KADIN OLMAK

  • 31.08.2019
  • Abone ol

   Dünya ekonomik formu 2018 cinsiyet eşitliği raporuna göre ülkemiz 149 ülke içerisinde 130. sırada yer alıyor. 2017 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda ise 144 ülke içinde 128. sırada yer almaktaydı.

   Toplumsal cinsiyet eşitliği, ekonomik ve toplumsal gelişme göstergelerinin olmazsa olmazlarındandır. Bu eşitliğin sağlanması için dünya üzerinde bir asırdan fazla zamana ihtiyaç duyulduğu tahmin edilmektedir. Ancak bu süreyi uzatan ülkelerin başında da ülkemiz gelmektedir.

   Biliyorsunuz en son Emine Bulut isimli bir kadın 10 yaşındaki kızının gözü önünde boğazı kesilerek öldürüldü. Üstelik sosyal medyada bu katliamın görüntüleri herkes tarafından izlendi.

   Burada en önemli sorun, kadının sırf kadın olduğu için öldürülmesi ve bu anın görüntülenmesi, şiddetin toplumsallaşması açısından ne denli kötü bir noktaya geldiğimizin göstergesidir.

   Bir vahşeti görüntülemek için kaybedilecek zaman ile bir insan yaşamının kurtulması için verilecek mücadele arasında bir seçim yapmak insani olarak geldiğimiz noktayı göstermektedir.

   Kadına yönelik şiddetin kadının eşi, çocuğu, babası, kardeşi gibi en yakınındakiler tarafından gerçekleştiği ve ev içi şiddetin çok yüksek olduğu bir ülkede yaşamaktayız.

   Bu nedenle başta Cumhurbaşkanı, bakanlar ve milletvekillerinden bir açıklama yapmalarını ve bunu en sert dille kınamalarını bekliyoruz.

   Bekliyoruz beklemesine de son 11 yılda yüzde 1500 artan kadın cinayetleri ve kadına ve çocuğa yönelik her türlü şiddet, istismar olaylarındaki artışın nedenleri konusunda da çok ciddi bir mücadele yapılmasını istiyoruz.

   Kadını ve çocuğu bir insan olmaktan öte bir mal olarak gören ve böyle sahiplenen ve şiddeti içselleştiren erkek egemen zihniyetle en etkili şekilde mücadele edilmesini de bekliyoruz.

   Başta ailenin korunması adı altında kadının ve çocuğun şiddetle başbaşa bırakılmasından vazgeçilmelidir. Çünkü şiddetin içine boğulmuş bir aile, aile değildir. Mutlaka kadının ve çocuğun korunması için gereken tedbirler en sert şekilde uygulanmalıdır. İçinde bulunduğu topluluk tarafından kınanmalı tavizkar “ama, fakat” gibi başlayan bir söz ve düşünce ile hafifletilerek geçiştirilmemelidir.

   Kadının giyimi, kuşamı, boşanmak istemesi, gülmesi v.b. gerekçelerle şiddet, istismar asla meşrulaştırılmamalı, buna benzer açıklamalarda bulunan kamu görevlileri hakkında gereken yapılmalı diğerleri hakkında ise gereken tedbirler alınmalıdır.

   Yine alınacak tedbirlerin en kapsamlı şekilde tarif edildiği Türkiye’nin de taraf olduğu kısa adı “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesi gerekmektedir.

   Tam adı “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan sözleşmenin uygulanması gerekmektedir. Türkiye, Avrupa Konseyi dönem başkanı sıfatıyla metnin imzaya açılmasını sağlayan ve bu kapsamda ilk imzalayan ülke oldu.   Sözleşmeyi 11 Mayıs 2011’de imzalayan Ankara, 14 Mart 2012’de onayladı, 1 Ağustos 2014 tarihinde de yürürlüğe koydu.

   Sözleşmenin belki de en yenilikçi yanı, içerdiği hükümlerin devletler tarafından ne derece yerine getirildiğini denetleyecek bir mekanizma olan kadın kuruluşları tarafından denetlenmesini öngörmesi. Ancak kadınlar ve kadın kuruluşları özellikle bu süreçten dışlandıklarını belirterek tepkilerini dile getirmekteler..

   Aslında mesele 6284 sy.lı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanunda olduğu gibi yalnızca güvenlik tedbirleri ile önlenemiyor. Etkili, çok yönlü, farklı disiplinlerin hayatın farklı alanlarına ilişkin çalışmalar yapması gerekiyor. Bu sözleşme de aslında çok iyi bir yol gösterici. Aslında Türkiye bunları uygulasa ciddi bir yol alabiliriz. İlk imzacısı olduğu halde geldiğimiz nokta hiç iyi bir nokta değil…

   Herkes için hak, özgürlük, adalet sağlık, eğitim, diliyorum. Yöneticilere de bir an önce hareket geçip sözleşmeyi uygulamalarını hatırlatmak istiyorum.

   Kalın sağlıcakla…

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.