Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :74241366 Aktif Ziyaretçi :24957 25 Ocak 2021 Pazartesi
[17:28] Üniversiteden Çocuklar İçin Yaratıcı Okuma Atölyesi -- [16:48] Cumayeri'nde sokak hayvanları için mama bırakıldı -- [16:33] Doğal yöntemlerle ellerinizi ve dudaklarınızı soğuktan koruyun -- [16:11] Donmuş göl üzerinde tehlikeli anlar! -- [16:11] TRT'ye 3 yılda 7,2 milyar lira verildi! -- [16:02] Bilim kurulu üyesi: Yeme-içme sektöründe normalleşme için erken! -- [15:37] Araç sürücüsü ‘Biraz oyalandık’ dedi, ama!.. -- [15:22] AB'den Türkiye açıklaması: Kayda değer jestler bekliyoruz! -- [15:15] Meslek hayatında kimlik önemli -- [15:11] Ipsos araştırması: Tüketici güveninde Türkiye sonuncu çıktı! --
Peri Meram Arbak
Bir doktor Corona olsa gör başına neler gelir? BÖLÜM-1

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:18.11.2020

 

   Arkadaşım istemediği için adını yazmıyorum.

   Göğüs hastalıkları uzmanı, genç bir doçent, İstanbul’da özel bir hastanede çalışmakta. En az 10 yıllık arkadaşım, fakir babası, özelde çalışıyor olsa da birçok hastadan para almaz.

   Dünya ve ülkenin sorunlarına kafa yorar ama hekimliği de mükemmeldir. Sosyalisttir, inandığı düzenin kurulacağına olan inancı tükenmese de, bunun için çoook uzun bir süre gerektiğini için için bilir ve içlenir.

   Onun kadar cesaretli olamasam da inandığı çoğu şeyi paylaşırım.

   İşte bu güzel insan da “Doktorlar da Corona Olur” düsturuna uygun olarak hastalandı ve neler yaşadığını beni benden alan bir dille anlattı.

   Üç bölüm halinde köşemde verip, ardından analiz etmek istiyorum. İzninizle… 

*

   9 Kasım öğle suları

   Baş-boğaz ağrısı, geniz akıntısı ve üşüme hissi başladı birdenbire.

   Oysa birkaç saat önce hiçbir yakınmam yoktu. Hatta 14 yataklı COVID servisinin sorumluluğunu üstlendiğim iki hafta boyunca da yakınmam hiç olmamıştı.

   Ve hatta iki gün önce servis sorumluluğunu başka bir meslektaşıma devretmiş ve kontrol PCR testi bile yaptırmıştım. Evet, şanslı bir hekimim: Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi’nin “pratik olmadığı” için sağlık çalışanlarına PCR takibinin yapılmadığını açıkladığı bir ülkede, çalıştığım hastane sekiz aydır kendi çalışanlarının PCR takibini yapıyor.

   Ne çok erken hasta yakaladık bu sayede bir bilse, bir görse, bir fark etse...

   Daha iki gün önce COVID servis sorumluluğunu üstleneceğim için kiraladığım odada kalırken “negatif”tim. COVID’e yakalandığı için evde tedavi alan enfeksiyon hastalıkları uzmanı arkadaşım, bizzat bildirmişti sonucu. Ne çok sevinmiştim. “Bu dönemi de hasarsız atlatacağım galiba” demiştim kendi kendime.

   Sonra hiç tıbbi ve N95 maskemi çıkarmadığım aklıma geldi. Biraz rahatladım. Başka bir viral enfeksiyondur dedim –biraz da dileyerek...

*

   Kiralık oda

   Şimdi bana soracaksınız neden oda kiraladın diye...

   Sebebi basit: Çünkü pandeminin ilk döneminden farklı olarak bu dönemde sağlık çalışanlarına misafirhane tahsis edilmiyor.

   Hal böyleyken sorayım: Evde 88 yaşında bir annem var, nasıl gidebilirim COVID servis sorumlusuyken akşam eve? Ya ona bulaştırırsam korkusu uyumama izin verir mi? Ve dahası ya bulaştırırsam. Baksanıza Türk Toraks Derneği’nin yaptığı araştırmada sağlık çalışanlarının önemli bir kısmının evde birlikte yaşadığı yakınlarına virüsü-hastalığı taşıdığı gösterildi. Ya ben de anneme taşırsam? 50’sine ramak kalmış bir insan olarak ben ayakta atlatabilirim pek muhtemelen, ama ya o?

   Pekiyi ama neden kimse sağlık çalışanlarına misafirhane tahsis etmiyor bu dönemde?

   Bu dönemde COVID servis sorumluluğunu üstlenmeden önce sordum soruşturdum, belediye sordurdum, “Sağlık çalışanı olarak kalabileceğim bir misafirhane falan var mı” diye... Nisan-Mayıs döneminin aksine bu dönemde futbol karşılaşmaları başladığı için misafirhane tahsis edilmemiş sağlık kurumlarına ve dolayısıyla sağlık çalışanlarına.

   Zaten hatırlarsanız sağlık çalışanlarına yapılmayan PCR takibi de futbolculara yapılmakta. Misafirhane bulamadığım o anlarda düşündüm kendi kendime; nedir acaba sağlık çalışanlarını bu derece değersiz yapan? Son kertede futbol yaşamsal bir gereklilik değil, oysa sağlık çalışanları hayati bir görev ve sorumluluk üstleniyor kendilerini de riske ederek. Ama yine de futbolcular kadar değerli değiller. Neden acaba?

   Transfer fiyatı ve bonservis mi belirliyor değeri?

*

   Evden çalışma

   Dikkat ederseniz biraz önce, 7 Kasım’daki test sonucumun negatif olduğunu, COVID olduğu için evde izolasyona tabi olup tedavi alan enfeksiyon hastalıkları uzmanı arkadaşım verdi demiştim.

   Size de garip gelen bir sorun yok mu bu cümlede? Hani biz sağlık çalışanlarından başka COVID tanısı konulmuş hangi meslek grubu sorumluluğunu bu düzeyde devam ettiriyor hastayken dahi –sıklıkla kendisini örseleme pahasına?

   Evet açık sözlülükle ifade edelim ki, sekiz aydır özellikle göğüs ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları, yoğun bakım ve acil sağlık çalışanları, filyasyon ve COVID servis ekip üyeleri ancak COVID olunca dinlenme hakkına kavuştular. Ama bu hakka rağmen, özellikle hafif-orta düzeyde geçirenler, hastaya dair sorumluluklarını evden takip ettiler.

   Gaddar ve kahhar devlet de onlara PCR incelemesi yapmayarak, bir misafirhane bile tahsis etmeyerek, “istifa edemezsiniz” yazılı bir paçavra yazı yayınlayarak ve hak ettikleri özlük haklarını vermeyerek ödüllendirdi. Salgın pik üstüne pik yaparken halkına “maske, mesafe ve temizlik” öğüdü vermek ve parmak sallamak dışında bir şey yapmayan devletten başka ne beklenebilirdi ki...

*

   9 Kasım öğleden sonra

   Herkes seferber oldu ve hızla tetkiklerim yapıldı.

   Herkesin gözünde “acaba” ve “hayır olmasın” kuşkuları ve dilekleri vardı. Tetkik için kanımı alan hemşire “Bu hastalık şahımızı da mı aldı yoksa?” dedi.

   Sadece yutkundum bu kadirşinaslık karşısında. Tek kelime edemedim.

   Sonra acil hekimi bir meslektaşım geldi, burnundan ve boğazımdan sürüntü almaya. Ne riskli bir iştir bilir misiniz? Düşünsenize COVID olduğu için hiç temas etmeseler dahi apartmandan atılan, eve alınmayan, etiketlenen ve dışlanan insanların olduğu bir ülkede, o burnum ve boğazımdan sürüntü alacak ve bu işlem sırasında refleks olarak öksüreceğim için (varsa) virüslerime maruz kalacak.

   Eli hiç kıpırdamadı, hiç “Acaba” demedi, “Ucundan kıyısından alıp öksürtmeyim de kendimi koruyayım” demedi –her gün onlarca hastasına yaptığı gibi. Nasıl hakkı ödenebilir ki bu özverinin?

   Sonra görüntüleme... Herkes elinden gelenin fazlasını yapıyor. “Derin nefes alın hocam” diyor teknisyen arkadaşım.

   Derin bir nefes alıyorum, gözlerimi kapıyorum ve gözümün önüne çok yaygın akciğer tutulumu olan hastaların görüntüleri geliyor. “Acaba” sorusu insanın içini kemiriyor. Ama daha inceleme odasından çıkarken radyolog meslektaşım “Akciğer tertemiz” diyor. Meğer ben içerdeyken o eş zamanlı izlemdeymiş...

   Sevinmek gerek bu sonuca kuşkusuz. Ama aklıma uzak, çok uzak bir kentteki diğer meslektaşım geliyor. Bir dönem asistanımdı. Şimdi yapay akciğerde yaşama tutunmaya çalışıyor. Çünkü akciğeri tamamen virüs tarafından işgal altında –onlarcası gibi.

   Hal böyle olunca akciğerlerimin “temiz” olmasına nasıl sevinebilirim ki. Yüzü aşkın sağlık çalışanının akciğerleri iflas ettiği için kaybedildi. Ben nasıl sevinebilirim ki. Sadece teşekkür ederek çıkıyorum radyoloji bölümünden.

   Şimdi sırada kan ve PCR sonucunu beklemek kaldı. Uzun bekleme başladı.

*

   9 Kasım akşamüstü

   Arabada yol alırken çaldı telefonum.

   Akıllı telefonlar her türlü sürprizi bozuyor. Misal; arayanın ismini gösterdiği için neden arandığını da anlıyor insan. Şimdi de öyle; enfeksiyon uzmanı arkadaşımın ismini yazdı arayan olarak akıllı telefon.

   Az sonra “pozitif” ya da “negatif” bir sonuç söylenecek bana ve o karar kısa dönemde hayatımı doğrudan etkileyecek...

   Açtım telefonu. İçten, samimi, dost bir ses: “Hadi bekliyoruz seni, ilaç başlayacağız, pozitifsin.”

   Bir insana COVID olduğu bu kadar iyi söylenebilir mi diye geçirdim içimden...

   Sonra aslında kendimi(zi) bu sonuca hazırladığımı(zı) anladım. Kan tetkikleri iyi kötü pozitife işaret etmiş ve bizi hazırlamıştı. Pekiyi bundan sonra ne olacak?

    O an insanın aklına kendi sağlığından çok, sana ihtiyacı olanların bu olaydan nasıl etkileneceği geliyor. Peşi sıra “Acaba kime bulaştırdım?” kaygısı düşüyor. Sonra “Herkese haber vereyim, hızla test yaptırsınlar kendilerini” düşüncesi kaplıyor zihni. Sağlık çalışanlarının kaderi bu olsa gerek.

   Ama öte yandan dışarıda arkanı toplayacak birisinin olduğunu bilmek, dostlarının seni izleyeceklerini öngörmek, her birisinin “buradayız, destek olacağız” mesajlarını almak ve nitelikli bir sağlık hizmetine erişebilir şanslı bir azınlık içerisinde olduğunu fark etmek iyi geliyor.

   Oğlunun sesini duymak, onunla hastalığını paylaşmak, birbirimize karşılıklı moral vermek çok iyi geliyor.

   Ve hepsinden önemlisi bir limana sığınır gibi sığınmak.

   Macera başladı, bakalım nasıl sürecek...

   (https://bianet.org/bianet/bianet/234168-bekliyoruz-ilac-baslayacagiz-covid-pozitifsin)

   (Haftaya 2. Bölüm)

Peki, Senin Yorumun?
AYDIN SENGÜL.  /  22.11.2020 - 21:24:47
 Arkadşıniza da size de sagliklar diliyorum.Hakkıniz ödenmez.... Zaten ödemiyorlar. Hak diyene gaz, hukuk diyene jop. Ömrümuz boyle bir devrana rastladı. Direnciniz sonsuz olsun.
Dinçer KORKMAZ  /  21.11.2020 - 20:15:53
 Cok geçmiş olsun diyelim o zaman hocamıza. Simdi istediğiniz kadar fazladan döner sermaye ödemesi yapın sağlık emekçilerine, bu hasta olmalarına engel olmuyor malesef. Onlar işlerinin doğası gereki bu risklerin zaten farkındalar, bazen bir kuru tesekkur bile yeter. Emeklerinize sağlık.
Cemal  /  21.11.2020 - 18:45:26
 Hocam bildiğiniz bulguları, her gün gördüğünüz hastaları bir meslektaşınızda da olmasını yazmak çok kolay olmasa gerek. Halen hasta olan Tum sağlık emekçilerine acil şifa diliyorum.
Saim Aksöz  /  20.11.2020 - 01:34:04
 Tüm emekçi sağlık çalışanlarımızın amasız ve fakatsız, karşılık beklemeden yaptıkları çalışma ve gösterdikleri çabaya hayran kalmamak elde değil.. Hizmetlisinden teknisyenine, asistanından prof.üne kadar hepinizi kutlarım.. Hocam siz Düzce için çok güzel bir şanssınız.. Kolay gelsin...
ulviye dikmen  /  19.11.2020 - 12:18:01
 Sağlık emekçisi arkadaşlarımız hepimiz için çok değerli, sevgimizi ve teşekkürümüzü iletiyorum
Sibel Aykutlu  /  18.11.2020 - 17:07:23
 Önemli bir değer.. Acil şifalar diliyorum..
Fatma Özbek Kaltu  /  18.11.2020 - 16:41:39
 Hocam bir tanedir. Hastalara yaklaşımı, güler yüzü, şefkatli hali bambaşka. Sağlıkla uzun yıllar hizmet etmesini diliyoruz.
Ragıp Gökesaoğlu  /  18.11.2020 - 15:18:51
 Dr peri hanım iyi ki senin gibi bir hocamız var. Düzce den eksik olma.
  Fatih Melih Maradit
Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!..
 
  Ayşegül Şenol Can
YİNE DEPREM; YİNE ACI!
 
  Ulviye Dikmen
2020'den 2021'e yeni yaşam biçimimiz
 
  Telat Çelik
KİRLİ YIL
 
  Peri Meram Arbak
‘BURASI DÜZCE’ DE YAZMAK
 
  Hümeyra Yılmaz
RANTIN OLMADIĞI YER
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
Söylemeyim, söylemeyim diyorum ama!
 
  Orçun Togan
Kaldırım Mühendisi Aranıyor!
 
  Tarık Şahin
İNSANLARI ETKİLEME ve KAZANMA İPUÇLARI
 
  Aysel Dural
Galatasaray’ın renkleri neden sarı kırmı
 
  Doç. Dr. Yusuf Aydın
Prolaktin yüksekliği kısırlığa yol açar
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
Haydi Akçakoca’ya
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Orhan Gün
 Fatih bey, maalesef Düzce çoktan bozuldu. Artık Düzce eski Düzce değil. Düşünün bu zamanda eski Düzce'yi arar olduk, Eski Düzce diyorsak yeşilinden bahsediyoruz, İnsanların birbirine daha saygılı olduğu hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı Düzce. Ama maalesef Düzce elden gitti. Şimdi kışın havasının pisliği birinci geliyor yurtta düşünün, Çarpık yapılaşma gelişmeyen yollar, Düzce'nin başından sonuna dümdüz bir caddesi , Bulvarı bile yok. Ovada kurulan bir şehir olmasına rağmen.
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 İzzet Geçalp
 Fatih'im bizler yinede şanslıyız, Bahsettiğin o eski Düzce'de çocukluk ve gençliğimizi bi nebze olsa da yaşadık, Şimdiki nesil ne yapsın,anlatsan eski Düzce'yi masal dinler gibi dinleyecekler zavallılar..En çokta onlara üzülüyorum..
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Murat Batur
 Sevgili Maradit, istediğin kadar işte, onlar mantıklı ve güzel istekler ama boşuna isteme onlarda rant yok oy yok . 30 yılda yeşil ve oksijen deposu düzceden geriye zehirli havası ile çarpık yapılaşmış beton yığını bir düzce yaratıldı.sebep olanlar biz değiliz onlar kendilerini biliyor ama tarih tabi ki sorgulayacak.
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Nuri Çetin
 Fatih bey, benim istediklerimin yarısını istemişsiniz ama keşke olabilse o kadarına da razı olacağız artık..Teşekkürler.. Gerçekten bam teli ne basmışsınız..
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Didem Aksoy
 Bazı şeyleri eleştirmek kötü değildir, 5 yıldır düzcede yaşayan biri olarak heryerde yeni binalar, inşaatlar ve daha kötüsü bunların boş olması beni üzüyor.... İnsandan çok ev yapılıyor ve o güzelim yeşilliğe, içinde yaşayan canlılara verdiğimiz zarar aklımızın alamayacağından daha büyük.. Betonlaşmanın verdiği zararlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor umarım geç olmadan anlaşılır.
  " 2020'den 2021'e yeni yaşam biçimimiz " Yazısına...
 Peri Arbak
 Ne güzel yazmışlar, hakikaten ilk kezleri yaşadık
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Ragıp Gökesaoğlu
 Çok anlamlı bir yazı
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Murat Yuca
 Olması gerekeni istemekten daha doğal ne olabilir ki ? Aynen katılıyorum. Doğruya doğru diyenlere destek olmaya devam etmeli yanlışı da her zaman eleştirmeliyiz.
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Hasmet Batur
 Az bile istemişsiniz...Düzce'nin sorunları o kadar fazla ki...yazmaya kağıtlar yetmez...
  " Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!.. " Yazısına...
 Birkan Mertol
 Fatih bey ağzına sağlık. çok güzel bir yazı. aynı şeyleri istiyoruz. neden kötü olsun ki?
Düzce’de kaç kişi aşı oldu? Düzce’de kaç kişi aşı oldu?
  Ziraat Bankası tarlaları satışa çıkardı!
  Çelikpala Ailesinin acı günü
  Bıçak altına yatmadan güzelleşmek mümkün!
  Ak Parti kongresi gerçekleşti! Erdoğan: Sandıkları patlatacağız!
  Bolu Belediye Başkanı cami yaptırmak istedi, AKP meclis üyeleri okul dedi!
  TOGG fabrikası için bin 500 kişi çalışacak!
  ULAŞIM ANKETİNDE SON 10 GÜN
  Karda 'penguen yürüyüşü' hayat kurtarıyor
  Er, Akşener'le birlikte AB Büyükelçisini ağırladı!
  Kilosundan 6-7 bin lira gelir elde ediliyor!
  Bacaya giren Baykuş, evi küle çevirdi!
  Bolu, Türkiye’nin en soğuk ili oldu
  Alışverişe gelenler mahsur kaldı!
  Gaziler Derneği Başkanı son yolculuğuna uğurlandı
  Düzceli çiftçilere maddi destek devam ediyor
  228 köy yolu ulaşıma açıldı
  Er'den OSB açıklaması: Genişletmenin geçerli sebepleri açık ve şeffaf aktarılmalı!
  Bu köyde 3 gündür elektrikler yok! Yollar kapalı!
  Hem Kar, Hem Çöp ile Mücadele
  Düzce’ye 500 bisiklet ve scooter geliyor!
  21.01.2021 - Çok şey mi istiyoruz, anlamadım ki!..
  20.01.2021 - Galatasaray’ın renkleri neden sarı kırmızı?
  24.01.2021 - 2020'den 2021'e yeni yaşam biçimimiz
  18.01.2021 - Söylemeyim, söylemeyim diyorum ama!
  19.01.2021 - Düzce'de konut satışı yarı yarıya düştü!
  19.01.2021 - Karda 'penguen yürüyüşü' hayat kurtarıyor
  20.01.2021 - 228 köy yolu ulaşıma açıldı
  20.01.2021 - Bu köyde 3 gündür elektrikler yok! Yollar kapalı!
  21.01.2021 - Hem Kar, Hem Çöp ile Mücadele