İçinden Düzce Geçen Kitaplar

  • 27.06.2021
  • (4)

   Geçenlerde Dr. Peri Arbak’tan bir mail aldım. Aydın Boysan’ın Hayat Tatlı Zehir kitabında Düzce’den söz ediyor oluşu ilgisini çekmiş. Sayın Arbak şöyle diyor:

   “Aydın Boysan’ın renkli yaşamını okuyayım diye elime aldığım kitaptan Düzce’nin matrak kalkınma tarihi çıktı. Belki Düzce’nin geçmişine ışık tutan anıları, belgeleri gazetenizde veya köşenizde sunarsınız diye düşündüm. Bu arada Düzce’mizin sinemalarının ta 1945 yılından bu yana depremde dahi prefabrikte bile olsa hizmet verdiğine dikkatinizi çekerim.”

   Hoşsohbet oluşuyla tanınan, mesleği mimarlık olan ve bir baraj yapımı için 1945 yılında Düzce’de bulunan Aydın Boysan’ın kitapta anlattıklarını merak ettiniz değil mi? Buyrun, birlikte okuyalım:

Şakuç Deresinde Ahşap Baraj

    “1945 yılındayız. Düzce’de inşaatımız vardı. Hakkı bey dostumun sahibi olduğu Yeşilyurt Oteli’nde kalıyorum. Otelin alt katı hem kahvehane hem de lokanta. Akşamları dostlarla sigarasına delikli bilardo falan oynayarak eğleniyoruz. Bazı geceler Nazif’in sinemasında film seyrediyoruz, arada bir gelen gezici tiyatrolara gidiyoruz. Düzce’nin elektriği o sıralar yürekler acısıydı. Belediyenin güya hidroelektrik santrali çalışmaktaydı. Voltaj o denli düşerdi ki bazen ampulü yanan odanın elektrik düğmesini bulabilmek için kibrit çakmak gerekirdi.

    Düzce hidroelektrik santralinin çalışması Şakuç Deresi’nin suyuna bağlıydı. Su ölçümünün yanlış yapıldığı söyleniyor, hele yazın azalan su, santrali çalıştırmaya yetmiyordu. Derenin suyunu artırmak da kimsenin elinde değildi. Tüm umutsuzluğa karşın Mühendis Raşit Büyüktuğrul parlak bir çözüm buldu. Derenin 24 saat akan suyu küçük bir barajda biriktirilecek, yalnız geceleri sekiz saat aydınlatma için bu su kullanılacaktı. Bu durumda su, hidroelektrik santralini sekiz saat tam kapasiteyle çalıştırabilecekti.

   Şakuç Deresi’nde bunun için uygun bir yer bulduk. Aşağısı altı mt, üstü oniki mt olan bir boğaza on metre yükseklikte bir baraj yapılırsa bu iş olacak. Kestane ormanı içindeydik. Suya en dayanıklı ağaç kestane! Orman idaresi, ağaçları vermeye razı. Belediye bulunan çözüm karşısında mutlu. Bu garip ahşap barajı inşa ederek gerçekleştirmek de bana düştü. Gece gündüz çalışarak işi bir ayda bitirdik.

    Barajda su tutmaya başlayacağımız gün Raşit ağabey yanında gazeteci Faruk Fenik’le geldi. Bu Vatan gazetesinin en meşhur yazarlarından biriydi. Vatan da malumunuz, Ahmet Emin Yalman’ın gazetesi. Sabah barajda su tutmaya başladık. Öğlen bizim baraj su sızdırmaya başladı. On metreye çıkmasını beklediğimiz su altı metrede takıldı kaldı. İşçiler fışkıran suların altında duş yapıyorlar. Durum kepazelik, Fenik gazeteye yazsa büsbütün utanç doğacak.

    Ama çareyi buldum; hemen Akçakoca’dan gemi kalafatçıları getirdim. İki yaşlı usta koyun pöstekileri ve zeytinyağı istedi. Suyunu boşalttığımız barajın iç tarafını bu malzeme ile kalafatladılar. Yani aralıkları tıkadılar. Baraj üç gün sonra su tuttu. Fenik de bu garipliği gazetesine yazmadı. Düzce’nin voltajını böylece ayarlamıştık.”

Nazif’in Sineması

   O yıllarda Düzce’nin elektriğinin Şakuç Deresi üzerine yapılan küçük bir barajla sağlandığını öğrenmek gerçekten ilginç. Duyduğuma göre o baraj kestane ağacı olan duvarları betona dönüştürülmüş olarak hala duruyormuş.

   Annem o günleri hatırlıyor. Baraj büyük bir törenle açılmış. O barajdan sonra Düzce gerçek anlamda elektriğe kavuşmuş.

    Bir de o zamanki sinemayı sordum anneme. Spor sokakta şimdi petek Pide’nin olduğu köşe başında o zamanlar bir sinema varmış. Annem adını hatırlamıyor ama Nazif’in sineması büyük olasılıkla bu sinema olabilir.

   Sinema kendi jeneratörüyle elektriğini sağlıyormuş. Sonradan büyük bir yangın çıkmış ve sinema yok olup gitmiş.

   Bu arada, Peri Hanım 1945 yılından beri Düzce’de sinema olduğuna dikkatimizi çekiyor ama sanırım bu sinema daha eski, çünkü 1927 doğumlu olan annem 8-9 yaşlarındayken sinemaya gittiğini hatırlıyor.

    Bu sinema hakkında elinde bilgi, belge ve fotoğraf olan varsa bu sayfada paylaşmaktan büyük mutluluk duyarım.

Yeşilyurt Oteli

    Yeşilyurt Oteli’ni ben de hatırlıyorum. Yine Spor sokakta, Ticaret odasının karşısında, şimdi bir şarküterinin açılmış olduğu köşedeydi. Yeşilyurt Oteli Orhan Veli’nin bir şiirinde de şöyle geçer:

“Düzce'deyim Yeşil Yurt Oteli'nde.
Otelin önü çarşı, Salepçiler salep satar otele karşı.
Yine dertli geçirdim geceyi, Şarkılar, türkülerle”

    Otel uzun yıllar yaşadı. Yıkıldığı yılı tam hatırlamıyorum ama sanırım 80’li yıllardı. Yerine yeni bir otel yapılmıştı, fakat o da depremle birlikte gitti.

Yeni Şehir Güzel Şehir mi?

   Düzce, tarihi çok eski olan bir şehir değil. Fakat yakın geçmişten bile bugüne kalan hiçbir şey yok. Bunun nedeninin deprem olduğunu düşünmüyorum, çünkü deprem eskileri değil, yeni binaları yıktı.

   Bir şehre yaşanmışlık hissi verecek olan, gerçek bir şehir özelliği kazandıran binalar ise deprem ile değil insanların eliyle yok edildi.

   Bu satırları yazarken aklıma Azmimilli Okulu’nun heybetli eski binası geldi. Uzun yıllardır boştu. Depremden sağlam çıkmasına rağmen kimsenin aklına restore etmek gelmedi. Deprem bahane edilerek bir günde yok edildi. Yerinde şimdi prefabrik bir ucube yapı duruyor.

   Nedense, modern olacağız diye midir nedir,  bizde yeni şehrin güzel şehir olacağı gibi bir anlayış var. Eskileri yok ederek yenilerini dikmeyi uygarlık sanıyoruz. Oysa, bizden kat be kat uygar olan Avrupa’nın şehirlerini dolaştığınızda tarihin içinde dolaşır gibi olursunuz. O şehri geçmişiyle birlikte adeta siz de yaşarsınız.

   Düzce’de ise yapabileceğimiz çok fazla şey yok. En azından yok olanları yazılarımızda yaşatalım. O nedenle bu katkısından dolayı Peri Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Bu tür katkıları için sayfamın her zaman hizmetinde olduğunu bilmesini isterim.

   Düzce’nin eski yapılarıyla ilgili konularda bu sayfa herkese açık. O yapıları benimle paylaşın, sayfalarımızda yaşamaya devam etsinler.

    İçinden Düzce geçen kitapları bekliyorum.

   (20.07.2012 – burasıdüzce Gazetesi)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (4)

  • Peri Arbak
    Peri Arbak
    19.07.2021 21:38

    Alev abim artık yeni Düzce yazıları bekliyorum o alev alev kaleminden

  • Düzceli..
    Düzceli..
    30.06.2021 22:40

    Teşekkürler, Alev bey.. Kızılay meydanında ki bina, tekrar bir şekilde Düzce'ye kazandırılamaz mı.. " Şağuç " Aydınpınar barajı ise Düzce' den ayrılınca uzun yıllar iki köye hizmet vermişti.. Enerji üretimi durdurulunca, uzun süre lokanta ve mesire yeri olarak hizmet vermiş, sonra kapanmak zorunda kalmış bu yer, tekrar canlandırılabilir ki, o günün teknolojisi, barajın konumu ile güzel bir proje olur kanaatindeyim..

  • Düzceli..
    Düzceli..
    30.06.2021 22:29

    Evet malesef Düzce'de simgeselliği olan veya eskiyi hatırlatacak hiç bir bina kalmadı desek yerinde olur.. Aslında sonrasında yapılan tadilatlarla aslına zarar verildi mi yoksa yalnızca giydirme cephe ile güncel nimariye mi benzetildi bilinmiyor ya.. Kızılay meydanından batıya Merkez camiye giden sokağın giriş sol köşesinde eski bir bina var.. Zamanında kamu binası olarak önünde törenler düzenlenmiş.. Yukarı baktığınızda çatı kısmında eski mimari bir köşeden görülüyor..

  • Zaferlider
    Zaferlider
    27.06.2021 23:09

    Sevgili Alev. Çok güzel bir yazı zevkle okudum. Tşkl. Yanan sinemanın yerinin telekomun arkasındaki eskiden garaj ve ganyan bayii olduğu şimdi ise çarşı maazasının bulunduğu bina olduğunu,yazlık bahçesinin de şimdiki Telekomun olduğu parsel olarak hatırlıyorum. Azmimilli ilkokuluna gelince. Restorasyon çalışması yapılırken 2. Depremde çöktüğünü bizzat gördüm. İyi günler gözüm.