Sanki onlar kendi yurtlarında esir, yabancılar, efendiydiler!

  • 11.05.2021
  • (1)

   Anadolu…

   Hitit’in, Sparta’nın, Lidya’nın, Roma’nın, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın ve Türkiye’nin üç başı açık, hüzünlü toprağı.

   Bir yanda sazı, ağıtı, koşuğu, türküsü; bir yanda ilahiler, tasavvuf, denizin içinden geçen şiirler...

   Ramazan ve Hıdırellez, Nevruz ve Paskalya…

   Dünyanın orta yerinde aksak, sürüp giden bir ezgi.

   Türk, Rum, Kürt, Çerkez, Abaza, Gürcü, Laz, Ermeni; binlerce yılın ah ile vah arasında kalan yüzbinleri, milyonları…

   Doğrusuyla, yanlışıyla; ovalarda, nehirlerde, dağlarda ve nihayet şehirlerde takırdayan bir saat.

   Ve Türkiye…

   98 yıl önce kanla, gövdeyle, isyanla, alnının teri, kırık tırnaklarıyla egemenliğini kazanan memleketin insanları. Yüzyılların hatırasını hafızasında taşıyan mağrur yurttaş.

   Anadolu’nun gerçek sahipleri, bugün, 18 günlüğüne ara verilmiş hürriyetinizi kim yaşıyor?

   Ağacını, çiçeğini, kuşunu, toprağının bereketini talan eden, vergiden affı buyurulmuş müteahhitler mi?

   Yoksa sınır ötesinden keyfe gelen, senin 10 lirana kendi memleketinin 1’ini veren misafirler mi?

   Marketlerde gördüğün şeritler kimin için çekilmiş? Sokakların köşe başlarında polislerimiz, ceza yazmak için kimi bekliyor?

   Bugün kendi yurdunda sabah 10 ila öğleden sonra 5 arasına sıkışmış alışveriş hürriyetinde, sana esenlik düşüyor mu?

***

   Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında uygulanan tam kapanma sürecinde belirli bir süreyi geride bıraktık. Bu süre içinde bahsi geçen kapanmanın kim ve ne için olduğunu, her gün haberlerde, sahillerde denizin ve güneşin tadını çıkaran yabancı turistleri izleyerek anlamış bulunduk.

   Bir bakanın “Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız” açıklamasıyla ve ardından “Turizm çalışanlarını kastettim” düzeltmesiyle birlikte, bu toprakların insanlarının ne amaçla aşılandığını da görmüş olduk.

   Biz daha marketlerden pil, ampul, defter, kalem alamazken, yurdun her tür fırsatından yararlananları iyice kavradık. Bugüne kadar hükümetin politikalarında öne çıkan motivasyon da böylece tamamıyla açığa çıkmış oldu.

   Bu gerçeği bir de her gün yayımlanan genelgelerle görme fırsatını elde ediyoruz. Karşımıza baştan sona planlanamamış bir kapanma uygulaması çıkıyor. Öyle ki alınan yanlış kararlar, toplumsal itirazlar neticesinde düzeltilmeye çalışılıyor.

   Bu süreçte hiçbir desteğin açıklanmaması tepkilerle karşılanınca, incir çekirdeğini doldurmayacak destek açıklamaları yapılıyor. İçki satış yasağına, sanki bir kılıf görevi görecek yeni satış yasakları getiriliyor. Pazarcının, elinde kalan ve çürümeye yüz tutan ürünlerini atmaya başlamasıyla, pazarlara bir günlük serbestlik getiriliyor.

   Her gün çıkarılan genelgelerle vatandaş da kuralları gittikçe şaşırmaya başlıyor. Her an bir davranışla “ceza yemek” korkusu ensemizde dolaşıyor. Valilikler, İçişleri Bakanlığı genelgelerini bir kez daha yayınlama kurumu olarak işlev görüyor. Belediyeler, çoğunlukla önceden hazırlık yapamadığı için süreci hafifletmeye yönelik yeterli etkinlik gösteremiyor.

   Ne zaman ortada bir sorumluluk olsa, üstüne yüklenilmeye çekinilmeyen sıradan vatandaş da hem ekonomik darlığın hem salgının hem de akılla açıklanamayacak yasakların yükünü sırtlıyor. Bazıları yasaksız, vergisiz bir Türkiye’yi yaşarken, yurdun kendi insanları sessizlik ve yoksulluğa gömülmüş bir gerçekliği yaşıyor.

   Karşı karşıya kaldığımız durum, Fikret Kızılok’un İstanbul eserindeki “Sanki Türkler, kendi vatanlarında esir, yabancılar efendiydiler” dizesini anımsatıyor. Dört duvar arasına sıkışmış bir toplumun, haklı tepkisini…

   (Yiğit Batu Maradit – Düzce Postası Gazetesi)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Halil İbrahim Yaman
    Halil İbrahim Yaman
    15.05.2021 10:37

    Güncel, toplumsal, enternasyonal, reel bir analiz. Onca eğitimli olmama rağmen yeniden kavradığım basit-yalın ama onca tesbit. Bilginize, emeğinize sağlık.