Değişimi yakalamak lazım

  • 26.02.2021
  • Abone ol

   Ülke siyasetimizin kronik hastalıkları olduğu maalesef hem siyasiler hem de vatandaşlar tarafından çokça kabul ediliyor. Fakat vatandaş siyasete dahil olduğunda seviye ve ciddiyeti maalesef muhafaza edemiyor. Zaten seviyenin düştüğünden yakınanların da aynı ölçekte siyaset üretmeleri çok ciddi sorunları beraberinde getiriyor.

   Ülkece geçtiğimiz tüm kritik noktalarda, ihtiraslarla bütünleştirmeler yapıldığı kanaatindeyim.   Terör sorunu konuşurken “ama… fakat… lakin…” bir siyasi manevra aracı oluyorsa, sağlık konuşurken “sizde… onlarda…” diye sürekli örneklendirmelere boğuluyorsa, ekonomi konuşurken “ben olsam… biz olsak” deniliyorsa… siyasi söylemleri halkın menfaatleri değil, mevziler yönetiyor demektir.

   Yeni şeyler söyleyeceğiz iddiasında olan birçok siyasi iklim hala eski Türkiye hasletlerine methiyeler düzüyor, Allah aşkına, hangi eski konuyu övgüye mazhar buluyoruz anlaşılır değil. Sağlık, ulaşım, sosyal güvenlik, kent sosyolojisi ve kentleşme, sanayi ve teknolojide, modernleşme alanlarında eskideki hangi özleme hasret besliyoruz.

   Birçok rezil durumu içimize kaç gözyaşı ile döktüğümüzü her siyasi iklim yaşadı ve gördü. Eskide kavga var, eskide yasak var, eskide vesayet var, eskide zorbalık var. Yeniye gelin azizim, eskide karanlık var, eskide acziyet var. Yeniye dair bir ülkü gelişmedikten sonra tüm iddialar eskidir, yavandır…

   Siyasi söylemlerinde “tek kriterimiz eski sistemi geri getirmek” diyen kıymetli dostlar, seçilmiş azınlığın çoğunluğa tahakkümünü mü tekrar diriltmek arzusundadır. Demokrasinin bile gölgede olduğu seçilmiş vesayet soytarılarının katıksız hakimiyeti vardı, bunu mu özlüyoruz. Senetle sağlık hizmeti aldığımız günleri mi yoksa yeşil kart için kırk kapı gezip gün aydınlanmadan doktor kuyruğunu mu? Yapmayalım Allah aşkına, bu millete bunu yapmayalım…

   Ah o eski ah. Cihanşümul İmparatorluk bakiyesini 4 milyonluk Ermenistan’a heba ettirmiş, Azerbaycan’ı 1992 de Hocalıda, Karabağ’da boğdururken bu ülkeyi kardeşine insani yardımdan bile aciz bıraktırmıştı. Bazı utançları tarih kapatsa da öyle kolay unutulmuyor. “Kinini kusup kaybedileni kazandığımız 2020 muharebelerinde” eski değil yeninin ta kendisi kazandı. İşte o kazanan; yeni bilgiydi, bilimdi, güçtü, kudretti… O kudreti insansız hava araçlarına sığdıran beyinlere “selam olsun” demek lazım… Gerisi boş bir siyaset olur.

*

   Yine “Belediyede ne oluyor?” diye soranlar olacaktır. Oraya da değinmek icap eder.

   Helenistik çağın Prusiası, memleketimizin Üskübüsü, tarihin Konuralp’inde çok değişik şeyler oluyor. Belki MÖ 300’lerden beri ilk kez yapımındaki güne nazarla bu kadar gün yüzüne çıkıyor eski adıyla 40 basamaklar gerçek adıyla antik tiyatro…

   35 yıldır Düzceliyim, aynı zamanda Konuralp Terzialiler Mahallesi nüfusuna kayıtlıyım ve orada hiç hayal etmediğimiz bir tarihle karşılaşıyoruz ve tüm Türkiye’de de ciddi bir takip ve cazibe merkezini peşinden getiriyor.

   Toprağın altında asırlardır yatan bir tarihin gün yüzüne çıkmasının hikayesini de buradan takdir etmek gerekiyor.

   Cumhuriyet tarihinden beri Konuralp bölgesine belki en büyük yatırım hayata geçti. İnsanımızın hunharca beton ve çarpıklığa gömdüğü bu eşsiz tarihe bir ışık yakmak isteyenlerde kazı çalışmalarına yardımda bulunuyor.

   Başta Düzce Belediye Başkanımız Sayın Dr. Faruk ÖZLÜ beyin hakkını vermek lazım, tek başına tüm kurumları ve sosyal iklimleri bu kazıya yoğunlaştırdı ve hiçbirimiz hayal etmezken bölgeyi idealize etti.

   Düzce’yi tarif ederken, “Kuzeyde deniz, güneyde doğa, ortada tarih var” cümlesindeki “tarih” kelimesi, yavan bir ifade olmaktan çok öteye geçtiğini, gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz.

*

   Covid 19 sürecinden bir türlü çıkamadığımız şu günlerde şehrin çehresini değiştirmek namına atılan ciddi adımları da buradan ifade edelim.

   İstanbul Caddesi “Kapalı mı olsun, açık mı olsun?” tartışmasından öteye geçmeyen söylemleri Belediyemiz çok başka boyutlarda inceleniyor, zemin taşlarından, cephe giydirmesine kadar yepyeni bir konsept haftalardır vatandaşın, esnafın ve kamuoyunun beğenisine sunuluyor.

   Ağaçlar yenileniyor, yeni ağaçlar dikiliyor, eski ağaçlar odun olmadan melen ve asar deresi kenarına dikiliyor.

   Hem değişim, hem de israf yok, ne güzel…

Yeni konsepti ile İstanbul Caddesi Anıt Park’a kadar şehrin tüm görüntüsünü değiştirecek, bunun yanında bonusta Millet Bahçesi.

   Memleketimizi gerçekten Covid 19 sonrası çok güzel günler bekliyor.

   Değişen kent estetiği esnafımıza da yeni bir soluk olacak, yer sahiplerinin şerefiye bedelleri artarken, vatandaşın göz zevkinin de artacağını umut ediyoruz.

   Bugünlük bu kadar, konuları kısaltmakta harcadığımız zamanın okurken kazanmanız dileğiyle değişimi yakalayın. Hem şehrimizde, hem ülkemizde…

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.