinler, varsın siz bıkmadan usanmadan eleştirmeye devam edin. Çünkü enkaz altında kalan ya da kalma riski ile karşı karşıya olan;)sizsiniz. Söyleyecek sözü olan da;)sizsiniz.

   Sizin oyunuzla seçilmediler mi? Alırsınız oyunuzu geriye veya bir sonrakinde vermezsiniz oyunuzu olur biter. Siz kendinize sahip çıkmazsanız, yöneticilerinizi denetlemezseniz, biz nasıl ilerleyeceğiz. Nasıl kurtulacağız enkaz altında ezilmekten…

   Her afette yeni bir şeyler öğrenmek mümkün ancak bu süreci hızlandırmak için bilime ve bilim insanlarına kulak vermeye ve örgütlü bir topluma ihtiyaç vardır. Örneğin Naci Görür, kendisi de o bölgenin insanı olması sebebiyle bir proje hazırladığını ancak bu projenin hayata geçirilmediğini söylüyor. Bu mudur bilime verilmesi gereken önem?

   Yine depreme karşı önlem almak, can güvenliği ile ilgili bir konudur. Vatandaşın can güvenliğini ihmal edip öncelikli olmayan lüks işlerle uğraşmanın ve kaynak ayırmanın doğru olmadığını söylemek gerekir. Bunun en iyi örneği; son günlerin en önemli tartışmalarından olan Kanal İstanbul mu öncelikli bir ihtiyaçtır? Yoksa kapıda bekleyen olası İstanbul depremine hazırlıklı olmak mı öncelikli ihtiyaçtır? Soruları çok önemlidir. Yani biz var olan sınırlı kaynaklarımızı öncelikli olamayan lüks projelere mi ayırmalıyız yoksa vatandaşın can güvenliği ile ilgili olan depreme hazırlık projeleri için mi ayırmalıyız? Bu önemli bir konudur; kanalımız da olmayıversin ancak olası İstanbul depreminde ne kadar çok insanımızı kurtarabiliriz için yapılacak projelere öncelikle kaynak ayrılmalıdır. İşte tam da bu nedenle çare;)sizsiniz. Siz istemezseniz sizin paranızla kimse lüks yatırım yapamaz. Sizin paranızı yönetmek üzere yetki verdiğiniz kişilerin yatırım önceliklerini belirlerken, önce can güvenliğini dikkate alması gerektiğine dikkat çekecek olan;)sizsiniz.

   Afetlere karşı önceden hazırlıklı olmak üzere yapılan konuşmaları ve sarfedilen sözleri ete kemiğe büründürmek gerekmektedir. Bu nedenle talep edecek ve takip edecek olan;)sizsiniz…

   Çare;)sizsiniz…

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.