Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :66047626 Aktif Ziyaretçi :11970 23 Ağustos 2019 Cuma
[17:53] 2 DAKİKADA BUGÜN -- [17:19] DÜ'de kayıt işlemleri gerçekleştirildi! -- [17:13] Larvalarla mücadele devam ediyor! -- [13:54] Selzedelere Umut Işığı oldular! -- [13:45] Yurt başvuruları 26 Ağustos'ta sona eriyor! -- [11:32] ‘Temiz bir Akçakoca’ için çalışmalar sürüyor! -- [11:14] Menfez geçişi yeniden yapıldı! -- [10:24] Kaynaşlı’da dereler taştı! -- [09:54] ARAMIZDAN AYRILANLAR -- [17:42] 2 DAKİKADA BUGÜN --
Hümeyra Yılmaz
Hastaneye 112 çağırmak!

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:9.08.2019

 

   Bir hastane sabahından merhaba. Az sonra okuyacaklarınız kesinlikle hayal ürünü değildir, bir kurumla ve kişiler ile kesinlikle bağı vardır.

   Her şeyin gerçek ve yaşanmış olduğuna, inandığınız ve inandığım her şey üstüne yemin dahi ederim. Ki yemin etmeye ihtiyaç duyan bir insan asla olmadım.

*

   8 Ağustosun son saati. 65 yaşındaki annemin tansiyon 24. Düşmüyor ve ambulansı aradım. Derhal ambulans geldi, güler yüzlü, ilgili iki delikanlı indi ve tedaviye başladı. Saat 00:05 gibi hepimiz ambulans ile yola koyulduk. Annem basında çıkan haberler nedeniyle Düzce Üniversitesi Konuralp Araştırma ve Uygulama Hastanesi aciline gitmek istemediğini söyledi.

   Ki çok iyi de bir doktoru vardır orada...

   Telsizden gelen bilgiye göre annemin isteği uygun görülmedi ve bizi Üniversite Hastanesine götürdüler.

*

   Sonrası şöyle gelişti...

   112 ekibi ile acile girdik, annemin nereye yatırılacağı konusunda 5 dakika kadar bir istişare yapıldı.

   Sarı bölüme yollandık. Ben giriş yaparken, annemin nabız, tansiyon, serum işleri halledildi.

   Saat 00.25 itibari ile üniversite hastanesinin kontrolünde bir gece başladı. Ve 07:00 civarına kadar kadar sürdü.

   Bu süre içinde onlarca kez tansiyona bakıldı. Büyük tansiyon 240, 220, 196, 215, 190, 177, 146, 178, 175, 151, 154, 172, 156, 202 gibiydi. Bunlar not edilenler edilmeyenler annemin sağ kolunda tansiyon aleti nedeniyle oluşan morluklardan anlaşılır. E makine işte insan dokunmayınca, insaflı olmuyor.

*

   2 saat sonraydı.... Neden düşmüyor bu dendi, dedik, dil altına bir fısfıs sıkıldı. Hızlı bir düşüş oldu ve sonra yeniden yükselmeye başladı.

   Tabii tahliller yapıldı, MR, tomografi çekildi. Bunlarda sorun olmadığı söylendi. Sabaha tansiyon ilacının yeni doz ayarı için bir şeyler yapılacağı söylendi.

   E tabi orası acil, hastalar var. Yan yataktaki hastanın ultrasonunun çekilmesi lazım. Acilde çekilecekmiş, yattığı yerde. Görevli arandı ve neredeyse 1 saat sonra esneyerek ve yüzünde uyku izleriyle içeri girdi. Hakkını yemek istemem kibar ve ilgiliydi. Ultrasonu çekti. Gitti.

   Ayrıca ben ve acildeki herkes gördü ki, hastaları röntgen, MR. vs.ye götürecek bir personel bulmak çok zordu.

*

   Derken bulunduğumuz kısma elinde koca sesli ve gövdeli makinesi ile bir personel girdi. Nasıl mutsuz anlatamam. Ben burada yatanın, bu pamuğu buraya atanın,  diye dümdüz gittiği her halinden belli.

   Meğer bu kişi hem temizlik yapıyor hem hastaları Mr’a, röntgene taşıyor. Yani o da içinden küfretmeyip, sandalyeyi, sedyeyi hırpalamayıp ne yapsın? Her iş onda. Haaa paspasa da o geldi... “Bu suyu buraya kim döktü, çamur olmuş, pehhh peh” cümlesi dışından duyulanken, içinden besbelli “*lanet olsun dostum” diyordu.

   Hepimiz insanız. Orada çalışan, hizmet eden herkes insan. Robot değil.

   Elbet rahatsızlıkları yüze vurur ama konusuna hakim ve profesyonel olmak gerekmez mi. Sabırlı olmak gerekemez mi?

   Bu insanları bu hale getiren çalışma koşulları nedir?

   Ya da acilde hastaların ortasında kahkaha ile gülmeseler, müzik dinlemeseler, çekirdek çitlemeseler ne güzel olur değil mi!

*

   Saat 23:00 ve 02:00’lerden itibaren MR ve tomografi sonucu almak için bekleyen yaşlı insanlar vardı ve saat 05:17 olmuştu. İnanın bana ne bekleyenler neyi neden beklediğini anlıyordu, ne bekletenler konuyu çözebiliyordu.

   Annem açtı, üşüyordu, tek böbrekti ve bu büyük riskti. Defalarca anlattım bizi dinleyen iki genç insana, Dr. adaylarına, bize ne bir bilgi verebildiler, ne yol gösterdiler.

   Bir pike bile bulamadık acilde biliyor musunuz? Bir pike. Az sonra onunla ilgili de okuyacaksınız olanı.

*

   Doktorlar nerede dediğimdeyse ses yok. Doktorlar yorgundu, uykusuzdu.

   Başka türlü en güzel yıllarını bu meslek için okulda, o koca kitaplar arasında harcayan hiçbir insan nöbetinde uyumaz.

   Ha insan gibi çalışma saati olduğu halde uyuyorsa eğer zaten, doktor olamazdı.

   İnsan gibi çalışma saatleri olmadığını düşünerek empati yaptım.

*

   Saat 06:00 gibi hasta haklarıyla ilgili bir yer var mı, ya da o saatte yetkili kim var, diye sormak için güvenliğe gittim. Sorunları anlattım. Pike! En basiti üşüyor, bir pike bulamıyoruz.

   Güvenlik görevlisi bir telefon açtı, pike istedi. Karşıdaki kişinin uykudan uyandığı belliydi. Sonra teli kapattı. Meğer kapanmamış. Gayet nazik bir biçimde “hanımefendi üzülmeyin halledeceğiz hemen” derken, o da ne, bir yerde küfürbaz adamın teki sövüyor, hem de ne sövmek.

.... .... ...... ... ...............

   Sizin anlayacağınız, telefonun hoporleri kazayla açılmış, pike istenen adam uyku sersemi bir gömüyor ki sormayın. Onu arayana, ve o pikeyi isteyen bana.

   İçim çok acıdı, gülümsedim.

   Annem üşüyordu hala. Hemşire hanımlara söyledim, “yok ki” dediler. “Kirlilerden örtelim” dediler, biri “olmaz çarşaf bakalım” dedi ve ayrıldı yanımızdan.

*

   Kantine gittim. 07:15’ten önce çorba yok. Tamam peki. Başka şeyler alarak geri döndüm.

   Annemin tansiyon hala 200’lerde... Dedim, “kalk gidiyoruz.” Dinlenmeye çekilen iki doktorumuz da geldi o sırada. Ve konuştuk.

   Onların robot olmadığını bildiğimi anlattım. Bu sistemin parçası oldukları için de üzüntü duyduğumu söyledim. Gerçek buydu.

   Bu zeki ve akıllı insanlar insani şartlarda çalıştırılmıyor, hastane ortamından gerilen hastalar ve aileler tarafından huzursuz ediliyordu.

   Ancak kimse kimseyle empati yapmıyor sahte bir kibarlık, bıkmışlık ve derin yorgunluk ile zaman öldürülüyordu.

   Bu sistemin kime hayrı vardı?

   Diz, dirsek, ömür çürütmüş, yıllarını vermiş ya da yeni mezun, idealist doktora mı, hemşireye, bakıcıya, personele, idareye mi?

   Bir tek insanı bile suçlu bulamadım. Bir tek insanın günahı yok.

   Ne acı değil mi, bu nasıl bir şey?

   Herkesin çırpındığı ama beraber battığı bir sistemin içinde idealler, canlar, umutlar ve güven duygusu heba.

   Bu hırs kime ait?! İçinde insan gücü olmayan bu koca binalar neye hizmet ediyor?

   Bu binalar tek dişi kalmış canavar gibi, olan insanı da öğütüyor.

   Ama annem.

   “Gidiyoruz” dedim.

   Ve çıktık.

*

   Tansiyon 220 civarı.

   Taksi yerine 112’yi aramayı düşündüm. Ancak bir hastaneden başka bir hastaneye kaçar gibi gitmek için ambulans istemek kayıtlara geçecek ve yaşadığım bu yer Düzce’m yine ulusal medyanın gündemine düşecekti. Çirkin bir haberle.

   Ben yaralamak istemiyorum ki!

   Ben empati, düzen, sistem istiyorum.

   Ben eşyalara değil insanlara özenilsin, cihaz kadar, koca taş binalar kadar, profesyonellere olanak sunulsun, insanların çalışma saatleri koşulları iyi olsun istiyorum. İstiyorum ki güven ve huzurla emanet olalım.

*

   Saat 07:30’a geliyordu sanırım.

   Düzce Devlet Hastanesine girdik. Tüm gecenin hikâyesini anlattım Genç doktora ve o müdahalesini yaptı. Üstüne bir pike verdiler...

   Biraz bir şeyler yedi.

   Bir saat içinde iki kez tansiyonu ölçtüler.

   Hem de insan eliyle, yorgun morarmış tenini incitmeden.

   Öneriler ve 13-8 tansiyon ile bizi eve uğurladılar.

*

   Şu anda uyuyor. O doğduğunda elektrik bile yoktu Türkiye’nin çoğu yerinde, milyonlarca insan gaz lambası ışığında sohbet ederdi. Ne ihtilaller, ne hükümetler, ne sanatçılar, ne afetler gördü. Ona öğretildiği gibi iyi bir vatandaş olmaya çalıştı hep. Çalışırken de yoruldu. Bir ömre sığar mı ki bunca dönüşüm. Sığdırdılar işte bizim büyüklerimiz. Bu dönüşüm içinde biraz sevgiyi, saygıyı haketmiyorlar mı? O üşüyen bedenine örtecek bir pikeyi mesela, ya da düzgün bir açıklamayı.

   Üstelik Türkiye Cumhuriyeti’nin bir üniversite hastahanesinde.

   Hasta- Hane yani?

   Ne demek bir fikriniz var mı!

*

   Bu yazıyı sıfır noktasından yazdım. İnsanlığın sıfır noktası. Uykusuzum, endişelim. Yazıdan sonrası için de endişeliyim. Annem sevdiği, o iyi Dr.’a bir daha gidemezse mesela... Ya da bu yazı yüzünden birileri incinir, incitilirse.

   Tek bir umutla yazdım; ya bir şeyler değişirse... Payım olursa.

   Sen bu tantanayı bir pike için mi yaptın, ben sana beş pike vereyim de sus bari diyen de olur belki!

   Olur olur.

   İçim acır, insanlığımız için.

   Kemal Sunal gibi gülümserim.

Peki, Senin Yorumun?
ali ihsan çelik  /  10.08.2019 - 00:22:55
 sayın hümeyra hanım sizin gibi bence binler hasta aynı muameleye uğruyor hepsinide ayrı ayrı dertleri şikayetleri oluyor ama maalesef yönetici konumundaki yetkililer neyin peşinde olduklarını anlamak mümkün değil bir pikeyi çok gören yetkili doktoru çağırıp tedaviyi yaptıramayan tıp ögrencileriyle acili idare eden yöneticiler işini düzgün yapmayan çalışanlar olduğu müddetçe bu hikayeleri dinlemeye devam edecek bence devam etmemesi için birileri çıkıp özür mü dileyecek yoksa olanları yok sayıp gülüp çekeklermi bu yazınız herşeyi gösterecek valimi başhekimi sağlık il müdürümü rektörmü siyasiler nasıl tepki verecekler merak ediyorum Allah şifalar uzun ömürler hayırlı yaşamlar diliyorum.
Hasan Tahsin  /  9.08.2019 - 21:28:16
 Güzel bir sistem eleştirisi olmuş.Size yakışan biçimde ele almışsınız.Bundan sonra önce ekmekler bozuldu yerine, önce hastaneler bozuldu diyeceğiz herhalde.
  Fatih Melih Maradit
MAL DA BİZİM, CAN DA BİZİM!
 
  Ayşegül Şenol Can
AFETLERLE MÜCADELE
 
  Ulviye Dikmen
DOSTA VEDA...
 
  Telat Çelik
KÖMÜRÜN KARASI
 
  Peri Meram Arbak
Işıtan Gündüz’ün Ardından
 
  Hümeyra Yılmaz
Hastaneye 112 çağırmak!
 
  Cemil Acar
Nazmi Çiloğlu ve Necmi Hoşver
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
Birşeyler oluyor ama çözemedim!
 
  Aysel Dural
20 KURUŞ DEYİP GEÇME!
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
İyi Gelecek, İyi Bir Stajla Başlar
 
  Caner Besler
Başarı Basamakları
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " Işıtan Gündüz’ün Ardından " Yazısına...
 Dincer KORKMAZ
 Buram buram her kösesi kitap kokan evinde, Işıtan Gündüz'ün anılarını ve fikirlerini dinleyen şanslı insanlardan biriydim bende.Hoşçakal Işıtan ağabey, toprağın bol olsun, ışıklar içinde uyu.
  " SEDAŞ'TAN PLANLI ELEKTRİK KESİNTİSİ! " Haberine...
 A.Rıza ÖZÇELİK
 komik bir il olmayı bırakamadınız. Hala nelerle uğraşıyorsunuz.Habere bak çalışmalar yapılıyor kurul toplandı istişare yapıyoruz falan filan. Bakın Türkiyede eletrik kesintsi olan tek il Düzcedir herhalde. Bizde bakın uğraşıyorlar diye ses çıkarmıyoruz onlarda daha iyi elektrik vereceğiz diye bak nasıl kandırdık diyorlar.
  " Barodan açıklama: ‘Türk demokrasisine darbe vuruldu’ " Haberine...
 ulviye dikmen
 bu çok duyarlı güzel yazınız için demokrasi adına teşekkür ederim sevgiler
  " Depremin yıldönümünde Özlü'den önemli mesaj: Yatay şehirleşmeye önem veriyoruz! " Haberine...
 şükrü toros
 depremden sonra 3 kat imar iznini 4 kata ben çıkardım, şimdi 5 kata da siz çıkarırsınız, böylece yatay mimariye geçmiş olursunuz. ah düzcem ah
  " Işıtan Gündüz’ün Ardından " Yazısına...
 Ayşegül Senol can
 Sevgili peri ısıtan bey 'in ardından yazılacak çok duyarlı ve güzel bir yazı anılarda yasasin
  " MAL DA BİZİM, CAN DA BİZİM! " Yazısına...
 Nizametti ulaş
 https://yesilgazete.org/blog/2019/08/10/7den-70e-sele-tepesinde-bir-kasaba/
  " Düzce esnafı BiTTi BiTiYOR! " Haberine...
 Düzceli..
  Maalesef Türkiye bu sazan sarmalı tezgâhına düşmüş bulunuyor. Alıntı.. Sazan Sarmalı Osman Başıbüyük, Sun Savunma Net, 09 Mart 2019 Hükümet, maaşları ödeyebilmek için küresel piyasalardan borçlanmak zorunda. Üretimi artıracak yönde tedbirler almaya kalkışırsa 1 kuruş para vermezler. İşte çeşitli baskı araçları kullanılarak bir ülkeyi üretimi artıracak tedbirler almaktan alıkoyarken, ithalata yönlendirmeye, bunun bir sonucu olarak fiyat kontrolü rejiminin doğmasına neden olmaya, bu süreçte borç vermeye devam ederek krizi daha da derinleştirmelye ve sonunda hedef ülkeyi iç ve dış politikada kendi kararlarını alamaz hale getirerek esir alma utezgâhına SAZAN SARMALI deniyor..
  " Düzce esnafı BiTTi BiTiYOR! " Haberine...
 Düzceli..
 Bir alıntı ile katıla yım.R. Serdar oğlu.. Yıllardır yazıyoruz, söylüyoruz; “Krizi çıkaran borçtur. Bu kadar borç aldınız, borçla ÜRETİM DEĞERİ olmayan inşaatlar yaptınız. Bu borcu çeviremezsiniz, batarız” dedik.     Her aklı başında yönetici, ekonomist bunu söyledi ama siz dinlemediniz. Üstelik sizi uyaranları muhalif diye hapse attırdınız.” Şimdi sizi uyardığımız noktaya geldiniz.     Yok faiz lobisi imiş, yok dolar lobisi imiş, yok Trump imiş! Suçu başkalarına atıp kurtulma çabasındasınız. Bu dediklerinizde haklı olsanız bile iktidar tek başınıza sizsiniz, engel olsaydınız!     Bu sebepten; Yaşadığımız ekonomik ve siyasal krizin TEK SORUMLUSU ERDOĞAN’DIR… Devlet yönetiminde YETKİ kimde ise SORUMLULUK da ondadır.
  " Düzce esnafı BiTTi BiTiYOR! " Haberine...
 Düzceli..
 Deman ile ya.. Bakan parametreler süper dedi..Devamında bak ne dedi...Bakandan Dolar ile ilgili açıklama..   Ekonomik parametrelerimizi normalleştirebilme yönünde planktonlaştırabilip patikadan aşşağı saldığımızda konvansiyonel değerler doğrultusunda aslında gaye Kendi t stabil bir paradigma çizdiğimizi söyleyebiliriz,panik yapmayın..
  " DOSTA VEDA... " Yazısına...
 Kaan Arslanoğlu
 Teşekkürler Sevgili Ulviye Dikmen'e.. Işıtan Gündüz için yazdığı bu güzel yazı için. Saygılarla..
Gülden Mutlu Akçakocalı sevenleriyle buluştu! Gülden Mutlu Akçakocalı sevenleriyle buluştu!
  2/B arazilerinde süre uzatıldı!
  HOŞVER AİLESİNİN ACI GÜNÜ
  Akçakoca’da bir terörist yakalandı!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  Kayıp kadın eski eşinin evinde bulundu!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  Düzce Barosu, açılış toplantısına katılmayacak!
  Barodan açıklama: ‘Türk demokrasisine darbe vuruldu’
  Alımlar randevu sistemi ile yapılacak!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  26 Ağustos’ta ‘Nilgün Kızılcı’ resitali!
  Valilikten şiddetli yağış uyarısı!
  Sönmez: HDP'li başkanların görevden alınması yerinde bir karar!
  17 Ağustos'u andılar!
  Yanmaz, 15 Temmuz parkını inceledi!
  Traktörün altında kalan sürücü hayatını kaybetti!
  17 Ağustos'u unutmadılar!
  DTSO ve OSB ortak proje için toplandı!
  Öğrenci kayıtları başladı!
  Depremin yıldönümünde Özlü'den önemli mesaj: Yatay şehirleşmeye önem veriyoruz!
  16.08.2019 - Işıtan Gündüz’ün Ardından
  18.08.2019 - Depremin yıldönümünde Özlü'den önemli mesaj: Yatay şehirleşmeye önem veriyoruz!
  19.08.2019 - Barodan açıklama: ‘Türk demokrasisine darbe vuruldu’
  20.08.2019 - SEDAŞ'TAN PLANLI ELEKTRİK KESİNTİSİ!