Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :66531093 Aktif Ziyaretçi :34767 19 Eylül 2019 Perşembe
[17:51] 2 DAKİKADA BUGÜN -- [16:32] Fındık bahçesinde yangın! -- [16:03] İnönü, Anıtpark ve Avni Akyol BİRLEŞECEK! -- [14:15] Rüşvet alan mübaşir tutuklandı! -- [14:06] Orman İşletmeden köylüye kredi desteği! -- [14:00] Deniz sezonu kapandı! "İyi bir sezon geçirmedik" -- [13:49] Gaziler Günü'nü kutladılar! -- [13:41] TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ -- [13:41] Yarım asırlık değirmen yeniden hizmet verecek! -- [13:34] Özlü: 17 Eylül milletimizin derin yarasıdır! --
Cemil Acar
DÜZCE DEPREMİ VE HATIRALARIM

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:12.06.2019

 

   Bilmeyenler için, ben bir jeofizik mühendisiyim. Beni de tedirgin eden Hendek depreminden sonra, Düzce’de deprem gerçeği, bununla ilgili hatıralarım ve tespitlerimi sizinle paylaşmak istedim.

   Orta öğretimde depremle ilgili pek bir şey hatırlamıyorum. O zamana ait hiç unutmadığım şey ise, fizik dersinde, “Snell kanunu ne işe yarar” dediğim. Bak şu hayatın cilvesine, şimdi ondan ve özdirençten ekmek yiyiyorum. 1999 depremi öncesi, İzmit’te üniversitede okurken, Cengiz Kurtuluş hocamdan bölgede çok yakın bir süreçte deprem olacağını ve deprem sonrası oluşacak senaryoyu derslerde defaatle dinlediğimi hatırlıyorum.

   İzmit merkez bostan tarlası imiş, yaşlı insanlardan dinlemiştim. Tıpkı bizim Düzce gibi. Burhaniye Mahallesi’nde yaşlı bir amcanın “Oğul buraları balçıktı, kağnılarla taş getirdik, toprak örttük üstüne öyle yerleştik” dediği gibi.

   İzmit’te iki katlı öğrenci yurdunda kalırken, olan küçük çaplı depremlerin çokluğunu kanıksamıştık. Pencerelerin, dolapların, kapılarının çarpmasını hiç önemsemiyorduk. Ama 9-10 katlı Yahya Kaptan Konutları’nda depreme yakalanıp ta, beşik gibi sallanıp, çaresiz kaldığımızda deprem gerçeği ile yüzleşmiştik. Bunun bana yansıması ise 1998 yılında Düzce merkezli depremlerin çoğalması ve depremin geldiği ile ilgili Düzce’de çevremdeki insanları uyarmaktan öteye gitmemişti.

   Evet, özellikle 1998 yılından başlayıp 17 Ağustos’a kadar sürekli deprem oluyordu. Bazı geceleri deprem olduğunda, alttan gümlemelere uyanıyordum. Aileme ve insanlara söylediğimde küçük bir şaşkınlık ifadesinden sonra önemsemediklerini görüyordum.

   Öyle ki yakın akrabalarıma, inşaat yaparken, yakında deprem olacak, mutlaka inşaat halindeyken ve yapıldıktan sonra, daireleri satarken, sigortaları yapılmış şekilde vermeleri gerektiğini onlara o aklımla sürekli söylemiştim. Ama kendi evimizle ilgili olarak ta bir şey yapmakla ilgili hiçbir şeyin aklıma gelmemesinin hala şaşkınlığı içerisindeyim.

   Akrabalarım sigorta yaptırmadılar devraldıkları bina yapım aşamasında ağır hasarlı olduğu için yıkıldı. Bizim evse maşallah yıkılmadı. Annemgil hala aynı evde oturuyorlar. Şener Öztürk Amca!  Yaptığın bina için depremden sonra gelip sana teşekkür etmiştim. Bir daha teşekkürler.

   Ağustos 1999 Gölcük Depremi’ni Kütahya’da askerde iken 4 katlı binada depreme yakalandığımda, bina sallanırken ve insanalar kaçışırken, camlardan pencerelerden atlarken, ben panikle karanlıkta kaybolan terliğimi yerde arıyordum. Komik ama gerçek!

   Kasım 1999 Düzce depremini ise Yalova’da denizden kazanılmış askeriyeye ait alanda, iştimada, binanın üzerimize üzerimize geldiğini ve bizim askeri disiplinle olduğumuz yerde hazırolda kala kaldığımızı hatırlıyorum.Ve sonrasında birçoğumuz gibi akrabalarımı bu depremde kaybettiğimi öğrendim. Depremde kaybettiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum.Televizyonda Düzce’yi gözyaşları içerisinde izlerken, yıkıntılar arasında yardım çığlıklarının evimizin yakınındaki binadan geldiğini bile fark edemedim.

   12 Kasım Düzce Depremi’nin ertesi gün Düzce’ye geldiğimde Kültür Mahallesi’nde yanan binalardaki insanlarımızın et kokusunu istemeyerek te olsa içime çektim ve çıkarılmayı bekleyen insanların bağırışlarını ve inlemelerini duydum. Ölenlerin ise siyah torbalara konuluşunu gördüm. Onlara yardım edemeyen insanlarımızın çaresizliklerini,üzüntülerini hissettim. Hep beraber kaybettiklerimizin ardından gözyaşı döktük. O acı günleri hiç bir zaman unutamam. Yaşadım, yaşadık. Allah beterinden korusun. Ama deprem, dünyanın nefes alması. Elbette sona dek nefes alacak. Kaçınılmaz.

   O zamanlarda insanların toplanma merkezi İnönü Parkı olmuştu. Kaldığımız yer ise Kasaba. Bana verilen görev ise ekmek bulmak. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve kamyonlarla gelen ekmekler. Depremin artçılarında, dedemin yapılırken her aşamasını bildiğim ve 2 katlı eve güvendiğim için herkes dışarıda iken, ben evde kaldım. Gündüzleri toprakta secdeye vardığımda, duyduğum seslerle irkildim. Deprem sonrası da epeyce o binada yaşadım. Şimdilerde o binanın etrafında ise eskiden çeltik tarlaları olan alanlarda çok katlı yurtlar var. Umarım yapılırken mühendislik hizmetini doğru almışlardır.

   Depremin ardından Düzce’yi dolaştığımda mühendislik hizmeti görmüş-görmemiş 1-3 katlı binaların birçoğunun ayakta olduğuna, 4-6 katlı binalarının ise ya yıkıldığına, ya da ağır hasar aldığına şahit oldum. Şehir merkezinde ise, birçok yol, yıkıntılardan dolayı kapanmıştı. Bu yüzden deprem sonrasında ulaşımlarda aksamalara neden olan yollarımıza alternatif olacak çevre yollarının hala bitirilmemesi hicap verici bir durum.

   Acı verici olan başka bir şey ise, çok güçlü yumruk yiyip te ayakta zor duran o eski binalarımız için devlet olarak çözüm üretilmemesi. Bu binalarda hala kendimiz oturduğumuz gibi dışarıdan gelenlere makyajlayıp sattık yâda kiraya verdik. Bu binaların bir darbe daha yemesi durumunda yıkılması muteber olan beton mezarlık olacağı aşikârdır. Her ne hikmetse binalarımıza ısı yalıtımını yaptırırken, binalarımızın birçoğunun yıkılması gerçeği ile yüzleşmekten çekindiğimiz için,bu güne kadar binalarımızın depreme karşı dayanıklı olup olmadığını görmemezlikten geldik. Onlar duymadı biz görmedik misali.   

   Deprem sonrasında resmi binaların birçoğunun ise kullanılmaz olduğunu üzülerek gördüm. Aynı müteahhitlerin, aynı mühendislerin ve aynı işçilerin yaptığı 4-5 katlı binaların birçoğu Gümüşova’da sağlam zeminde ayakta kalırken, Düzce’de çürük zeminde yıkılmış ya da ağır hasar görmüşlerdi.

   Bu soruna şimdiki yapılan binalarda çözüm bulunuyor mu? Cevap hayır. Problemin büyük bir çoğunluğu zeminde ama yapı denetimlerde yerbilimcinin karşılığı var mı? Tabiki yok.Düşündürücü.

   Ya müteahhitlik müessesi memleketimizde herkesin müteahhit olabilmesine ne demeli. Koskoca Avrupa’dan 10 kat daha fazla müteahhidimizin olması gerçeği ile artık yüzleşmenin vakti gelmedi mi?

   Devlet bir yıl içerisinde üst üste 2 büyük deprem yaşadığı ve ekonomik olarak güçlü olmadığı için, bu deprem yaşayan bölgelerdeki binaların incelenmesini proje müşavirlik(PM)  firmalarına verirken,  yeniden imarlaşmayı ise belediyelere bırakmıştı. Maalesef bu uygulama bana göre başarılı olmadı.

   Aklımda o zamana ait kalan bazı garip şeyler; Dönemin Belediye Başkanı Ruhi Kurnaz’ın yıllarca bitmeyen gözyaşları,

   İlk başlarda epoksi ile güçlendirmeye inanan insanların olması, daire karşılığı binaların yıkılmamasının bir şekilde sağlanması, kolonları çelik güçlendirmede hasırlara bağlantı yapılması, parmaklarımla bembeyaz kolondan kraker gibi beton koparabilmem,

   İlk depremde bir tarafı güçlendirilmiş bir binanın ikinci depremde diğer taraftan yıkılması,  her katı farklı yöntemlerle yapılmış 3 katlı binanın ayakta kalması,

   Mühendis ve mimarların birbirlerine yıkmadıkları binalardan kaç dairelerinin olduğunu sorması, zemin deneyleri için bazı bölgelerden zeminin sıvı olması nedeniyle numune alamamam.

   Ve bir binanın bir kısmının ağır, diğer kısmının orta hasarlı raporu alması ve uzun yıllarca davaların devam edip 11 kere bilirkişi değiştirmesi,

   Radyoda durmaksızın reklamları dönen Turgay Turhan adı ve acı bir gülümse.

   Devletimiz yıkılan binaların yerine kalıcı konutları oluştururken, kirada olanları ise unutmuştu. Onca zaman geçti. Hak arama mücadeleleri hala devam ediyor. Yasal olan haklarına kavuşma mücadelelerinde sayıları, umutsuzluktan, yılgınlıktan azaldı belki,  belki de birçok öleni oldu bu uzun süreçte.

   Şimdilerde bir daha dava kazandılar, TOKİ hak ettikleri yasal krediyi onlara verecek mi? Bakalım bu dünya da kendi evlerinde yaşamayı görebilecekler mi?

   Ne acıdır ki depremde hasar gören mevcut bu binaların,  ne incelenmesinde, ne güçlendirilmesinde ne yıkılmasında ne de yeniden imarında başarılı olabildik. Devlet planlama teşkilatı oluşturulan yasa gereği PM şirketlerini denetleme yetkisinin olmamasından yakınırken, belediyemiz ise sürekli imar planlarını değiştirip 1999 depremlerinin öncesindeki durumuna getirmekle meşgul oldular. Gün geçmiyor ki bırakın bölgeseli, adasalbazda sürekli plan değişikliği oluyor. Yazık!

   Hiç unutmam, Mehmet İbrahimoğlu’nun, yerel televizyonda, zamanın Afet İşleri Genel Müdürü Mustafa Taymaz’la yaptığı programda, Taymaz’ın şu cümlesi mealen şöyleydi;  “Düzce’de 4 PM şirketi var. 3’ü birer tane,  1’i 10 tane binaya yıkım kararı vermiş, yıkım kararı veren PM firmasını incelemeye aldık.” Ne diyeyim. Sözün bittiği yerdi.

   2001’de şimdiki valilik binasının olduğu alan yeşil alanken önce 2 kat, sonra 3,şimdilerde ise 4 kata izin verildi. Hatta bu imar rantı öyle bir güç ki; Cumhurbaşkanımız Düzce’ye her geldiğinde  “3 katı geçmeyin, dikey değil yatay yapılaşın” dedikçe, Düzce’de katlar daha da yükseldi. Rant sen nelere kadirsin.

   Günün birinde bilirkişilik yaparken Hâkime Hanım’a öylesine lafın arasında “Depremden sonra mühendisleri neden içeri aldınız?” diye sormuştum. O da gülümseyerek bana  “sizleri halktan korumak için” demişti. Allah Korusun!

   Kalın sağlıcakla..

Peki, Senin Yorumun?
NEDİM DİLEK  /  15.06.2019 - 13:09:31
 ANLATILANLARIN HEPSİ DOĞRU FAKAT EKSİK ÇOK: KISACA GÖLCÜK DEPREMİNDE DÜZCENİN %20 Sİ DÜZCE DEPREMİNDE 60 ı YIKILDI . O GÜN 7 inci KATA MÜSADE EDİLMESİ DAHA ÖNCE DE DÜZCEMİZİN İL YAPILMASI İÇİN ANKARAYA GİDİLMİŞTİ İŞTE O GECE SAAT 19.a 1 dakikika KALA DEPREM BAŞLADI DUVARDAN DUVARA SAVRULDUK KIYAMETİN NASIL OLDUĞUNU GÖRDÜK: binam yıkılmadı azcık sallantı ara verince evden sağlam duean arabamıza atlayıp emniyetin prefabrik konutlarına zor mor gidebildik. kısaca yaşananları anlatmak sayfalar sürer burada bu iş olmaz herkese saygılar ALLAH BÖYLE BİR FELAKETİ BİR DAHA YAŞATMASIn.
  Fatih Melih Maradit
YÜREK MESELESİ VE AKİF!
 
  Ayşegül Şenol Can
KADIN OLMAK
 
  Ulviye Dikmen
Şehrin öyküsünü yazacak yürek olmalı!
 
  Telat Çelik
ÖZLÜ
 
  Peri Meram Arbak
Işıtan Gündüz’ün Ardından
 
  Hümeyra Yılmaz
İyiler ayağa kalksın, toplum vicdanı yık
 
  Cemil Acar
Nazmi Çiloğlu ve Necmi Hoşver
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş
 
  Aysel Dural
20 KURUŞ DEYİP GEÇME!
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
Haydi Akçakoca’ya
 
  Caner Besler
Başarı Basamakları
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Fevzi
  DÜZCE'mizin bu duruma gelmesinde payı olanlar utansın. Bizden önceki nesil Düzce'yi hep ön plana çıkarmışlar ve karşılığını almışlardır. Bizim nesilde başarılı olduğuna inanıyorum. 1984 yılından sonra ekonomik ve sosyal açıdan sarsıntıya başlayan Düzce'miz son yıllarda şiddetli sarsıntı yaşıyor. Bu duruma gelmesinde siyasetin önemli rolü olduğu kanaatindeyim.
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Refiye
  İyi parti milletvekili Allah razı olsun sizden bizimkiler nerde acaba vekillerimiz seçim zamanı çok görüyordum neyse olsun rabbime havale ediyorum Dr. bir an önce atayın bir konuşun cumhurbaşkanına iletin Haberi olursa yollar sanıyorum.
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Mustafa
 Bizim milletvekilleri kendilerini düşünüyor. 2 seneye emekli oy verenler düşünsün.
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Mahmut
 Çürümüş bir zihniyetin (metal yorgunluğu) faydası olmaz Düzce’ye hizmeti görmek istiyorsak rekabet için değişim şart.
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Engin
 Düzce ye gelmek isteyen yok
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Nurten
 Düzce millet vekilleri ne ise yarıyor
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Hasan
 Artık buna çözüm bulunsun.
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Ali
  Adamlar baktı bizim iktidar partisinin vekilleri bir işe yaramıyor Allah rızası için bir el atalım demişler kadersiz Düzce.
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Tzcğl
  Bu yeni değil senelerdir ayni durumdayız. Nedense gelen doktorlar kaçıyor. Teçhizat az adam der tabi yapacaksam tam teçhizatlı yerde doktorluğumu yapayım der gider. Buradakiler hasta değil mi? Buradaki hastanelerin bağımsızlığı eksikliklerini gidermek neden kimsenin aklına gelmiyor. Hastalar Kocaeli, Bolu, Zonguldak, İstanbul’a gidiyor. Bu görmezden gelmek niye kardeşim sıra size gelmeyecek mi?
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Gafur
 Vallahi felçli hastam var Psikiyatriye götüremem tek doktor olduğunu söylediler. Cumaya da bir umut nasıl götürüp getiremem problem Allah'a yalvarmaktan başka çaremiz yok.
Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı? Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı?
  HOŞVER; Eksikleri tamamlayın sonra konuşun!
  HASTANELERİMİZ YETERSİZ!
  Veteriner İşleri Müdürlüğüne inşaat teknikeri!
  2014’de 181 Milyon olan borç 5 senede 477 Milyona nasıl çıktı?
  Sanki fazlamız varmış gibi şimdi de doktorlarımızı gönderiyorlar!..
  ÖZLܒNÜN ACI GÜNÜ!
  BAŞKAN ÖZLÜ TEK TEK AÇIKLADI!
   ‘Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli’
  HOŞVER; ‘HAZMEDEMİYORUM!...’
  Sigara boykotu Düzce’ye de sıçradı!
  Düzce'deki hastanelerin durumu ulusal basında!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı?
  Sofuoğlu: ‘Pisti tamamlamanın vakti geldi’
  Avrupa İkincisi Düzce’den!
  2 DAKİKADA BUGÜN
  TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’
  Şifalı su mühürlendi!
  Geleneksel Tıp anlatıldı!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  16.09.2019 - 2014’de 181 Milyon olan borç 5 senede 477 Milyona nasıl çıktı?
  18.09.2019 - TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’
  13.09.2019 - Veteriner İşleri Müdürlüğüne inşaat teknikeri!
  13.09.2019 - YÜREK MESELESİ VE AKİF!
  16.09.2019 - Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı?
  18.09.2019 - HOŞVER; Eksikleri tamamlayın sonra konuşun!
  16.09.2019 - HASTANELERİMİZ YETERSİZ!
  18.09.2019 - ARAŞTIRMA KOMİSYONU NE OLDU?
  12.09.2019 - ‘Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli’
  17.09.2019 - Sanki fazlamız varmış gibi şimdi de doktorlarımızı gönderiyorlar!..