Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :71287514 Aktif Ziyaretçi :1512 5 Haziran 2020 Cuma
[17:59] 3 kişinin Milletvekillikleri düşürüldü! -- [17:47] ‘Özel hükümleri değiştirilmeli’ -- [17:32] Beyaz eşya ve mobilya mağazalarında Covıd-19 önlemleri! -- [17:15] Kuyumcu, bijuteri ve saatçilerde alınacak önlemler açıklandı! -- [17:11] Kütüphaneler okuyuculara açıldı! -- [17:01] Valilik, normalleşme kararlarını açıkladı! -- [16:56] Kasap, manav, kuruyemişçi, balıkçı ve diğer gıda satış yerlerinde alınacak önlemler! -- [16:42] Anormal bir şekilde mi normalleşiyoruz? -- [16:35] Market ve süpermarketlerde Covıd-19 önlemleri! -- [16:16] Kozmetik ve Parfümeri mağazalarında alınacak önlemler! --
Cemil Acar
DÜZCE DEPREMİ VE HATIRALARIM

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:12.06.2019

 

   Bilmeyenler için, ben bir jeofizik mühendisiyim. Beni de tedirgin eden Hendek depreminden sonra, Düzce’de deprem gerçeği, bununla ilgili hatıralarım ve tespitlerimi sizinle paylaşmak istedim.

   Orta öğretimde depremle ilgili pek bir şey hatırlamıyorum. O zamana ait hiç unutmadığım şey ise, fizik dersinde, “Snell kanunu ne işe yarar” dediğim. Bak şu hayatın cilvesine, şimdi ondan ve özdirençten ekmek yiyiyorum. 1999 depremi öncesi, İzmit’te üniversitede okurken, Cengiz Kurtuluş hocamdan bölgede çok yakın bir süreçte deprem olacağını ve deprem sonrası oluşacak senaryoyu derslerde defaatle dinlediğimi hatırlıyorum.

   İzmit merkez bostan tarlası imiş, yaşlı insanlardan dinlemiştim. Tıpkı bizim Düzce gibi. Burhaniye Mahallesi’nde yaşlı bir amcanın “Oğul buraları balçıktı, kağnılarla taş getirdik, toprak örttük üstüne öyle yerleştik” dediği gibi.

   İzmit’te iki katlı öğrenci yurdunda kalırken, olan küçük çaplı depremlerin çokluğunu kanıksamıştık. Pencerelerin, dolapların, kapılarının çarpmasını hiç önemsemiyorduk. Ama 9-10 katlı Yahya Kaptan Konutları’nda depreme yakalanıp ta, beşik gibi sallanıp, çaresiz kaldığımızda deprem gerçeği ile yüzleşmiştik. Bunun bana yansıması ise 1998 yılında Düzce merkezli depremlerin çoğalması ve depremin geldiği ile ilgili Düzce’de çevremdeki insanları uyarmaktan öteye gitmemişti.

   Evet, özellikle 1998 yılından başlayıp 17 Ağustos’a kadar sürekli deprem oluyordu. Bazı geceleri deprem olduğunda, alttan gümlemelere uyanıyordum. Aileme ve insanlara söylediğimde küçük bir şaşkınlık ifadesinden sonra önemsemediklerini görüyordum.

   Öyle ki yakın akrabalarıma, inşaat yaparken, yakında deprem olacak, mutlaka inşaat halindeyken ve yapıldıktan sonra, daireleri satarken, sigortaları yapılmış şekilde vermeleri gerektiğini onlara o aklımla sürekli söylemiştim. Ama kendi evimizle ilgili olarak ta bir şey yapmakla ilgili hiçbir şeyin aklıma gelmemesinin hala şaşkınlığı içerisindeyim.

   Akrabalarım sigorta yaptırmadılar devraldıkları bina yapım aşamasında ağır hasarlı olduğu için yıkıldı. Bizim evse maşallah yıkılmadı. Annemgil hala aynı evde oturuyorlar. Şener Öztürk Amca!  Yaptığın bina için depremden sonra gelip sana teşekkür etmiştim. Bir daha teşekkürler.

   Ağustos 1999 Gölcük Depremi’ni Kütahya’da askerde iken 4 katlı binada depreme yakalandığımda, bina sallanırken ve insanalar kaçışırken, camlardan pencerelerden atlarken, ben panikle karanlıkta kaybolan terliğimi yerde arıyordum. Komik ama gerçek!

   Kasım 1999 Düzce depremini ise Yalova’da denizden kazanılmış askeriyeye ait alanda, iştimada, binanın üzerimize üzerimize geldiğini ve bizim askeri disiplinle olduğumuz yerde hazırolda kala kaldığımızı hatırlıyorum.Ve sonrasında birçoğumuz gibi akrabalarımı bu depremde kaybettiğimi öğrendim. Depremde kaybettiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum.Televizyonda Düzce’yi gözyaşları içerisinde izlerken, yıkıntılar arasında yardım çığlıklarının evimizin yakınındaki binadan geldiğini bile fark edemedim.

   12 Kasım Düzce Depremi’nin ertesi gün Düzce’ye geldiğimde Kültür Mahallesi’nde yanan binalardaki insanlarımızın et kokusunu istemeyerek te olsa içime çektim ve çıkarılmayı bekleyen insanların bağırışlarını ve inlemelerini duydum. Ölenlerin ise siyah torbalara konuluşunu gördüm. Onlara yardım edemeyen insanlarımızın çaresizliklerini,üzüntülerini hissettim. Hep beraber kaybettiklerimizin ardından gözyaşı döktük. O acı günleri hiç bir zaman unutamam. Yaşadım, yaşadık. Allah beterinden korusun. Ama deprem, dünyanın nefes alması. Elbette sona dek nefes alacak. Kaçınılmaz.

   O zamanlarda insanların toplanma merkezi İnönü Parkı olmuştu. Kaldığımız yer ise Kasaba. Bana verilen görev ise ekmek bulmak. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve kamyonlarla gelen ekmekler. Depremin artçılarında, dedemin yapılırken her aşamasını bildiğim ve 2 katlı eve güvendiğim için herkes dışarıda iken, ben evde kaldım. Gündüzleri toprakta secdeye vardığımda, duyduğum seslerle irkildim. Deprem sonrası da epeyce o binada yaşadım. Şimdilerde o binanın etrafında ise eskiden çeltik tarlaları olan alanlarda çok katlı yurtlar var. Umarım yapılırken mühendislik hizmetini doğru almışlardır.

   Depremin ardından Düzce’yi dolaştığımda mühendislik hizmeti görmüş-görmemiş 1-3 katlı binaların birçoğunun ayakta olduğuna, 4-6 katlı binalarının ise ya yıkıldığına, ya da ağır hasar aldığına şahit oldum. Şehir merkezinde ise, birçok yol, yıkıntılardan dolayı kapanmıştı. Bu yüzden deprem sonrasında ulaşımlarda aksamalara neden olan yollarımıza alternatif olacak çevre yollarının hala bitirilmemesi hicap verici bir durum.

   Acı verici olan başka bir şey ise, çok güçlü yumruk yiyip te ayakta zor duran o eski binalarımız için devlet olarak çözüm üretilmemesi. Bu binalarda hala kendimiz oturduğumuz gibi dışarıdan gelenlere makyajlayıp sattık yâda kiraya verdik. Bu binaların bir darbe daha yemesi durumunda yıkılması muteber olan beton mezarlık olacağı aşikârdır. Her ne hikmetse binalarımıza ısı yalıtımını yaptırırken, binalarımızın birçoğunun yıkılması gerçeği ile yüzleşmekten çekindiğimiz için,bu güne kadar binalarımızın depreme karşı dayanıklı olup olmadığını görmemezlikten geldik. Onlar duymadı biz görmedik misali.   

   Deprem sonrasında resmi binaların birçoğunun ise kullanılmaz olduğunu üzülerek gördüm. Aynı müteahhitlerin, aynı mühendislerin ve aynı işçilerin yaptığı 4-5 katlı binaların birçoğu Gümüşova’da sağlam zeminde ayakta kalırken, Düzce’de çürük zeminde yıkılmış ya da ağır hasar görmüşlerdi.

   Bu soruna şimdiki yapılan binalarda çözüm bulunuyor mu? Cevap hayır. Problemin büyük bir çoğunluğu zeminde ama yapı denetimlerde yerbilimcinin karşılığı var mı? Tabiki yok.Düşündürücü.

   Ya müteahhitlik müessesi memleketimizde herkesin müteahhit olabilmesine ne demeli. Koskoca Avrupa’dan 10 kat daha fazla müteahhidimizin olması gerçeği ile artık yüzleşmenin vakti gelmedi mi?

   Devlet bir yıl içerisinde üst üste 2 büyük deprem yaşadığı ve ekonomik olarak güçlü olmadığı için, bu deprem yaşayan bölgelerdeki binaların incelenmesini proje müşavirlik(PM)  firmalarına verirken,  yeniden imarlaşmayı ise belediyelere bırakmıştı. Maalesef bu uygulama bana göre başarılı olmadı.

   Aklımda o zamana ait kalan bazı garip şeyler; Dönemin Belediye Başkanı Ruhi Kurnaz’ın yıllarca bitmeyen gözyaşları,

   İlk başlarda epoksi ile güçlendirmeye inanan insanların olması, daire karşılığı binaların yıkılmamasının bir şekilde sağlanması, kolonları çelik güçlendirmede hasırlara bağlantı yapılması, parmaklarımla bembeyaz kolondan kraker gibi beton koparabilmem,

   İlk depremde bir tarafı güçlendirilmiş bir binanın ikinci depremde diğer taraftan yıkılması,  her katı farklı yöntemlerle yapılmış 3 katlı binanın ayakta kalması,

   Mühendis ve mimarların birbirlerine yıkmadıkları binalardan kaç dairelerinin olduğunu sorması, zemin deneyleri için bazı bölgelerden zeminin sıvı olması nedeniyle numune alamamam.

   Ve bir binanın bir kısmının ağır, diğer kısmının orta hasarlı raporu alması ve uzun yıllarca davaların devam edip 11 kere bilirkişi değiştirmesi,

   Radyoda durmaksızın reklamları dönen Turgay Turhan adı ve acı bir gülümse.

   Devletimiz yıkılan binaların yerine kalıcı konutları oluştururken, kirada olanları ise unutmuştu. Onca zaman geçti. Hak arama mücadeleleri hala devam ediyor. Yasal olan haklarına kavuşma mücadelelerinde sayıları, umutsuzluktan, yılgınlıktan azaldı belki,  belki de birçok öleni oldu bu uzun süreçte.

   Şimdilerde bir daha dava kazandılar, TOKİ hak ettikleri yasal krediyi onlara verecek mi? Bakalım bu dünya da kendi evlerinde yaşamayı görebilecekler mi?

   Ne acıdır ki depremde hasar gören mevcut bu binaların,  ne incelenmesinde, ne güçlendirilmesinde ne yıkılmasında ne de yeniden imarında başarılı olabildik. Devlet planlama teşkilatı oluşturulan yasa gereği PM şirketlerini denetleme yetkisinin olmamasından yakınırken, belediyemiz ise sürekli imar planlarını değiştirip 1999 depremlerinin öncesindeki durumuna getirmekle meşgul oldular. Gün geçmiyor ki bırakın bölgeseli, adasalbazda sürekli plan değişikliği oluyor. Yazık!

   Hiç unutmam, Mehmet İbrahimoğlu’nun, yerel televizyonda, zamanın Afet İşleri Genel Müdürü Mustafa Taymaz’la yaptığı programda, Taymaz’ın şu cümlesi mealen şöyleydi;  “Düzce’de 4 PM şirketi var. 3’ü birer tane,  1’i 10 tane binaya yıkım kararı vermiş, yıkım kararı veren PM firmasını incelemeye aldık.” Ne diyeyim. Sözün bittiği yerdi.

   2001’de şimdiki valilik binasının olduğu alan yeşil alanken önce 2 kat, sonra 3,şimdilerde ise 4 kata izin verildi. Hatta bu imar rantı öyle bir güç ki; Cumhurbaşkanımız Düzce’ye her geldiğinde  “3 katı geçmeyin, dikey değil yatay yapılaşın” dedikçe, Düzce’de katlar daha da yükseldi. Rant sen nelere kadirsin.

   Günün birinde bilirkişilik yaparken Hâkime Hanım’a öylesine lafın arasında “Depremden sonra mühendisleri neden içeri aldınız?” diye sormuştum. O da gülümseyerek bana  “sizleri halktan korumak için” demişti. Allah Korusun!

   Kalın sağlıcakla..

Peki, Senin Yorumun?
NEDİM DİLEK  /  15.06.2019 - 13:09:31
 ANLATILANLARIN HEPSİ DOĞRU FAKAT EKSİK ÇOK: KISACA GÖLCÜK DEPREMİNDE DÜZCENİN %20 Sİ DÜZCE DEPREMİNDE 60 ı YIKILDI . O GÜN 7 inci KATA MÜSADE EDİLMESİ DAHA ÖNCE DE DÜZCEMİZİN İL YAPILMASI İÇİN ANKARAYA GİDİLMİŞTİ İŞTE O GECE SAAT 19.a 1 dakikika KALA DEPREM BAŞLADI DUVARDAN DUVARA SAVRULDUK KIYAMETİN NASIL OLDUĞUNU GÖRDÜK: binam yıkılmadı azcık sallantı ara verince evden sağlam duean arabamıza atlayıp emniyetin prefabrik konutlarına zor mor gidebildik. kısaca yaşananları anlatmak sayfalar sürer burada bu iş olmaz herkese saygılar ALLAH BÖYLE BİR FELAKETİ BİR DAHA YAŞATMASIn.
  Fatih Melih Maradit
Anormal bir şekilde mi normalleşiyoruz?
 
  Ayşegül Şenol Can
KAHVALTI HABERLERİ
 
  Ulviye Dikmen
GEÇMİŞE İZİN VER! GEÇSİN....
 
  Telat Çelik
ÜNİVERSİTE -2- (Valilik Hocaları neden u
 
  Peri Meram Arbak
Sağlık çalışanlarının hakkı ödenir mi?
 
  Hümeyra Yılmaz
Mevkiimiz kalıcı sorunlar güncelleme
 
  Cemil Acar
SEZEN AKSU
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
NASIL BİR BAYRAM?
 
  Tarık Şahin
Kendinize ve çevrenizdekilere bir iyili
 
  Aysel Dural
Galatasaray’ın renkleri neden sarı kırmı
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
Haydi Akçakoca’ya
 
  Caner Besler
Başarı Basamakları
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " MARADİT AİLESİNİN ACI GÜNÜ! " Haberine...
 Askin hare
 Mekani cennet olsun ins cocuklugumun entel ablasiydi idolümdü nurlar içinde yatsin ailesine rabbim sabir versin.
  " FATMA ÖZTÜRK HAYATINI KAYBETTİ! " Haberine...
 sevgi
 Mekanı cennet olsun.
  " GEÇMİŞE İZİN VER! GEÇSİN.... " Yazısına...
 Ferah Teber Coşan
 Çok geçmiş olsun olsun sevgili Ulviye abla . Biliyor musunuz ben dişçiden hiç korkmaz kızım da .İlk size getirmişti annem.Hoşgeldiiin Müesser hanım diye sıcak karşılamanızı unutamam.Annemi kısa bir süre önce kaybettim paylaşmak istedim.Tekrar geçmiş olsun gülen yüzünüz solmasın.
  " Fabrikalara maske tedarik edildi! " Haberine...
 sevgi
 Her yere dağıtılan şu maskeler sadece vatandaşın evine ulaşamadı ya.
  " GEÇMİŞE İZİN VER! GEÇSİN.... " Yazısına...
 Yılmaz uğurlu
 İyilikten başka bir düşüncesi olmayan dünya iyisi. Seni tanımak ayrıcalık diyorum..
  " Sağlık çalışanlarının hakkı ödenir mi? " Yazısına...
 ulviye dikmen
 Yaşamımızı borçlu olduğumuz sağlık emekçilerini kocaman bir alkışla selamlıyorum..Sorunların çözümü hepimizin sorumluluğunda...sevgiler
  " NASIL BİR BAYRAM? " Yazısına...
 ulviye dikmen
 Bayram tadında günlerimizin umuduyla, güzel yazına teşekkür ediyorum sevgiler
  " GEÇMİŞE İZİN VER! GEÇSİN.... " Yazısına...
 Fazlı Coşkun
 Çocukluğumun aydınlık yüzü, ilk yol gostericim.... Yazında da belirttigin gibi büyümeyi değil olgunlaşmayi öğreten insan...Hasretle ellerinden öpüyorum... Sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim...
  " GEÇMİŞE İZİN VER! GEÇSİN.... " Yazısına...
 Güner Bayraktar
 cok gecmis olsun dualarimiz hep sizinleydi iyilik ettiginiz kisilerin dualari size gecirdiginiz surecte yaninizdaydi Duzcenin size ihtiyaci var ulviye hanim kendinize iyi bakin zafer'in selami var Güner Bayraktar
  " GEÇMİŞE İZİN VER! GEÇSİN.... " Yazısına...
 Hamdi Özlü
 Geçmiş olsun Düzce sevdalısı gönlü güzel abla.
Çocuk Kardiyoloji Uzmanı hasta kabulüne başladı! Çocuk Kardiyoloji Uzmanı hasta kabulüne başladı!
  FATMA ÖZTÜRK HAYATINI KAYBETTİ!
  MARADİT AİLESİNİN ACI GÜNÜ!
  18 yaş altı ve 65 yaş üzeri için yeni genelge!
  Kafasında şişe kırdılar!
  Koronavirüs bir can daha aldı!
  Bakın hangi oyunlar yasak!
  VALİLİK YENİ KARARLARI AÇIKLADI!
  KAZA SONRASI D - 100 SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ!
  Fabrikalara maske tedarik edildi!
  METEOROLOJİDEN UYARI!
  Şahin ve Kaya Düzce ve sporu konuştu!
  Bakan Selçuk açıkladı: LGS'de 3 önemli değişiklik!
  Otobüs yolculuğunda koronavirüs önlemleri belirlendi!
  Kıyı balıkçıları hazırlıklarını sürdürüyor!
  Vali Dağlı cuma namazına katıldı!
  Dܒde Sürekli İşçi Alımı kura çekimi yapılacak!
  İL UMUMİ HIFZISSIHHA KURULU'NDA ALINAN YENİ KARARLAR!
  65 yaş üstünü heyecanlandıran açıklama!
  Düzceli Uzman Çavuş Şuayip Gönül ağır yaralandı!
  TEŞEKKÜR
  30.05.2020 - GEÇMİŞE İZİN VER! GEÇSİN....
  29.05.2020 - Dünyada ilk kez Türkiye’de incelendi: Çamurda corona çıktı!
  30.05.2020 - Sağlık çalışanlarının hakkı ödenir mi?
  30.05.2020 - NASIL BİR BAYRAM?
  30.05.2020 - Neden değerlendirilmiyor?
  29.05.2020 - İşte Düzce'de ibadete açılacak camiler!
  30.05.2020 - Fabrikalara maske tedarik edildi!
  31.05.2020 - FATMA ÖZTÜRK HAYATINI KAYBETTİ!
  1.06.2020 - MARADİT AİLESİNİN ACI GÜNÜ!