AMAN DOKTOR, AMAN!..

  • 14.03.2022

   ESKİ doktorlar farklıydı..

   Eski Türkiye gerçekleri de hiç bu günlere benzemiyordu.

   ÇOK eski doktorlarımız yoksul hastasını parasız muayene ederlerdi. Hatta bir defa para aldılarsa sonrasında HAYAT BOYU BEDAVA (kontrole!) giderdiniz!

   Devletten aldığı maaş ile DOKTOR ünvanı onlara yeterdi. O ünvan tam üzerlerine oturur, çok yakışırdı.. Toplumda büyük saygı ve sevgi görürlerdi.

   ÇOK eski doktorlardan sonra gelen ESKİ doktorlarımız vardı; Çoğu yine paraya pula fazla tamah etmese de,  devlet hastanelerinde tedavi ettikleri hastalardan bıçak parası v.s. almaları normal karşılandı:

   Özel muayenehanelerinde şifa dağıttılar, bol paralar da kazandılar. Ve toplumun elit kesimi yine doktorlarımızdı.  Bu toplum o doktorlarımızı da  bağrına bastı. Yine saygı ve yine hürmet gördüler. Tedavi ediyordular ya “Tabi ki alın terlerini alacaklardı.. Kimsenin kazandığı parasında pulunda da kimsenin gözü yoktu!. Şifa dağıtsınlar, kazansınlar! Bu onların hakkıydı. Liberal sistemimiz için de gayet meşru bir yoldu! ”.. Pek vergiyle falan işleri yoksa da “o da, özel doktorlara devlet katkısı olsun” dedi bu toplum. Kimse fatura, fiş sormadı!..  

   Derken devlet 2000’li yıllardan sonra sağlık hizmetinde gerçekten BİR ÜST SINIFA geçti. Hatta acil vakalarda 100 bin, 200 bin liralık kalp, beyin gibi ameliyatlar özel hastanelerde BİLE bedava yapılır oldu. Devler bu parayı karşıladı.

   Tabi özel hastanelere devletin sağlık desteği boşuna değildi. Artan nüfusa paralel olarak artan yoğunluğun altından kalkabilmek adına böyle bir yapı oluşturulmuştu.

   Gerek devlet desteği gerek özel sağlık sigortaları sayesinde özel hastane sayısı patlama gösterdi. Nüfusa yetişmekte zorlandıkça da sağlığa yatırım yapan girişimler çoğaldı. Yeni, modern hastanelerle birlikte doktor MAAŞLARI  da patlama gösterdi.

   Özel hastane doktorlarının “gerekli, gereksiz tahlillerle ve hatta ameliyatlarla işyerlerine aldığı maaşın hakkını kazandırmaya çalıştığı” şeklinde şikayet ve haberler yayılmaya başladı. Zira hastaya her bir müdahale devlete ağır yük getirir oldu.

   Şimdi kamu sektöründeki değerli doktorlarımız TABİ Kİ  özel hastane ile eşdeğer bir ücret beklemeye başladı. İnsan doğası ve serbest piyasa ekonomisi gereği sonuçta bir işin fiyatını piyasa belirler oldu.

   Kamudaki doktorun maaşı çok artarsa, eninde sonunda halka sunulan hizmet kısılacak... Belki de ÖVÜNDÜĞÜMÜZ devlet katkılı ucuz sağlık hizmetinin sonu gelecek.  Acillerde ve servislerde, ESKİDEN OLDUĞU GİBİ hasta rehin tutma devrine geri dönülecek.

   Bir yandan YENİ AÇILAN TIP fakültelerinden doktor mezun edilmesini eleştiriyoruz.  Diğer yandan ihtiyaç arttıkça serbest piyasada doktor maaşlarının tavan yapmasını KALDIRAMIYORUZ.  Ne kadar fedakar olsalar da doktorlar sonuçta insan oğlu ve fazla para, fazla imkan bulduğu yere, hatta YURT DIŞINA gitmek istiyor. 

   BU PENCEREDEN bakıldığında “İSTEYEN GİDER!” derken çaresizliğe boyun eğerek söylenmiş bir söz gibi duruyor. (İktidar kanadını mazur gösteriyor)      

   Fakat öte yandan (ARPALIK) kamu kurumlarında astronomik  maaşlar alan yönetim kurulları ile (inatla vazgeçilmeyen) lüks araba saltanatı (ve de daha neler neler) var!.. Halkın soluduğu hava hariç her şeye ödediği vergilerin bu şekilde israf edilmesini düşündükçe BİR BAŞKA PENCERE açmış oluyoruz. Kİ bu da “AMAN DOKTORLAR GİTMESİN, NE İSTERSEN VERİLSİN!” diyen muhalifleri haklı kılıyor.

   Saygılarımla. 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.