Modern zaman köleleri

  • 17.02.2011

 

Otomotiv endüstrisi tarihindeki en iyi üreticilerinden olan Ford 1930 yılında kuruldu ve üretime başladı. Başlangıçta, Dodge Kardeşler Motorlu Araçlar Şirketinin kurucuları olan Horace ve John Dodge kardeşlerle birlikte 28 bin Dolarlık yatırım ile işe başladıklarında Henry Ford 40 yaşında idi. Yüz yıldan fazla süredir bir aile şirketi olarak yönetilen Ford, bugün dünyadaki en karlı ve büyük şirketlerinden biri haline gelerek dünya çapındaki üreticiler arasında 4. sırada sırada yer almakta.

 

   İlk birkaç modeli Detroit'te üretilen Ford, taleplere bağlı olarak üretim arttıkça daha büyük bir fabrikaya taşındı.

 

   1920 yılında şirket içinde uygulanmaya başlayan yenilikler büyük yankı uyandırdı. Uygulamanın başlangıç aşamasında yeni başlayan işçilerin eğitim masrafları ekstra maliyet oluşturarak üretimde gecikmelere sebep oldu.

 

   O tarihlerde aynı sektörde çalışanlara günlük olarak 2,35 dolar ödenirken, Ford bu rakamı iki misli arttırarak günde 8, haftada 5 gün çalışma karşılığında günlük çalışma ücretini 5 dolara çıkarttı.

 

   O dönemde çalışanlarının kendi ürettikleri ürünleri alabilecek duruma getirildikleri bu çalışma koşulları Wall Street tarafından eleştirildiği gibi, sektörün diğer üreticileri arasında da şaşkınlık yarattı, çünkü bu durum onların çalıştıracak işçi bulmalarını da güçleştiriyordu.

 

   Ford'a bu konudaki düşünceleri sorulduğunda şöyle cevap vermiş; “Çalışanlar ne kadar mutlu olurlarsa işlerinde de o kadar istekli, başarılı ve girişken olurlar. Onlara verdiğimiz paralar yine üreticilere geri dönecektir nihayetinde. Çalışanlar, ürettiğim araçları satın alacak müşterilerdir de aynı zamanda. Mutlu ve üretken işçiler buradan ayrılmak istemeyecekler, bu yüzden her defasında yeni işçi alınarak, onların eğitim, alışma süreçlerindeki zaman kaybı maliyetleri de etkileyecektir.”

 

   Günümüzdeki çalışma koşullarına bakıldığında, üreticilerin, işverenlerin bu uygulamaların tam tersi bir tutum içerisinde olduklarını görüyoruz. O gün Ford'un, herkes tarafından basitçe anlaşılabilecek bir mantıkla hareket ettiğini anlamak zor değil. Ekonomi uzmanı değilim, ancak çalışan kesimin refahının tüm topluma yansıyacağını anlamak için uzman olmaya da gerek yok. Çalışanların aldıkları ücretle asgari yaşam koşullarını yerine getirdikten sonra yapacakları her alışverişin ekonomiye yansıyacağı herkesin bilebileceği bir şeydir. Kısa vadede bu durum işveren açısından bir kayıp ya da zarar gibi görünmesine karşın, uzun vadede etkilerinin tüm topluma olumlu olarak yansıyacağı aşikar.

 

   Ford bunu yıllar öncesinden görerek, bugün bir dünya devi haline gelmiş örneklerden sadece bir tanesi. Oysa günümüzde kar etmeyi ya da maliyetleri düşürmeyi, işçilerin maaşlarını kısıp asgari düzeyde tutarak başarmaya çalışıyorlar. Üretilen ürünlerini alacak pazarlardaki insanların, çalışarak para kazanan insanlardan oluştuğunu anlamakta güçlük çekiyorlar. Bu bir anlamda bindikleri dalı kesmek anlamına geliyor, ki o dalın üzerinde bütün bir toplum oturmakta ya da bir ihanet oyununun piyonları gibi davranıyorlar. Akılcı ekonomik planlamalar yapmak yerine sığ düşüncelerle insanlara adeta köle zihniyeti ile yaklaşan üreticilerin bu tutumlarının uzun vadedeki sonuçlarını ise günümüzde yaşanan ekonomik darboğazdan anlamak mümkün.

 

   Yerel anlamda bakılırsa; örneğin Düzce'mizde, yukarıda bahsettiğim olayların olumsuz örneklerini sıralamak mümkün. Düzce'ye ekonomik sebeplerden ötürü teşviklerle çekilen üreticilerin bir çoğu, belki de ürünlerini bu şehirde yaşayanlara satmadıklarından olsa gerek çalışan kesimin hakları ile ilgili değiller. Ne de olsa pazarları burası değil. Ancak kentin idarecilerinin bu durumu görebilmeleri gerekir. Çalışan kesimin refahının öncelikle bu şehre yansımasının bir yolu da, öncelikle  çalışanların haklarının yerel yöneticiler tarafından korunması olmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü çalışan kesim kazancını öncelikle yaşadığı şehirde harcayacaktır. Bu yaklaşım şehirdeki esnafın, tüccarın karlarını arttıracak zincirleme bir unsurdur. Peki bu tutum günümüzde ne kadar uygulanmaktadır? Yerel yöneticilerin açıklamalarına bakarsanız şehre getirilen sanayicilerin çokluğu, onların üretimlerinin artması bir başarı olarak tanımlanmaktadır. Artan üretimlerine, artan ithalatlarına bakarak bu şehre, bu şehrin insanlarına neler verdirdikleri ise ortadadır. Asgari! ücret adı altında yüzlerce insanımız bu kuruluşlarca çalıştırılmaktadır. Asgari (!) ücret diyerek vurguladım, ancak yasal çalışma koşullarına, çalışma sürelerine bakarak aldıkları ücret aslında asgari ücret bile değil.

 

   Yazının başında Ford örneğini verdim.

 

   Ford Amerikan Tarihi açısından bakıldığında vatansever bir ekonomik politika izlemiştir. Bunun tersine davranan herkes de üretimini yaptığı bölgeye, o bölge insanına, o bölgenin ait olduğu topraklara, ülkeye ihanet etmektedir. Salt kendi çıkarlarını, kendi karlılıklarını düşünen sistemler ne kendilerini geliştirebilmiş ne de uzun süre ayakta kalabilmişlerdir.

 

   İktidarların desteği ile ezici bir güce erişip, elde ettikleri bu gücün avantajı ile devleşen kurumlar da var elbette, ancak temel olarak ele almak gerekirse, sorunlara bilimsel olarak yaklaşarak çözümler üretilmesi, işlerin uzun vadede başarılı olmasını sağlayacaktır.

 

   Bunun dışındaki yöntemlerle, kifayetsiz muhterislerin elinde oyuncak olmuş modern zaman köleleri olmaktan kurtulmak asla mümkün olmayacaktır. 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (www.burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.